• "Düşünmek, tecrübenin yerini tutar. Sen, her şeyi inceden inceye düşün. "
  • Aşkullah, Şevkullah, Muhabbetullah, Muhabbet-i Resûlullah kalplere nakşola…

    Muhyiddin Şekûr. Amerikalı Psikoloji Profesörü. İslâmla tanışması tam 25 yılını almış. İslâmsız geçen 25 yıl ve sonra müridân ve dervişân bir ömür… Tanık olduğu nice imtihanlar, dersler, zorluklar. Okuyorsunuz amma kitaba kulak verirseniz, sırlı harflere, hâl diliyle çok şey anlatıyor Şekûr. Hâl sarîdir, kalpten kalbe nüfuz eder. Kalbên idrâk... Açın bir bakın, nasıl edeb, nasıl güler yüz, nasıl sâfi gözler, sâfî kalp… Hâl ehli olduğunu daha iyi anlayacağınıza inanıyorum.

    Su Üstüne Yazı Yazmak Şekûr’un tasavvufla tanışması ile başlıyor. Arkadaşlarının daveti üzerine bir câmiye gidiyor… Şöyle diyor Şekûr;
    “Yer yer çatlamış bir tavan, eski eşyalar, muşambadan yer döşemesi, evde yapılmış kara tahtalar ve hocanın arkasında bir yazı tablosuyla süslenmiş duvar. Duvardaki yazı son derece güzel, inceden inceye yazılmıştı. Duvar ve tabiî benim dikkatimi de boydan boya kaplıyordu. Bir huzur yankılanıyordu yazıdan ve bana anlayamadığım bir aşinalık veriyordu, fakat yine de anlamını çözmeyi başaramamıştım. Konuşma süresince dikkatim hep onun üzerinde oldu. Şaşkınlık içinde, yanımda oturan yaşlı kadına sordum:
    “Madam, nedir bu Allah aşkına?” “

    Arayışı işte böyle başlıyor. Okudukça kapılıyorsunuz kitaba. Sanki o anlatıyor da siz de o derslere tabiî tutuluyorsunuz. Nihâyetinde İmam’ı rehber ediniyor ve kendine temeller atmaya başlıyor. Fakat içinde hep bir boşluk hissediyor. Eğer bu yola girdiyseniz bir Mürşid’e ihtiyacınız vardır. İmam bunu ona anlatıyor ve Yaradan’ın inayeti ile Şeyh'ini buluyor. Şeyh’ini bulma süreci bu kadar basit değil elbette. Yaşadığı inanılmaz lütûflar var ve sizinde derûnunuza temas ediyor.

    “ "Beni sana manevî üstadım şeyh Nûn Kıbrısî'nin Şeyhi, Şeyh-i Ekber Abdullah Dağıstanî gönderdi. Şeyh-i Ekber halen ahirette olduğu için, kendisi hakkında daha çok bilgi edinmek istersen Şeyh Nûn ile temas kurmanı tavsiye ederim. Şeyh-i Ekber bana aradığın Şeyhi ve ayrıca diğer aradıklarını da bulacağını söyledi."
    Ağlıyordum. O konuştukça ben ağlıyordum. “

    Yarabbi ne büyük lütûf demiştim kendi kendime… Ahirete intikal eden tasavvuf erbabları halen müridleriyle iletişim kurabilmektedirler. Belki de tasavvufun en çok eleştirilen yönü budur lâkin inanıp inanmamak size kalmıştır.
    “Allah'ın lûtfuyla Şeyhime kavuşmuş olarak, onun buraya bir rehber olarak gelişinin büyük bir rahmet olduğunu anladım. Gerçek Allah erleri kaknüs kuşu kadar ender bulunur ve dünya sahte öğretmenlerle doludur."

