8/10
·224 syf.··
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 10:04
Binlerce Mavi, teknoloji ve insanlık arasındaki ilişkiyi etkileyici bir şekilde ele alan düşündürücü bir kitaptır. Eserde yer alan robot karakter, diğer robotlardan farklı olarak daha insani özellikler göstermektedir. Bu durum, okuyucunun teknolojiye farklı bir bakış açısıyla yaklaşmasını sağlar. Yazar, teknolojinin ne kadar gelişirse gelişsin insanların duygu, sevgi ve dostluk gibi değerlerinin yerini tam olarak dolduramayacağını vurgulamaktadır. Kitapta hayvan sevgisi de önemli bir yer tutar. Karakterlerin hayvanlarla kurduğu bağ, sevginin ve şefkatin önemini gözler önüne sermektedir. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim ve anlayışın, en gelişmiş teknolojilerden bile daha güçlü olduğu mesajı verilmektedir. Akıcı anlatımı ve ilgi çekici olay örgüsü sayesinde kitap, okuyucuyu hem eğlendirir hem de düşündürür. Binlerce Mavi, teknolojinin sınırlarını sorgulatan ve insani bağların değerini hatırlatan etkileyici bir eserdir. Puanım: 8/10
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025712 okunma
Aidiyetin Sessiz Çığlığı
Puan vermedi·192 syf.·
2026 11. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Bir çocuğu “geri vermek”… Kitabın adıyla ilk karşılaştığımda bile içime tuhaf bir sıkıntı çökmüştü. Çünkü geri verilmek denilen şey genellikle eşyalar için kullanırız. Bir insanın, hele ki bir çocuğun, geri verilmesi ne demekti? Kitabı okudukça bu sorunun ağırlığını daha fazla hissettim. Arminuta’nın yaşadığı şey sadece aile değiştirmek değildi, sevildiğine inandığı hayatın bir anda elinden alınmasıydı. Beni en çok etkileyen nokta da buydu. Çünkü bazen insanlar fiziksel olarak yalnız kalmaz, sevilip sevilmediklerinden emin olamadıklarında da yalnız hissederler. Arminuta’nın yaşadığı kırgınlık tam olarak böyleydi bana göre. Kitap boyunca biyolojik bağların mı yoksa emek verilmiş bağların mı daha güçlü olduğunu düşündüm. Kan bağı elbette önemli ama bir insanı aile yapan şey sadece aynı kandan gelmek mi? Birlikte geçirilen yıllar, paylaşılan anılar, verilen emek bunlardan daha değersiz olabilir mi? Yazar bu soruların hiçbirine net cevap vermiyor ama insanı uzun süre düşünmeye zorluyor. En sevdiğim karakter açık ara Adriana oldu. Çünkü bana göre kitabın en gerçek karakteriydi. Kusurlarıyla, öfkesiyle, sevgisiyle… Arminuta’nın yaşadığı yabancılık hissi içinde ona tutunmaya çalışması çok etkileyiciydi. Hatta bazı yerlerde Adriana’nın sevgisinin, birçok yetişkinin sevgisinden daha samimi olduğunu düşündüm. Son sayfayı kapattığımda aklımda tek bir düşünce kaldı: Bir insanın doğduğu yeri seçme şansı yoktur ama keşke sevileceği yeri seçme şansı olsaydı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,211 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
Bazı kitaplar bilgi verir, bazı kitaplar düşündürür, bazı kitaplar ise insanın uzun süredir sorgulamadan kabul ettiği gerçeklikleri sessizce yerinden oynatır. Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabı tam olarak bu üçüncü kategoriye ait bir eser. İlk bakışta sevgi üzerine yazılmış bir kitap gibi görünse de Fromm, daha ilk sayfalardan itibaren okuru alışılmış düşünme biçiminden uzaklaştırır. Çünkü kitabın merkezinde romantik ilişkilerden çok daha büyük bir soru vardır: İnsan gerçekten sevmeyi biliyor mu? Modern dünyada sevgi çoğu zaman başımıza gelen bir duygu gibi düşünülür. Aşık olmak, doğru kişiyi bulmak, ilişki kurmak, duygusal yakınlık hissetmek… Çoğu insan sevgiyi bu deneyimlerin toplamı olarak görür. Fromm ise tam burada radikal bir itiraz geliştirir. Ona göre insanların temel problemi sevmek değil, sevmenin öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunu fark etmemeleridir. Kitabın en güçlü taraflarından biri sevgiyi pasif bir duygu olmaktan çıkarıp aktif bir beceri olarak ele almasıdır. Fromm, tıpkı bir sanatçının yıllarca çalışarak ustalaşması gibi sevginin de disiplin, emek, sabır ve farkındalık gerektirdiğini savunur. Sevgi, kendiliğinden gerçekleşen romantik bir olay değil; insanın geliştirmesi gereken bir kapasitedir. Kitapta dikkat çeken önemli ayrımlardan biri, insanların çoğu zaman sevmeyi değil sevilmeyi önemsemesidir. İnsanlar “Nasıl severim?” sorusundan çok “Nasıl sevilecek biri olurum?” sorusuna yatırım yapmaktadır. Fiziksel görünüm, statü, başarı, toplumsal kabul ya da çekicilik gibi unsurlar, sevginin kendisinin önüne geçmektedir. Fromm burada modern insanın ilişkiler kurarken dahi bir tür görünmez pazarda hareket ettiğini öne sürer. Kitabın belki de en derin bölümü, insanın varoluşsal yalnızlığı üzerine yaptığı analizdir. Fromm’a göre insan kendisinin
