10/10
·143 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Sezai Karakoç'un Yitik Cennet kitabı din ve tarih kitabı değil insanlığın varoluşsal serüvenini, düşüşünü ve yeniden diriliş arayışını anlatan metafizik bir başyapıttır. Kitabın ana teması "İnsanlığın Sürgünlüğü" Eserin kitabın girişinde insanın cennetten çıkarılış hikayesi ve yeryüzündeki "sürgünlük" psikolojisi üzerine kurulmuştur. Ve insan ilk insandan itibaren yeryüzüne düşerek bu cenneti yitirmiştir ve o günden beri "Yitik Cennet'i" aramaktadır. Kitapta geçen peygamberler üzerinden medeniyet okumasını yapıyoruz. Ve her bir peygamber insanlığın Yitik Cennete geri dönüş yolculuğunda birer köşe taşıdır. Kitapta geçen peygamberler ise; Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa ve Hz. İsa, Hz. Muhammed (sav) Üstad geçmişi anlatırken aslında bugünün insanına da ışık tutar. İnsanlık, ancak kaybettiği manevi değerleri yani Yitik cennetini yeniden keşfederek modern çağın bunalımlarından kurtulabilir ve yeniden küllerinden doğabilir. Sezai Karakoç'un Yitik Cennet kitabı şiirsel bir tefekkürle ele alınmıştır. Ve Üstad her ne kadar düşünce adamı olsa da gücünü şairliğinden alır. Yitik Cennet, insanı kendi iç dünyasına doğru bir keşif yolculuğuna çıkarır. Hayatın anlamını mistik ve entelektüel bir okuma arayan her okurun kütüphanesinde bulunan bir kitaptır.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202411bin okunma
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Halil Cibran'ın üç kısa öyküden oluşan bu eseri, kısa öykülerle çok şey anlatan, oldukça etkili mesajlar içeren bir kitap. Okuduğum diğer eserlerine kıyasla belirli bir olay örgüsüne sahip olması kitabı daha da sürükleyici hale getirmiş. Yazar, “Vadinin Perileri” öyküsünde bir kadının hayatı üzerinden toplumun ahlaki yargılarını sorgularken, “Çağların Külü ve Sonsuz Ateş” öyküsünde aşkın zamana karşı ölümsüzlüğünü etkileyici betimlemelerle kaleme almış. Kitapta en çok beğendiğim öykü olan “Deli Yahya” da ise; din adamlarının inancı nasıl bir güç ve çıkar aracı olarak kullandıklarını, kendileri her türlü imkâna sahipken yoksulları din maskesi altında nasıl sömürdüklerini ve verdikleri vaazlarla toplumu nasıl manipüle ederek etki altında tuttuklarını görüyoruz. “Siz kalabalıksınız, bense tek başımayım. Bana dilediğinizi yapabilirsiniz. Kuzu gece karanlığında kurda yem olabilir, ama kanı şafak söküp güneş doğana kadar vadinin taşlarını boyar.” Kitabın son cümlesi olarak Yahya'nın dile getirdiği bu sözler, düzene ve ikiyüzlü din anlayışlarına karşı tek başına verdiği mücadelenin önemini ve bu mücadeleyle toplumun uyanışına nasıl ışık tutacağını açıklıyor. Bir fincan kahve veya çay eşliğinde bir solukta okunabilecek, okuru bazı şeyleri sorgulamaya iten, kısa ama etkili bir kitap okumak isteyenlerin tercih edebileceği anlamlı bir eser... Keyifli okumalar:))
Edebiyat
Vadinin PerileriHalil Cibran · Martı Yayınları · 20211,329 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·520 syf.··
2026 14. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:52
Dünümüz, bugünümüz kuvvetle muhtemel yarınımız da... Hababam Sınıfı hiç eskimeyen, hep güldüren bir yapıt. İzlerken güldürdüğü gibi okurken de güldürdü. O kadar keyifli ki. Rıfat Ilgaz'a bu eşsiz eser için ne kadar teşekkür edilse azdir. Mizahın tepe noktalarından biridir. Akıcı, sıkmayan, okuması keyifli ve gerçekten güldüren bir eser. 1000 sayfa olsa da muhtemelen aynı hissiyatı uyandiracak türde bir kitap. Bir döneme de ışık tutar ayrıca. Okul üzerinden toplumsal bir çıkarım da yapılıyor eserinden. Kitap ve film mukayesesi de yapmak bu noktada elzem sanırım. Bir kere Damat Ferit karakteri kitapta yok. Film senaristinin kazandırdığı ve oldukça başarılı bir karakter. Aslında okurken onu aradım hep. Demek ki senarist bu noktada işini iyi yapmış. İnek Şaban, filmdeki kadar saf bir karakter değil. Keza o kadar komik de değil. Güdük Necmi, kitapta filme göre daha ön planda. Yaptığım kısa bir araştırmaya göre Rıfat Ilgaz'dan izler taşıdığı söyleniyor. Genel anlamda tıpkı film gibi oldukça başarılı. Zaten çıkış noktasi kitap. Kitaptan uyarlamalarda her ikisinin de başarılı olduğu ender ikilidir bence.
