Sahilde duran küçük bir sandal vardı. Üzerinde şöyle yazılıydı:
"Allah'ım denizlerin ne kadar büyük.
Ben ise ne kadar küçüğüm." Bu dua hürmetine ayakta kalır, o küçük kayık.
Dualar, dilekler Ona ulaşır. Mahrum olmaz Allah diyen.
Nasipsiz kalmaz Ona sığınan.
Hayat dalgalı bir deniz.
Deniz gibi dalgalı içimiz.
Bizi bu dalgalardan sen koru yâ Rab!.. Engin denizlerde kayığımızı batırma. Kılavuzsuz, kaptansız yol aldırma...
Selim Gündüzalp
"Yürüyorum ama ayağım yere basmıyor, saydamlaşmışım gibi. Gelecek hakkındaki tasarılar da suya düşüyor. Geçmiş de yitiyor. Bencillik de değil kendinizi kaptırdığınız duygu. Çünkü artık kendinizi de düşünmediğinizi biliyorsunuz. Başkalarını mı düşünüyorsunuz, onların kaygısını mı besliyorsunuz içinizde? O da değil. Yalnızca mekândan, dünyadan, çevrenizden bir uzaklaşma hali. Yeniden kendinize gelmeniz için bir şeyle sarsılmanız gerek. Çok güçlü bir şey olmasa da olur o şey..."
Rasim Özdenören
Başını tuttu derviş, uzun uzun ovaladı...
Ne oldu başın mı ağırıyor diye sordu arkadaşı...
Evet dedi derviş... Canım sıkıldı... konuştum lakin anlaşılmadı, koca koca cümlelerden, anlam kuleleri inşa etmiştim, her yerden görüldü ama onun kulağına ulaşamadı...
Ahh dedi yoldaşı...
Ne beyhude bir keder...
İnsanlara kendini anlatmak için bu kadar çırpınacağına keşke sadece yüreğinden Rahman'a fısıldasaydın!
O hem bilirdi, hem duyardı, hem tamir eder, hem sıvazlardı...