Dalgalar: İnsan Seslerinden Kurulu Bir Deniz
8/10
·256 syf.·
2026 178. kitabı
İzmir'in kuzey kıyılarında, Çandarlı'nın Denizköy sahilinde öğleden sonranın ağır ışığı denizin üzerine serilmişti. Karşıda uzanan kıyı çizgisi, acele etmeyi unutmuş insanların bıraktığı bir sessizlik gibi duruyordu. Kıyıda birkaç tekne, güneşten solmuş iskeleler, rüzgarın yıllardır aynı sabırla aşındırdığı taşlar vardı. Denizköy'ün çevresindeki tepeler, Ege'nin o kendine özgü dinginliğiyle suya bakıyor, su da gökyüzünü hiç bozmadan taşıyordu. Bugün inceleme masam yoktu. Bir kütüphanenin rafları, bir çalışma odasının duvarları ya da bir kahve fincanı da yoktu. Elimde yalnızca Dalgalar vardı. Kitabı incelemek için en uygun yere gelmiştim. Birkaç adım ilerledim ve fazla derin olmayan kıyı suyunun içine girdim. Su önce dizlerime, sonra belime ulaştı. Ardından eğilip denizin dibine oturdum. İki dakika sürecek bir inceleme için bundan daha doğru bir yer bulmak mümkün değildi. Çünkü elimdeki kitap yalnızca insanların hikayesini anlatmıyordu. Akışı, ritmi, tekrarları ve geri dönüşleriyle bizzat bir deniz gibi davranıyordu. Dipteki kum ince ve açıktı. Aralarda deniz çayırları hafifçe salınıyor, güneş ışıkları suyun yüzeyinden kırılarak zemine gümüş çizgiler halinde düşüyordu. Her dalga geçtiğinde ışık desenleri değişiyor, sanki görünmez bir el denizin tabanına yeni şekiller çiziyordu. Tam o sırada Ravi göründü. Bir şeyler söylemek istiyordu. Arkasından Hiç geldi. Münzevi de kıyının biraz ilerisinde bekliyordu. Ama bugün süre yalnızca iki dakikaydı. Elimi kaldırıp onları geldikleri gibi geri gönderdim. Bu kez konuşmayacaktık. Bu kez yalnız kalacaktım. Onlar kıyıya doğru uzaklaşırken etrafımda küçük bir hareketlilik başladı. Birkaç gümüş balığı önümden geçti. Ardından kupesler geldi. Biraz daha ileride mırmırlar kumun üzerinde dolaşıyordu. Bazen yanımdan geçiyor,
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,961 okunma
giyotinin gölgesinde ışık
Puan vermedi·464 syf.··
2026 40. kitabı
Paris ile Londra arasında gerilmiş eski bir ipin üstünde yürür hikâye; bir yanda devrimin kanlı nefesi, öte yanda geçmişin sisli borçları. Doktor Manette yıllar sonra karanlıktan çıkar, Lucie ışık gibi ona dokunur, Charles Darnay soyunun lanetli gölgesinden kaçmaya çalışır, Sydney Carton ise kendini harcanmış sanan bir ruhken ansızın kaderin en parlak yerine düşer. Asıl mesele iki şehir değil, iki insan hâlidir: birinin içinde intikam kaynar, diğerinde fedakârlık sessizce demlenir. Kalabalıklar burada yalnızca insan topluluğu değildir; açlığın dişleri, tarihin kırılmış çenesi, bastırılmış çığlıkların beden bulmuş şeklidir. Devrim, haklılığın sarhoş olup cellat gömleği giymesidir sanki. Ezilenler ayağa kalkınca adalet değil de bazen eski zalimin aynaya ters düşmüş kopyası belirir, korkunç olan da bu. Sydney Carton’un çizgisi, anlatının en tuhaf büyüsüdür. İlk bakışta kül tablasında unutulmuş bir hayat gibi durur; dağınık, isteksiz, kendine bile uzak. Fakat bazı insanlar yenilgiyle çürürken bazıları yenilgiden gizli bir merdiven yapar. Onun fedakârlığı aşkın romantik süsü değil, kendini ilk kez ciddiye alan bir ruhun son imzasıdır. Ölüm burada kapanış değil, karakterin nihayet kendi adını bulduğu yer olur. Beni en çok çarpan taraf, şiddetin yalnız meydanlarda değil hafızada da çalışması. Bastille duvarları yıkılır ama insanların içindeki zindanlar kolay kolay sökülmez. Madame Defarge’ın örgüsü mesela, sadece iplik değil; her ilmek bir mezar taşı, her düğüm bekletilmiş bir hınç. Bu yüzden anlatı geçmişin asla geçmişte kalmadığını fısıldar, hatta bazen bağırır. İnsanlık dediğimiz şey ince bir cam: adalet isteğiyle tutulur, öfkeyle sıkılırsa avuç içinde kanar.
