Söyle bilsinler ;)))
Puan vermedi·200 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:34
Söyleme Bilmesinler kitabını okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanların içlerinde yaşadıkları duyguları birbirlerine söylememeleriydi. Kitapta anlatılan birçok olayda karakterlerin yaşadığı kırgınlıkların ve sorunların büyük bir kısmının iletişim eksikliğinden kaynaklandığını düşündüm. Hatta bazı bölümlerde kendi kendime "Söylesenize, içinizdeki derdi anlatsanız hem siz rahatlayacaksınız hem de karşınızdaki insan ne hissettiğinizi anlayacak." dediğim oldu. Bana göre insanlar bazen üzülmekten, reddedilmekten veya yanlış anlaşılmaktan korktukları için duygularını saklıyorlar. Fakat bu durum sorunları çözmek yerine daha da büyütüyor. Kitap da aslında bunu gösteriyor. İnsanlar konuşmadıkça kırgınlıklar artıyor, yanlış anlamalar çoğalıyor ve ilişkiler yıpranıyor;yazarın dili bakımından oldukça sade ve akıcıydı hatta bazı yerlerde güldüğüm bile oldu sanki o kişi karşımda bana konuşuyor hissettim. Bu yüzden kitap kolay okunması ve beni sıkmadığı için kitabı tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim:)
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Disneyland'den Daha Gerçek Bir Dünya
Puan vermedi
Jean Baudrillard'ın Simülakrlar ve Simülasyon kitabı, okurken insana bir kitap değil de zihnin duvarlarını söken bir deneyim yaşatıyor. Baudrillard'ın derdi gerçekliği açıklamak değil; aksine bize "gerçek dediğimiz şey gerçekten var mı?" sorusunu sordurmak. Kitabın merkezindeki fikir şudur: Modern insan artık gerçeklikle değil, gerçekliğin kopyalarıyla yaşamaktadır. Bir zamanlar imgeler bir şeyi temsil ederdi; bugün ise temsil ettikleri şey ortadan kalkmış, geriye yalnızca imgeler kalmıştır. Baudrillard buna simülakr der. Televizyon, sosyal medya, reklamlar, siyaset, hatta kimi zaman ilişkiler... Hepsi birer simülasyon üretir. İnsan artık hayatı yaşamaktan çok onun gösterisini izler. Mutlu görünmek mutlu olmaktan, bilgili görünmek bilmekten, özgür görünmek özgür olmaktan daha önemli hale gelir. Baudrillard'ın ünlü Disneyland örneği tam da bunu anlatır. Disneyland'ın yapay olduğu söylenir ki dışarıdaki dünyanın gerçek olduğuna inanalım. Oysa Baudrillard'a göre asıl simülasyon Disneyland'ın dışında başlamaktadır. Çünkü gündelik hayatın kendisi de imgeler, tüketim alışkanlıkları ve medya tarafından inşa edilmiş büyük bir sahnedir. Kitabı okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: Belki de çağımızın en büyük trajedisi hakikatin kaybolması değil, hakikate ihtiyaç duymamamızdır. Artık insanlar gerçeği aramıyor; kendilerini iyi hissettiren hikâyeleri arıyorlar. Çünkü simülasyonun en güçlü yanı yalan söylemesi değildir, gerçeğin yerine geçmesidir. Psikolojik açıdan bakıldığında ise Baudrillard, modern insanın yabancılaşmasını çok erken görmüş bir düşünürdür. İnsan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkıp kendi imajının yöneticisi haline gelmiştir. Kendimizi yaşamak yerine kendimizi sergiliyoruz. Bu yüzden kalabalıklar içinde yalnız, sürekli bağlantı halinde ama derin ilişkilerden
Felsefe
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,253 okunma
iletişimin önemini anlayıp sinir krizi geçirmek için okunabilir
5/10
·264 syf.··
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:51
connell genel olarak salaktı ama arada da anladım onu gibi oldu. marianne i daha çok sevdim ona göre bence kendi hislerinin daha farkındaydı. connell kendi kendine triplere girip nir anda fakir edebiyatı yapıyordu. ikisinin de kessssinlikle iletişim problemi var ASLA ADAM AKILLI KARŞLIKLI OTURUP KONUŞMADILAR. sürekli kafalarında birbirleri yerine kendilerine yorum yapıp, kendilerini o kalıba sokuyorlardı. slk mısınız bir konuşun yani. ayrıca tam kitaba adapte oluyorum hoooop üç beş ay geçiyor olayların üstünden, niye bu kadar zaman atlaması yapılmış anlamadım. beş puan verdim ama kitabı bitirince yine de içim bir burkuldu iki haftadır bunu okumamın da etkisi olabilir
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır
8/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:08
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." Oscar Wilde'ın en önemli ve tartışmalı eserlerinden birisi olan Dorian Gray'in Portresi, Dorian adında oldukça yakışıklı ve çevresi tarafından hayranlık duyulan bir adamın, ebedi gençlik arzusu sonucu yapılan sanat eserinin, bir insanın ömrünü nasıl bu kadar etkileyebileceğini anlatmaktadır. Hikâyede üç önemli karakter ön plana çıkmaktadır. Ana karakter Dorian, Lord Henry ve ressam Basil. Lord Henry, felsefi ve sanatsal olan konuşmaları yüzünden Dorian'ı etkisi altına almış, son derece bilgili ve kültürlü birisidir. Yaptığı yerinde tespitler ve dünya görüşü, onu diğer insanlardan farklı bir konuma yerleştirmesine sebep olmaktadır. Lord Henry'nin, insana dair önemli görüşleri şunlardır: "Modern çağın ideali iyi eğitimli insandır. İyi eğitim görmüş insanın zihni ise korkunçtur; her şeyin ederinin üzerinde satıldığı canavarlarla dolu, tozlu bir çıfıt çarşısı gibidir." "Bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir." "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." "Sahip olunabilecek en kıymetli şey gençliktir." "Günümüzde insanlar benliklerini sinsice kuşatan sağduyudan ölüyor; aslında asla pişman olunmaması gereken tek şeyin hataları olduğunu anladıklarındaysa iş işten geçmiş oluyor." Lord Henry'nin söylediği bu çarpıcı sözler belki de günümüz açısından değerlendirildiğinde dahi oldukça önemli olan, insana dair birçok şeyi hatırlatmaktadır. Bunlardan en dikkat çekicisi çevremize karşı en faydalı olacak şekilde yaşamak ve bu hayatta; kalıcı,
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
8/10
·74 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitap benim gözümde bireyin ailesi ve dünya ya olan sorumluluklarını gösteren bir eser çalış patrona kazandır çalış ailene para getir ama bunları yapamicak hale geldiğinizde dönüşüm gerçekleşir insanlar size böcekmişsiniz gibi bakar bir böcek bilimci incelediği bu kitapda biz okurların aksine samsa nın bir hamam böceği olmadığını uça bilen bir tür olduğunu söyler bu hale gelen samsa kendini kabulense tüm sorun ve dertlerden uzaklaşabilirdi kafka burada babasının ona yaşattığı yetersizliği dışa vuruyor kendini kabulendirmeye odaklı ama kendini tanımaya odaklansa bu sorunları olmicak bizlerde kafkaya sahip olmicaktık belki
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma