Karamela / Haydar Ergülen.
Yanık şekerim sert, hayatsa daha berbat,
ikisinin de aynı kağıttan çıktığını unuturdum
unutmasına da, ben tuttum birini sevdim,
hayatı nasıl sevdiysem onu da öyle sevdim:
Tarçın Kokulu Kız, Carmen, Ay Carmela...
O nane likörüne bayılırdı ama, ben onu
sıcacık bir kahvenin dumanına benzettim,
o da beni birine benzetmiş olmalı ki, tuttu
aşk derdine düştü, şimdiyse terketme sevdasında!
Aşk dünyaya bizden önce gelmiş de erkenden
açmış gibi dükkanını, onun kokusuyla tanıdım
aktarları, acı sözlerini aşkın tuzu biberi saydım,
onun huylarıyla karşılaştım eski tuhafiyelerde:
Aynalı Pasaj, Bonmarşe ve Altın Düğme...
Biri birine uymayan binbir huy, binbir çeşit,
bir dükkana rastladım duvar taş, kapı kilit,
ne tatlı sözlerim açabildi ne iyi huylu şiirim,
karamela dükkanı olduğunu en sonunda öğrendim!
Şimdi yanık şekerim sert, hayat ondan da dert,
ben zaten tiryakiyim, ayrılık aşktan da berbat!

Ah karamela şekerim, aşk tatlı da insanlar berbat!

Murat Tüke, bir alıntı ekledi.
4 dk. · Kitabı okuyor

Doğa, aşkı bütün insanlara eşitçe bölmüş, hiç kimseyi ondan mahrum bırakmamıştır. Akılsız, cahil, kaba saba, erdemsiz, acımasız, ahlaksız insanlar vardır, ama aşksız insan yoktur.

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemseddin Sami (Sayfa 15)Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemseddin Sami (Sayfa 15)

''Kendini gereksiz yere,
Gereksiz zamanlarda,
Gereksiz insanlar için yoruyorsan;
En gerekli zamanda, En değerlinin sadece kendin olduğunu
Çok gereksiz bir acıyla anlarsın...''

Sokaklar sessiz
İnsanlar ıssız
Düşler kimsesiz
Geceler düşsüz
Hayatlar gülüşsüz

- Genç Yazar

H. Egemen Akyüz, bir alıntı ekledi.
15 dk. · Kitabı okudu · 4/10 puan

Dünya her yerde birdi nasılsa. Hayvanlar ve bitkiler gibi insanlar birbirlerinden ayrılıyordu şüphesiz

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski
ZEHRA DELİCEOGLU, bir alıntı ekledi.
18 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

