İnsanoğlu eninde sonunda insandır. Onları istediğiniz kadar yükseltin, daha yüksek, daha önemli mevkilere getirin. İpek kaftanlarıyla kokartlı şapkalarını aldığınız zaman eski ağırbaşlılıklarını kaybedecekler ve halk üzerinde eskisi kadar etki kuramayacaklardır. Saygınlığın ve hatta bazı kere kutsallığın, giyilen yelek ve ceketle ilişkisi birçok kişinin sandığından daha çoktur.
Sayfa 361·Kitabı okudu
Bir müddet düşündükten sonra hiçbir şeyin kaybolmadığından, insan zihninin olağanüstü bir hazine sandığına benzediğinden ve ne kadar derinlere yerleşmiş olursa olsun her şeyi koruyup içinde sakladığından emin oluyordu. Denizin kokusu, annesinin yüzü, yağmur damlalarıyla ıslanmış yeşil asma yapraklarına işleyen cılız sarı güneş ışınları, babasının tezgâhındaki ipek iplikler, sabahları dedesinin öksürüğü, küçük kızın kahkahaları, çağla bademlerin tadı, zeytinyağının sızdığı kırık testi, dolabın arkasına yuvarlanıp gitmiş tespih tanesi.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
MEYÂSİR:
(...) Hoca’nın bindiği eşeğin cinsine dâir merakın bulduğu bir kelime: Meyâsir... Mânâsı: Acem merkepleri. (Atlas ve ipek ile süslenen eşekler.) Meyasîr: Kolaylaştırılmış şeyler... Meysûr: Kolay. Kolay olmuş. Asan. Kolay kılınmış şey... Asân: Kolay. Sühûletli. Yesîr. Bükülmüş ipin her katı. Meyâsir: Ordunun sol kanatları. Sol cenahlar. Zenginlikler, servetler... Meysere: Ordunun sol cenâhı. Sol cenâh. Zenginlik, servet... Meysir: Meyser. Kolaylık yeri. Kolaylık. Kumar. Kumar için kesilen hayvan... Yesîr: Kumarbaz. Kolay. Az şey, az... Yesr: Öldürmek... Kusto?..
Vâridât: Nasreddin Hoca’nın Eşeği, ″NASREDDİN HOCA’NIN HİMMETİ″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Lûgatçe
Ve dikkat et,”tevbe ettiğin yerden sınanırsın.”
Nasuh bir tevbe ise kişinin zahiren ve batınen tevbe etmesi, pişmanlık duyması ve o günaha tekrar dönme husunda hiç bir azminin/isteğinin olamaması demektir. Yalnızca zahiren (dil ile) tevbe edenin durumu üzeri ipek örtü ile örtülmüş çöplüğün durumuna benzer. İnsanlar ipek örtüye baktıkları zaman ondan hoşlanarak bakarlar. Ancak örtü kaldırıldığında ondan yüz çevirirler. İşte aynen bunun gibi insanlar zahiren itaat eden taat ehline (gıpta ile) bakarlar. Ancak kıyamet gü nümde perde kaldırıldığında o gün bütün sırlar ifşa olur/açığa çıkar ve melekler onlardan yüz çevirir.
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Büyük buluşlar ipek yada yerçekimi olsun genellikle umulmadık armağanlardır ve hep ağaç altında aylaklık edenlere kısmet olurlar..
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, "Ben Avrupalı'yım," demeğe başladı, "Asya bir cüzzamlılar diyarıdır." Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: "Hayır delikanlı," diye fısıldadılar, "sen bir az-gelişmişsin." Ve Hıristiyan Batı'nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir "nişân-ı zîşân" gibi gururla benimsedi aydınlarımız.
Sayfa 98·Kitabı okuyor