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bu çalışma Doğu Karadeniz 'de yer alan Rize'de insan_doga ilişkisinin mevcut yapısını ortaya çıkarıp, DOKAP Eylem Planının içerisinde yer alan Yeşil Yol Projesi nin bu yapı üzerinde yarattığı ve yaratacağı etkinin tartışılmasını içermektedir. İnsan doğa ilişkisi üretim ilişkileri kavramı üzerinden tle alınmış ve üretim ilişkilerinin gelişiminin getirdiği son biçim olan kapitalizm üzerine analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında amaca uygun olarak kavramsal, kuramsal, tarihsel, ilişkisi ve bütünlüğü bir analiz yapılmaya özen gösterilmiştir. 267 Diyor yazar Sonuç bölümüne baslarken. Ve "Konunun kuramsal, kavramsal kavramlarla düşünme çabasının ürünü olan bu çalışma umarım tartışmalar için iyi bir zemin okur diyor." kitabı ile ilgili. Uzun yıllar Toroslarda yayla ya çıktık. Yayla yaşamının zorluğunu ama bir o kadar da insana kattığı değeri bilenlerdenim. Yayla yapabilmek için doğanın bozulmaması ve yaylaya çıkanlarında yaylanın doğal koşullarını kabul etmesi gerekir. Yayla ya çıkıp şehir konforu aramak, ya da çıktığınız yerin dokusunu bozmak had bilmezlik olur. "Yeşil Yol Projesi" Devlet ve Sermayenin Doğa ile İmtihanı Derya Ince nin Akademik bir çalışması.Yüksek Lisans Tezi kitablaşmış. Akademik hayatın disiplini ve Halkın anlayacağı yakınlıkta bir dil. Konu üzücü, düşündürücü olsada okumak kolaydı. Birinci Bölüm Doğanın Sermaye Birikimi Sürecine Icerilme Aşamaları Ikinci Bölüm Sermaye Birikimi Sürecinde Yeni Bir Söylem Kalkınma Ajansları Üçüncü Bölüm Rize de Doğa Ile Kurulan İlişkinin Dönüşüm Hikayesi: Yeşil Yol Projesinin Yaylaciliga ve Turizme Etkisi Rize ilk görev yerimde. Yeşilin binbir tonunu gördüm. Doğanın tahribatı vicdanları rahatsız etmesi gerekir. Yayla yaşamının bir tercih olmasının ötesinde bir geçim yolu olduğunu, insanların
Yeşil Yol ProjesiDerya İnce · Sosyal Araştırmalar Vakfı · 20231 okunma
Kıpçaklar Yalnızca Savaşçı mıydı?
10/10
·240 syf.·
2026 15. kitabı
Ahmet Hoca’nın bu çalışması, Anadolu’daki Kıpçak varlığını ve bu topluluğun askerî-idarî elitini teşkil eden Atabeg/Atabey kurumunu merkeze alan önemli bir akademik katkı niteliğindedir. Eser, özellikle Doğu Anadolu coğrafyasında yoğunlaşan Kıpçak yerleşimlerinin bölgesel siyaset, askerî mücadeleler ve kültürel etkileşim dinamikleri üzerindeki rolünü titizlikle ele almaktadır. Yazar, Kıpçakları yalnızca bozkırın göçebe unsurları olarak değil; Selçuklu, İlhanlı, Timurlu ve Osmanlı gibi büyük Türk-İslâm devletlerinin siyasî yapılanmalarında aktif roller üstlenen, stratejik kararları etkileyen ve kurumların şekillenmesinde pay sahibi olan dinamik bir aktör olarak konumlandırmaktadır. Bu çok boyutlu yaklaşım, Kıpçakların Anadolu’daki tarihsel ağırlığını bütüncül bir perspektifle gözler önüne sermektedir. Kaynak kullanımı ve dönem tasvirlerindeki zenginlik, çalışmanın akademik sağlamlığını pekiştirirken, konunun kurgusal anlatıdan arındırılmış, belgelere dayalı bir çerçevede sunulması esere ayrı bir değer katmaktadır. Alandaki boşluğu dolduran bu kapsamlı inceleme, Türk tarihinin periferide kalmış fakat kritik öneme sahip bu halkasına yönelik bundan sonra yapılacak araştırmalar için de sağlam bir zemin teşkil etmektedir. Kıpçak tarihi özelinde Anadolu’nun etnik ve siyasî mozaiğine ışık tutan bu çalışma, hem uzman araştırmacılar hem de alana ilgi duyan okurlar için istifadeye şayan, yetkin ve özgün bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. Kıpçak Atabekleri Ahmet Toksoy
