Dünyadaki nesnel parçalanmışlıkları ahlaki iyinin ve kötünün, iyimserliğin ve kötümserliğin ötesinde kavramamızı sağlayan trajik kategorisinin ikinci bir özelliği bugün mutluluk fikri üzerinden yürüyen güncel budalalıkları gülünçleştirebilmesidir. Epey moda olan bu öğretiler, ne olursa olsun, nerede olursak olalım mutlu olabileceğimiz konusunda nazik telkinlerde bulunurlar; çünkü mutluluk sadece bize, bizim küçük öznelliklerimize bağlıdır, bilgelik ve "pozitif psikoloji" alıştırmalarıyla elde edilebilir. Ahlak Metafiziğinin Temelleri eserinde Kant'ın dediği gibi: "Eğer ilahi Kayra mutlu olmamızı isteseydi, bize akıl bahşetmezdi." Bununla paralel olarak, Flaubert, 13 Ağustos 1846'da Louise Colet'ye yazdığı mektubunda sağduyu ve espriyle şöyle diyor: "Hayvan olmak, egoist olmak ve sağlığı yerinde olmak: işte mutlu olmanın üç şartı. Ama eğer ilki değilseniz hiç şansınız yoktur.
"Sen nefsini aşmak, herkesi bir ve eşit görmek, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmek yolunda minnacık bir adım bile atsan muhakkak karşılığını görürsün. İlahi bir nizam olduğuna inanıyorsak eğer biliriz ki bunun içinde tesadüfe yer yok."
Sayfa 353
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Allah, insanların önüne iki beyt koymuştur. Biri, maddi beyttir ki o Kabe'dir. Digeri ise manevi beyt olup Rabb'in beyti olan kalptir. Kalp evi, Rabb'in nurundan boş kalınca, maddi beyti ziyaret etmeye iştiyak duyar. Kalp beyti, içinde yerleşenin (Rabbinin) nuru ile mamur olunca, başkası için bir kıble hükmünde olur. Artık bu kalbin Rabbinin nurundan başkasına yönelmeye ihtiyaç olmaz; tam aksine o, kendisini ilahi varidatların ve nurların tavaf ettiği, ilahi marifet, ilim ve sırların her yandan kuşattıgı bir kabe olur. Sonra bu kalp, kainatın kutbu olur; halk her yönden ve mekandan ona akın akın akar gelir. Bu haldeki bir kalp, bütün kainat kendisini tavaf ederken o, maddi kabeyi ziyarete nasıl iştiyak duyar? Allah kendisine rahmet etsin, Hallaç demiştir ki: "Ey O'nu sevdiğim için beni kınayan kimse! Eğer benim O'ndan gördüklerimi sen de görseydin beni kınamazdın! İnsanların haccedecekleri yerleri vardır; benim haccedecegim ise gönlümde yerleşen sevgilidir. Kabe'yi ziyaret edenler, götürdükleri hayvanları kurban ederler; ben ise canımı ve kanımı kurban ederim." (Abdurrahman-ı Fasi), Haşiye'de "Kim oraya girerse emin olur ... " ayetinin tefsirinde demiştir ki: "Aynı şekilde kim, Allah'ın velilerinden bir velinin gönlüne girerse o da azaptan emin olur. Hiç şüphesiz arifin kalbi, Hakk'ı murakabe ve müşahedelerin gerçekleştiği bir harem bölgesidir."
İlahi
İlâhi, altı yüz bin müslüman birden boğazlandı.. Yanan can, yırtılan ismet, akan seller bütün kandı! Ne ma'sum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı! Ne bikes hânümânlar işte, yangın verdiler, yandı! Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı! bikes hanumânlar: kimsesiz ev,ocak
Şiir
Sana karşı insaflı davrananlara insafsızca davranma
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Dinle yaşamanın ne olduğunu bilemiyorduk, inanca akıl yoluyla ulaşılamayacağına göre bilemezdik de; insanın bir kenara atılabileceğine inanamıyor, bu açıdan düşününce kendimizi nereye koyacağımızı da bilemiyorduk; bu durumda sahip olduğumuz ruh, hayatı estetiğin gözüyle seyretmekte işe yarayabilirdi ancak. Böylece dünyaların cafcaflı görüntüsüne yabancı, ilahı olana ilgisiz, insanı hor gören bireyler olarak, kendimizi, boşu boşuna, beyin sinirlerimize uygun düşen karmaşık bir Epikürosçuluğun bağrında serpilmiş amaçsız duygulara bıraktık.