Geri Bildirim
  • Kitap su gibi akıcı değil, bunun yanında amerikada yaşanmış bir çocukluğun evrensel yönlerini görmenizi sağlıyor ki bunu örneklendirmem gerekirse:
    Erkeklerin kız oyunlarından uzak durması, ip atlayan ablalarına yardım eden ipi tutan çocuk olmaları ve işin raconu gereği bir süre sonra oyunu bozmaları gibi,
    ve bol bol çocukluk, okul anıları.

    Bunun yanında anlattığı hâtıralarındaki tarih bilgisi ve durum saptamalarıyla okumaktan keyif aldığım ve zevkiniz ne olursa olsun biraz durgunda olsa sizinde keyif alacağınıza emin olduğumu söylemeliyim.

    Annenin çocuklarını kendini kurtarma planı olarak gördüğü zamanlar, çocuğun da annesi ve kardeşinin yükünden kaçmaya çalışmasıyla yürek burkan ve gerçekten de insanın insanlığını içtenliğiyle anlatan durumlardı.
    Bir insanın hayatını bukadar ayrıntısıyla dile getirebilme cesaretini göstermesine hayran olmuş olsamda çocukluğunda ki bazı durum saptamalarını yapabilmeside (yani çocukken ki farkındalığı) gıpta ettiğim bir durumdu.Eşşek sıpası dedirtti kendine bazen, helal profesör senden de bu beklenirdi de dedirtti, helal be yiğidim de ... işte öyle..
  • Ünlü yazarlara göre ömrümüze ömür katan kitaplar
    Ahmet Ümit
    – Cebelavi Sokağı’nın Çocukları - Necip Mahfuz
    – Binbir Gece Masalları – Anonim
    – Gülün Adı – Umberto Eco
    – Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan
    – Ben Ruhi Bey Nasılım? – Edip Cansever
    Hakan Günday
    – Zamanın Farkında – Şule Gürbüz
    – Boncuk Oyunu – Hermann Hesse
    – Pal Sokağı Çocukları – Ferenc Molnar
    – Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar
    – Sandman – Neil Gaiman
    Hamdi Koç
    – Buz ve Ateşin Şarkısı / Taht Oyunları serisi – George R. R. Martin
    – Madde 22 – Joseph Heller
    – Yanardağın Altında – Malcolm Lowry
    – Fil – Raymond Carver (Carver’ın Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitaplarından herhangi biri okunabilir)
    – Anna Karenina – Tolstoy (İş Bankası Kültür Yayınları çevirisi)
    Mario Levi
    – Karamazov Kardeşler – Dostoyevski
    – Deniz Feneri – Virginia Woolf
    – Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust
    – Veba - Albert Camus
    – Dava – Franz Kafka
    Pınar Kür
    – Akıl ve Tutku – Jane Austen
    – Meşin Gece – Reşat Nuri Güntekin
    – Dönüşüm – Kafka
    – Büyük Umutlar – Charles Dickens
    – Handan – Halide Edip Adıvar
    Necmiye Alpay
    – Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    – Kırmızı Saçlı Kadın – Orhan Pamuk
    – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque
    – Varolmayan Şövalye – Italo Calvino
    – Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz
    Sezgin Kaymaz
    – İnci Gibi Dişler Zadie Smith
    – Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez
    – Dur Bir Mola Ver - Tom Robbins
    – Oz – Adam Fowler
    – Golem ve Cin – Helene Wecker
    Semih Gümüş
    – Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi – Theodor W. Adorno
    – Genç Bir Romancının İtirafları – Umberto Eco
    – Katedral – Raymond Carver
    – Dokuz Öykü – J. D. Salinger
    – Kalabalıkta Yüzler – Valeria Luiselli
    Yekta Kopan
    – Enayinin Portföyü – Kurt Vonnegut
    – Toprak Ev – Woody Guthrie
    – Baştankara – Sine Ergün
    – Dank – Sinem Sal
    – Kabuslar Pazarı - Stephen King
    Kaynak: Edebiyathaber.net
  • dünyayı düzeltme sırası sana geldiğinde, şunu asla unutma: sağlık ve eğitim hizmeti gibi temel ihtiyaçları karşılamak için hem kapitalist rekabetin randımanına, hem de sosyalizmin merhametine ve hümanizmine ihtiyacın var. parayı kapitalistler kazanmalı, sosyalistler harcamalı.
  • iş adamları sabahları tıraş olur, çünkü işlerini çok severler; ama edmond lapointe gibi adamlar geceleri tıraş olur, çünkü karılarını çok severler, demişti.
  • Gazap üzümleri, inci, fareler ve insanlar,sardalye sokağı hepsi ayrı bir tad bırakmıştı bende.
    "Bitmeyen Kavga" bunlar kadar güzeldi.
    Steinbeck yine işçilerden onların hayatlarından bahsediyor fakat bu sefer kavganın mücadelesini verme sürecini yaşıyorsunuz. Gazap üzümler'inde çok kısa bir yerde geçen grev ve rahibin greve öncülük etmesi aklıma geliyor.Bu sefer bir mücadele süreci var.
    Sosyal hayatta bu kavramların ne denli büyük mânâ içerdiğini anlatmaya kalksanız bu kadar etkili olmaz ama Steinneck'le okuduğum kitaplarda toprağn kokusuna kadar duyuyorum.Onlarla birlikte bitli barakalarda oturuyorum. Bazen elma,üzüm, pamuk topluyorum. Genellikle eski dodge arabalarda benzin kaygısı taşıyorum. İşçi ne demek, emek ne demek, toprak bütün bunları anlıyorum.
    Steinbeck sözlüğü demek gerekirse bu sefer bana "grev" kelimesinin ne ifade etmesi gerektirdiğini canlandırdı.
    2/12/17 gece 2 de bitti
  • Örneğin Goldıng'in Sineklerin Tanrısı'nı okuduktan sonra bu üslup bu dil hayran kaldım okunur devam edilmeli gibi içsesimle devam ediyorum. Piramit'i okuyorum ardından Kule'yi bu silsile böyle devam ediyor.Golding aklımda muazzam Sineklerin Tanrısı ile kalacağı yerde ben onu merak ettiğimden sonuna kadar zorluyorum. Sonra bir hayal kırıklığı duvarı oluyor mutlaka çarpıyorum o duvara.Sonra sadece en çok okunan ve tek bilinen kitabını okumuş ve yorumlayanları /yorumlamaları samimi bulamıyorum. Steinbeck mesela fareler ve insanlar, inci, gazap üzümleri devam ediyorum sardalye sokağı hâlâ o duvara çarpmadım bitmeyen kavga mesela. Yaptığım şey ödüllenmiş bilinen kitap hariç kalanları da okumak. Çünkü bir ustalık eseri var bu muhakkak ama bu adam bundan ibaret olamaz herhalde.Bu alışkanlık bana yazarlık sürecinin engebelerini gösteriyor galiba. Hayal kırıklığına gidene kadar okuyalım o vakit.