Hababam SınıfıRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20193,533 okunma
Sevmek Bir Sanat Mıdır?
Puan vermedi·200 syf.·
2026 4. kitabı
"Sevgi de yaşamak gibi bir sanattır. Sevmek, özgürlük gibi cesaret ister." diye ekliyor Erich Fromm bu kitabında. Uzun zamandır okumak istediğim ve okurken her cümlesini doyumsamaya çalıştığım bu eser, beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Hatta bu platformda ilk incelememi yazmam için de beni teşvik eden kitap oldu. Kitabın yazarı olan Erich Fromm, yirminci yüzyılın en önemli psikanalistlerindendi. İnsan davranışı üzerinde sosyal ve ekonomik etmenlerin büyük bir etkisi olduğuna inanıyordu. "Sevgi öncelikle belirli bir insanla yaşanan bir ilişki değildir," der Fromm. "O, bir insanın, tek bir sevgi nesnesiyle değil, tüm dünyayla bağlantıda oluşunu belirleyen bir tutum, bir karakter yönelimidir." Bu kitabı okuma amacım; bize hep soyut bir olgu olarak öğretilen sevginin, somut durumlarda nasıl var olduğunu anlamaktı. Kitabı özetlememi sağlayan ve okurken notlar aldığım bazı kısımları sizlerin de beğenisine sunmak istiyorum: "Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin içinde olmaktır. Bir şeye kapılmak değil." Anne, baba ve kardeş sevgisi koşulsuz sevgidir. Fakat ikili ilişkiler koşullu sevgidir ve sevgi türlerinin en farklı olanıdır. Kişi, bir insanı gerçekten sevdiğinde aslında tüm insanlığı sever; dünyayı ve yaşamayı sever. Eğer sadece sevdiği kişiyle kalıp kendini dünyadan soyutluyorsa, o insanı da gerçekten sevmiyordur. (Günümüzde bile hâlâ çok tartışılan bu konuya harika bir ışık tutmuş yazar. Birini sevdiğinde ona elinde bir mumla gidersin ve o kişi bu mum ışığını söndürmemeli. Aksine onu öyle bir yakmalı ki dünyayı, yaşamayı bir güneş parlaklığı kadar sevmelisin. Sevdiğin insan ışığını elinden alıyorsa, karanlıkta kalmaya mahkumsun demektir.) Sevgi emek ister. Emek verilen şeyler de sevilir. Sevdiğin insanla tüm duygularını paylaşabilmelisin diyor
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi·73 syf.··
2026 13. kitabı
Kelime haznesi çok fazla olan bir kitap. Değişik tat ve dokuların bir araya getirildiği bir kitap. Toplumcu bir yazar, toplumsal konuları ele aldığı şiirlerde bile duygusal kimliğini ön plana çıkarabiliyor. Duyguları önemli kılan anlaşılır olması değil öylesine yazılmamış ve söylememiş olması. Ben bu şekilde düşünüyorum Bir başkası nasıl düşünür bilemem ama yazar benden tam not aldı. Zaten kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız, kitapta yazarın ya bunu da araya sıkıştırıp şiir sayısı kasayım derdi yok. Nicelik değil nitelik peşinde koşan bir yazar umarım çizgisini bozmaz..🪻 Sarıyer’de Günah Keçisi Emre Işık Remziye Çınarçiçek
1000Kitap
Sarıyer’de Günah KeçisiEmre Işık · Cinius Yayınları · 20251,179 okunma