Tamamen sağır olan birisi, bir kap sütü ısıtırken bile göz hapsinde tutmak zorundadır; açık kapakta, bir kar fırtınasının yansımasına benzeyen beyaz, uzak kuzey yansımasını görünce, bu uyarıcı işarete itaat edip, Tanrı'nın suları geri çekmesi gibi elektrik fişini çekmek, akıllılık olur; çünkü kaynayan sütün yükselen, ihtilaçlı yumurtası vakit geçirmeden, yanlamasına birkaç yükselişle kabarmasını tamamlar, kaymağın kırıştırdığı, yarı yarıya devrilmiş yelkenleri şişirip yuvarlar, fırtınanın ortasına sedeften bir yelkeni sürer; elektrik kasırgası zamanında önlenirse, akımın kesilmesiyle bütün yelkenler kendi etraflarında fır dönüp manolya yapraklarına dönüşerek sürüklenirler. Ama eğer hasta gerekli önlemleri almakta gecikmişse, kısa sürede, bu süt kabarmasının ardından oluşan beyaz deniz kitaplarını, saatini yutar; hasta, yaşlı hizmetçisinden imdat istemek zorunda kalır; hasta ünlü bir siyasetçi veya büyük bir yazar da olsa, hizmetçisi artık beş yaşında bir çocuktan fazla aklı kalmadığını söyler kendisine.
Alıntı
O kadar çok gülerek aslında imdat çığlıkları atmıştım.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Kimin kime imdat etmeye mecali vardı? Kelden köseye muavenet mi olurdu? Hepimiz muhtacı himmet bir dede idik, nerede kaldı ki gayriye himmet edecektik? (muavenet: yardım)
Sayfa 87 - İnkılap Yayınları·Kitabı okuyor
“Bir kar fırtınasının ortasındayım. Rüzgâr yüzümü kamçılıyor, tabakalar halinde, hızla savrulan kar taneleri gözlerime batıyor. Bembeyaz katmanların arasında tökezleyerek ilerlemeye çalışıyorum. İmdat diye bağırıyorum, ama rüzgâr çığlıklarımı boğuyor. Düşüyorum, karın içinde soluk soluğa yatıyorum; beyazlığa karışmışım; rüzgâr kulaklarımda inildiyor, karın taze ayak izlerimi sildiğini görüyorum.”
Arkaik toplumlar, aynı zamanda, insan ile doğa uyumunun en üst düzeyde olduğu toplumlardır.
Felsefe ve Düşünce