Ölüm ateş saçan bir köpek ve bir eleğimsağma
Tifo ateşidir kuduz köpeğidir
Kolera eleğimsağma
Bir şairin müsvedde kağıtları gibi yanar
Bir insanlık üstüste katlanarak elinde vebanın
Değmesin bir vücuda gözleri kanserin
Boşanır yaz sıcağında üstünden ölümün sular serin
Taha'nın her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramada
Açılmış sanki göğsü bütünüyle bir mehtaba
Ay yanar narlarda veremli bir göğüs gibi
Tutar göğü sularda kırılan bir horoz gibi
En belirli bakış akşamın bakışları
Evleri döndüre döndüre batıran o kış
Yakışmış çocuklar ve genç kızlar bahara yalnız
Isınmış saçları ısınmış ısınmış ısınmış
Taha'nın her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramada
Ne bahardan bir gül ne yazdan bir yemiş
Ne kıştan imdat ne sonbahardan sacla
Bir ara dinlendiriyor yüreğini Beethoven
Dört duvardan yavaş yavaş gelen
Gözlerden bir çılgınlık akıyor geriye geriye doğru
Van Gogh'un elleriyle kırılan bir başak mı bu
Cermen baltalarıyla Frank sopalarıyla İskandinav buzullarıyla
geçti Wagner
Bir ses ki Asur kabartmalarından beter
Beklenen muştunun heykeli mi kırılciı battı
Sona mı erdi eleğimsağmaların saltil natı
Akşam akşam dar sokaklar ağzında kayboldu bir bir
Hayallerimizin icadı putlar düşten yoğrulmuş tanrılar
Ergenin şeytan aldatmacaları
İnsanın ilk karşılaştığı denizlerin
Yaşadığımız topraklarda pek çok şey istediğimiz gibi gitmiyor olabilir. Ama o topraklar bize idealleri uğruna cefa çekmeyi rahatlığa yeğleyen yiğit kişiler tarafından miras bırakıldı. Bugün çokları onu görmek ve göstermek istemese de, yüzyıllardan süzülerek gelen bir kültürel bellek var. Bu bellek en zor zamanlarda imdat isteyebileceğimiz, bize kim olduğumuzu söyleyen, yönümüzü gösteren bir pusula gibi yolumuzu aydınlatıyor.
Montreal güzel şehir, Kanada altyapı sorunlarını çoktan halletmiş bir ülke ama, Dostoyevski diliyle söylersek, "Bizim kadar iyi çay demleyemiyorlar!"
O gün de bilindik konuşmamız aktı, herkes birbirinin iyi halinden emin oldu, cümleler veda anına yaklaşırken içimden bir soru fırladı. Dünyaya doğru bir çapa. Günler süren gecenin içinde bir mum ışığı. Yeryüzünde sürüp giden yaşama bir çengel. Kıyısına vurduğum ıssız adada kumlara yazdığım "İmdat" yazısı. Bana bile duyar duymaz "içimde var mıymış böyle bir şey sahiden?" dedirten bir hayat belirtisi.