Tarih
Kıpçak AtabekleriAhmet Toksoy · Kitapresso Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·755 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:04
Bir tuğla gibi klasiği daha bitirdik. Alexandre Dumas Üç Silahşor dünyaca ünlü, hepimizin herkesin bildiği, filmlerinin dizilerinin yapıldığı balesinin oynandığı hatta bu romandan uyarlanan Türk filmi bile varmış, dünya Edebiyatına Klasiklere girmiş çok ünlü tarihi macera romanı...Tatbikî böyle bir roman elbette okuyucusuna akıcı, sürükleyici, heyecanlı etkileyici gelecektir. Üç Silahşor Masalsı bir Aşk ve macera Romanı olmasına rağmen bence ahlak, şövalyelik ruhu, Kardinal-Kral rekabeti ve çekişmesiyle geçmişten günümüze insanlık daha doğrusu Avrupa tarihine ışık tutmaktadır.. Roman 1625 yılında Kral XIII. Louis zamanı Fransa'sında silahşor olmak isteyen genç bir delikanlının (d'Artagnan), babasının arkadaşı olan silah kullanmakta çok yetenekli, usta olan silahşor (Mösyö de Trêville) ve onun üç adamının (Athos, Portos, Aramis) yanına gitmesi ve kardinalin kaçırttığı bir kadına aşık olmasıyla yaşanan heyecanlı ve sürükleyici maceralar konu ediliyor... Ayrıca 17. yy Avrupası'ndaki Fransa İngiltere rekabeti ve siyasi sosyal yapıyı da kısmen anlatıyor. Üç Silahşor e veda ederken kendimce tüm romanı kapsayan ana fikir alıntıyı paylaşıyorum. "Alçak ve iğrenç insanların yanı sıra, soylu ve yüce kişilikler de vardır." sayfa 649 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları..
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
İnsan nasıl yaşamalı? Hangi amaç uğruna hayatını devam ettirmeli? Yaşarken hangi değerleri gözetmeli? Yaşamında hangi değerleri kendine rehber olarak seçmeli? Yaşarken neleri korumalı? Yaşamında neler için mücadele etmeli ve savaşmalı? Bir inaanın yaşam mottosu ne olmalı? Yazarımız Roger-Pol Droit tüm bu sorulardan yola çıkarak yazma serüvenine başlıyor ve ortaya "Alice Fikirler Diyarında" çıkıyor. Adından da anlayacağınız üzere Lewis Carroll ve dünyaca ünlü "Alice Harikalar Diyarında" eserine selam çakılıyor. Benzerliklere baktığımızda, kahramanımızın adı Alice ve yine bir tavşan deliğine çekiliyor. Ancak bundan sonrasında, kurgu çok farklı ilerliyor. Roger-Pol Droit, kurgusuyla felsefeyi iç içe geçiriyor. Felsefeyi sıkıcı bir tarih dersi kıvamından çıkarıyor ve romanının kurgudan sonraki en önemli parçası haline getiriyor. Geçmişten günümüze fikirlerin ortaya çıkışını ve gelişimini, insanlığı ve yüzyıllar boyunca dünyanın nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Ana kahramanın yolu boyunca dönemine ışık tutmuş pek çok önemli filozof karşımıza çıkıyor ve sanki ben de romanın kahramanıyla empati kurup değerli filozoflarla konuşuyormuşum gibi hissettim. Droit, okuru kurgunun içine başarıyla katmayı beceriyor ve bunu yaparken de çaktırmıyor. Kitabın tüm bu etkileyiciliğinde, yazarın bir filozof ve akademisyen olmasının rolü büyük. Çok beğendiğim bir roman oldu. Alice, artık genç bir kız olmuş ve artık çocuk olmadığının farkında... Dünyayı farklı algılamaktadır ve insanlık konusunda derin soruları bulunur. İnsanları bekleyen küresel tehlikeler konusunda endişelidir. İnsanlığın nasıl yaşaması gerektiği hakkında oldukça düşüncelidir. Bir yandan da dövme konusunda takıntılıdır ve koluna hayat mottosu olarak yazdırabileceği bir söz aramaktadır. Tüm düşünceleri onu bir tavşan
Edebiyat
Alice Fikirler DiyarındaRoger-Pol Droit · Domingo Yayınları · 202631 okunma