Çünkü," dedi, "seninle ilgili tuhaf bir hisse kapılıyorum bazen – özellikle de şu an olduğu gibi benim yanımdayken; sanki sol kaburga kemiğimin altında bir ip var da senin küçük vücudundaki aynı yere sıkıca ve çözülmez şekilde bağlanmış gibi.
Beni böyle ağır ağır bitiren şey, hamurumdaki melaldir dese mesela, kim anlayacak ki onu? Ya da hayat ve ölüm iki ucundan ateşe verilmiş bir ip gibi karşıt yönlerden yola çıkarlar ve karşılaştıkları yerde macera sona erer dese, kim karşılık verir? Zaten dinlemek istemezler. Buralılar en çok durgun huzurlarının bozulmasından korkarlar. Soyut olasılıklar hakkında konuşmazlar. Olmuşu konuşurlar ancak, değiştirmenin imkânsız olduğu, yaşanmış bitmiş şeyleri, onları da tahrif ederek, çalkantılı bir dedikodu, şehrin üstünden esip geçmiş bir rüzgâr olarak.