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
6/10
·144 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:06
Bu kitap bir kara mizah kitabı. Seveni de çok sevmeyeni de. Kitap hakkında hem bir sürü kötü yorum okudum hem de iyi yorum. Ben bir kısım dışında beğendim diyebilirim. Kitaptaki dünya epey karamsar. İnsanlar akın akın intihar ediyor. İntihar Dükkanı’nın sahibi olan Tuvache ailesi de müşterilerine acısız zehirler, paslı jiletler, dayanıklı urganlar, hara kiri malzemeleri ve daha bir çok ölüm yolları satıyor. Evdeki herkes (büyük çocuk Vincent ki adını Vincent Van Gogh’dan almış ve depresif kız kardeş Marilyn ki adını Marilyn Monroe’dan almış) bu karanlık işe uygun; ta ki Alan( Adını Alan Turing’den almış.) doğana kadar. Alan, ailenin genetik melankolisine meydan okurcasına dünyaya güler yüzle, iyimserlikle ve bitmek bilmeyen bir yaşama sevinciyle gözlerini açıyor. Alan büyüdükçe, dükkandaki ölüm tezgâhını bir "yaşam" merkezine dönüştürmek için gizli bir savaşa girişiyor. Görevini başarıyla yerine getirince de… O karamsar dünyanın nasıl iyimser bir dünyaya dönüştüğünü okumak isterseniz şimdiden keyifli okumalar. Gerçekten keyifli bir kitaptı. Beni sadece kitaptaki Unutulmuş Dinler Sitesi rahatsız etti. Gerçi şu anki dünyadan bahsetmiyor muhtemelen. Distopya. Yine de olmasaydı da olurdu.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Sadece "özel" insanlar için...
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:26
Beyninizi zonklatarak, döve döve genişleten ve kendi kendinize geceleri varoluşsal sorular sormanıza neden olan kitap. Birkaç alıntı: • Sen ve ben çoğu kimse gibi değiliz. Dünyada rahatlık aramıyoruz. • İnsan akılla şehvet arasındadır. Bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız. İnsan “gidip-gelen”dir. (Benim tanımlamam) • Amellerimiz ile niyetlerimiz arasındaki boşluğu melekler doldurur. • Yazmaya kalkışanlar mağrur kimselerdir. • Ödev katlanmayı görev ise gözüpekliği gerektirir. • Düşkırıklığı dediğim zaman eskilerin "sukût-u hayâl" dedikleri şeyi kastetmiyorum. Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar yağmış falan değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadir, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz. • Hepimiz birer düş kırıklığıyız ve kırılmayanda hayır yoktur. • Ne olursa olsun bir ortamda "uyumsuz" bir unsur belirmişse, ortaya bir "uyumsuzluk" çıkmışsa, o noktada anlaşılmaya değer, üzerinde kafa yorma mecburiyeti duyduğumuz bir durum var demektir. • Panik bir dünyada yaşıyoruz. Öyle inanıyorum ki panik karşısında bir şeyler yapmanın yolu paniği önlemeye çalışmaktan geçmez. En doğrusu paniğe hiç katılmamak, yani üretken bir çabaya kendini bağlamaktır. o Ama bu kendini uyuşturmak. Belki de panik elzem! (bu benim yorumum) • Çağımızda sosyalleşme adı altında gerçekleşen sürüleşmeye… • Herkes kendini ikna etsin: Kendi bakış açımın doğru olduğuna birilerini ikna etmek benim
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,479 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:04
Bu kitabın yazarının çoğu yerde eleştirildiğini gördüm ve merak ettim insanlar neden eleştiriyor acaba diye. Ve yazarı biraz araştırdım bir tane kitabı ilgimi çekti. Kitabı alıp okumaya karar verdim. Kitabı okudukça birçok yerde durup düşünme ihtiyacı hissettim. Yazar,din adına yıllardır doğru kabul edilen bazı anlayışları sorgularken insanı da kendi araştırmasını yapmaya teşvik ediyor. Her fikrine katılmak zorunda değilsiniz ama farklı bir bakış açısı sunduğu kesin. Özellikle din, gelenek ve toplum ilişkisi üzerine düşünmeyi sevenler için okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Allah ile AldatmakYaşar Nuri Öztürk · Yeni Boyut Yayınları · 20091,310 okunma