Fakat insan satrancın bir oyun olduğunu söylerken bile hakaretamiz bir küçümsemede bulunmus olmaz mı? Bir bilim, bir sanat da değil midir satranç; Muhammed'in tabutunun yer ile gök arasında süzüldüğü gibi, bu kategoriler arasında süzülen ve tüm tezatları birleştiren eşsiz bir bağ değil midir?
"İnsanoğlunun rahatlığa alışması ve eski sefil günlerini çabucak unutuvermesi ne tuhaftır... İşte Yaradan bunun için 'insan' demiştir adına. İnsan unutan demektir. Zaten unutulmasa çekilir mi dünyanın kahrı?"
Modern toplumda kalabalıktan ve kentten kaçan insan kendini hem bulamaz hem bilemez.
Kendini bilemediği için de kendine yeni sıfatlar, yeni nitelikler atfeder. Ama bu sıfat ve niteliklerin kendisiyle ilgisi yoktur. Bu durum onu daha da bilinmez håle getirir.
Kendini bulamadıkça ve bilemedikçe daha çok tüketir,daha çok istismar eder ve daha çok sömürür. Bu döngü onu her şeyden soyutlar.
Öyleyse tek başına kalmamak için yalnızlığı tercih etmek ve sevmek bir kemalat sürecidir; bir bireyselleşme ve sekülerleşme süreci değildir.