    Daha sonra Şekûr’un dersleri 1. Bölüm başlığıyla başlıyor. Her ders birbiriyle bağlantılı ve dersin sonunda cevabı aldığınızı sanıyorsunuz lâkin, bazen bir diğer derste çok farklı cevaplar buluyorsunuz kendinize. Yada bir şeyler gerçekten havada kalıyor ve düşünüyorsunuz sınırları zorluyorsunuz. Ben hala bir çok cevaba vâkıf olamadığımı düşünüyorum. Tasavvuf bir derya ve çok düşünmeniz, çok tefekkür etmeniz ve çoğu zaman da teslim olmanız gerekiyor.
    Hayatta her şey bir işaretmiş. Yaradan bir şekilde bizi çağırıyor, uyarıyor, amma görmeyi bilene…

    Borular dersinden kısa bir özet geçmek istiyorum.
    “Tarif edilmez bir hüzün ve gam beni kıskacına almıştı.”
    “Gözyaşlarım tâ içimde birikiyordu. Gözlerime perdeler iniyor gibiydi. Bakışlarımı uzak göklerden alıp, önümdeki lavaboya çevirdim. Tıkanmıştı.”
    Üstelik Şekûr çok kısa bir zaman önce açtırmıştı lavabosunu. Bu kadar kısa sürede tıkanışına hayret ediyordu. Ev sahibinden yine yardım istiyor fakat bir şeyler engel oluyor lavabo açılmıyor ve bulaşıklar onun için işkenceye dönüşüyordu. Hayatı da aynı zorluklar içerisine girmişti.
    “Tıkanışlar yaşıyordum ve tutunacak tek ipim sabırdı.” diyor…
    Ve son olarak…
    “Suların akışı onun rahmetini temsil eder. Tıkanış ise fitne, yani bu dünya hayatının tuzakları ve imtihanları demektir. Akış da, tıkanış da, rahmet de, fitne de hep Allah’tandır. “
    Ya tıkanışlar nasıl aşılır?
    Cevabı kitapta…

    Herkese keyifli okumalar diliyorum…
  • “Önümde sokaklar, elde sigara,
    İnceden bir yağmur, anla Despina.

    Gecenin koynunda kabuksuz yara,
    Kanayıp da durur; anla Despina.

    Şiirle tutuşup meş’um kavgaya
    Diz çöktürdü bana gökteki aya.
    İblis’i kovdurup atan dünyaya,
    Nefsindeki gurur, anla Despina.

    Şimdiden geçmişe bir yol gider mi?
    Yüzyıllar buluşup bir an eder mi?
    Tetiğe dokunup sıktığın mermi
    Kendini de vurur, anla Despina.

    Bahçeye diktiğim beyaz karanfil
    Sensiz boynu bükük çaresiz sefil
    Yalnızca ağaçlar çiçekler değil
    İnsanlar da kurur anla Despina”
  • Yağmur yağar inceden....🌧🌧-Ankara-
    Hiç işe gidesim yok😑
    Şöyle elime bir kitap alıp,
    Arada yağmuru seyredip
    Oturmak var....😍😜
  • Bir gazete alsam şimdi, bir yağmur başlasa inceden;
    bir sigara,
    bir daha;
    gün
    devrilip
    gitti
    dostlar ayakta!
  • Garipsi huylar edindim nicedir
    Garipsi duygular edindim.
    ...
    Söndürüp her gece ışıklarımı
    -Yalancı bir aydınlığı siler gibi-
    İncecik bir mum yakıyorum.

    Ömrüme benzetip sonra alevini
    -Karanlığı ağır basan o titrek
    O gölgesi korkular saçan ışığını
    Ömrüme benzetip inceden inceye
    Eriyen mumu
    Bakıyorum... Bakıyorum.
    ...
    Eriyip bitiyor mum
    Bitiyor birden bütün düşlerim
    Acımasız gerçeğime çıplak
    Çırılçıplak dönüyorum.
    ...
    Garipsi huylar edindim nicedir
    Garipsi duygular edindim.


    Şükrü Erbaş
  • Ejderha olsan kâr etmez.
    Ne kavgada ustalığın,
    Ne de çatal yürek civan oluşun.
    Kâr etmez, inceden içine dolan,
    Alıp götüren hasrete.