--Bilinçleninceye kadar asla baş kaldırmayacaklar . ama baş kaldırmadıkça da bilinçlenemezler.
--Oysa proleterler , kendi güçlerinin bilincine bir varabilseler ,belki gizli etkinlikler yürütmeye bile gerek kalmayacaktı.Yalnızca ayağa kalkıp ,sırtına konan sinekleri savuşturan bir at gibi silkinmeleri yetecekti.
--Özgürlük iki kere iki dört eder diyebilmektir…
--İlk makinenin ortaya çıktığı andan başlayarak, aklı başında bütün insanlar, ağır çalışma koşulları ve eşitsizliğin sürmesine gerek kalmadığını açık seçik anlamışlardı.Makineler bilinçli olarak bu amaçla kullanılmış olsaydı, açlık, aşırı çalışma , pislik,cehalet ve hastalık birkaç kuşak sonra yok edilebilirdi.
--Gel gör ki zenginliğin genel yükselişinin hiyerarşik bir toplumu bir anlamda ortadan kaldırılması demek olduğu da açıktı. Belli ki herkesin daha az çalıştığı ,,yeterince yemek bulduğu, banyosu ve buzdolabı olan bir evde yaşadığı ,bir arabası hatta uçağı olduğu bir dünyada ,eşitsizliğin en belirgin ,belki de en önemli biçimi ortadan kalkmış olacaktı..Zenginlik bir kez genelleşti mi , ayrım tanımayacaktı. Hiç kuşku yok ki kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı ,buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uygulama da uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında , yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okur yazar olacak ,kendi başına düşünmeye öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı , uzun sürede ancak ve yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi. Kapitalizmin son aşamasına geldiğinde birçok ülkenin ekonomisi durgunluğa bırakıldı, topraklar ekilmedi,yeni makine yatırımları yapılmadı,halkın geniş kesimleri çalıştırılmadı ve yarı aç yarı tok ,devlet yardımına terk edildi.Ama bu da askeri bakımdan güçsüz düşülmesine yol açtı ve getirdiği yoksunluklar açıkça gereksiz olduğundan ,muhalefeti kaçınılmaz kıldı. Sorun dünyanın gerçek zenginliğini arttırmadan sanayinin çarklarının nasıl döndürüleceğiydi . Üretimin sürdürülmesi ama ürünlerin dağıtılmaması gerekiyordu.Uygulamada bunu gerçekleştirmenin tek yolu da ,savaşın sürekli kılınmasıydı.Savaşın asıl yaptığı,yok etmektir;ama ille de insanları yok etmesi gerekmez,insan emeğinin ürünlerini de yok eder.Savaş ,halk kitlelerini fazlasıyla rahata erdirecek, dolayısıyla uzun sürede kafalarının fazlasıyla çalışmasını sağlayacak araç gereç ve donatımı paramparça etmenin ,stratosfere yollamanın ya da denizin dibine göndermenin bir yoludur.Savaş uğraşı, ilke olarak, her zaman halkın basit gereksinimleri karşılandıktan sonra geriye kalabilecek üretim fazlasını tüketecek biçimde tasarlanır. Halkın gereksinimleri hiçbir zaman yeterince değerlendirilmediği için sonunda zorunlu gereksinimlerin yarısı hep eksik kalır ;ama bu bir avantaj olarak görülür.
--En sıradan parti üyesinin bile işinin ehli ,çalışkan ve belirli sınırlar içinde de olsa zeki olması beklenir , ama korku, nefret ,yaltaklanma,zafer düşkünlüğü gibi ruh halleri bulunan saf ve cahil bir bağnaz olması da gerekir.Başka bir deyişle zihinsel yapısını savaş haline uygun olması gereklidir.
Partinin iki hedefi tüm yeryüzünü fethetmek ve her türlü bağımsız düşünme olasılığı tümden yok etmektir.
--Yüksek kesimin amacı bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise –bir amacı varsa kuşkusuz ,çünkü Aşağı kesimin temel özelliği ,Ağır ve sıkıcı işlerin altında çoğu zaman gündelik yaşam dışında hiçbir şeyin bilincine varamayacak kadar ezilmesidir-tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.
Bir parti üyesinden Dışarıdaki düşmanlara ve içerideki hainlere karşı bitmek bilmeyen bir nefretle,sürekli bir zafer sevinciyle ve Parti’nin gücü ve bilgeliği karşısında kendini aşağılayarak yaşaması beklenir…Partinin amacı iktidarda kalmaktı ve partiye göre halk kitleleri ; özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf ,korkak yaratıklardır.

--Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.

1984, George Orwell1984, George Orwell
Aziz, bir alıntı ekledi.
19 dk.

Galiba İstanbul'dan Taşkent'e Türk toplumlarının ve şehir yönetimlerinin ortak yanı bu:birtakım açıkgözlerin tarihi tahrip etmesine göz yummak.Insanlar bu rezaleti sadece birbirlerine şikayet ediyorlar,ortak önlem yok

Eski Dünya Seyahatnamesi, İlber OrtaylıEski Dünya Seyahatnamesi, İlber Ortaylı
naibe, bir alıntı ekledi.
24 dk. · Kitabı okuyor

İslam: İlahi Güce Boyun Eğiş
Başarısızlığa uğrayan fikirler değil insanlar oldu; pek çok kişi savunduğu ideallerin yüksekliğine asla erişemiyor. Birçoğu ise iktidara ulaştığında yozlaşıyor. Birçok adalet rüyasını hüsranla sonuçlandıran nedenler bunlardır...

Devrimci İslam, İlich Ramirez Sanchez  Carlos (Sayfa 42)Devrimci İslam, İlich Ramirez Sanchez Carlos (Sayfa 42)
Güldan Yerlikaya, bir alıntı ekledi.
27 dk. · Kitabı okuyor

Modernizm bize sadece bbu dünyada özgürleşmeyi ve zevk peşinde koşmayı önerdi. Bunun sonucunda özgür ama yalnız insanlar çoğaldı.
***
Ayrıca aşkın erotik duygulardan ibaret olduğu vurgulanırken, romantik duygular ikinci plana atıldı. Cinsel mutluluğu hayatın merkezine alma iddiası, romansa ihtiyacı olan kadına aykırıydı. Fakat bu durum , erkek egemen kültürün şekil değiştirerek daha çok kadınla beraber olmasını netice verdi.
***
Biz sevdiğimiz kişiye nasıl davraniyorsak karşı tarafında bize öyle davranmasini beklemek, olgunlaşmamış bir kişilik belirtisidir.
***
Cinsel özgürlüğü çok önemseyen kişilerin evlenmemesi , arkasında mağdur ve mutsuz çocuklar bırakmaması için daha doğrudur.

Kadın Psikolojisi, Nevzat Tarhan (Nesil yayınevi)Kadın Psikolojisi, Nevzat Tarhan (Nesil yayınevi)