Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde sözde gizli düşlerin bile belli ölçüde tensel gıdaya, duygulu ve canlı bir desteğe ihtiyacı vardı; aksi halde kanları çekilir, ışıma güçleri zayıflardı.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Edebiyat
Ahmet Arslan
"EĞER BİR'DEN SONRA GELEN BİR İKİNCİ ŞEY VARSA, ONUN BİR'İN KENDİSİNİN HERHANGİ BİR HAREKETİ, ARZUSU, İSTEĞİ VEYA EYLEMİ OLMAKSIZIN VARLIĞA GELMİŞ OLMASI GEREKİR... ONUN BİR'İN KENDİSİNİN DEĞİŞMEDEN KALMASINA KARŞILIK O'NDAN YAYILAN BİR IŞIMA OLMASI GEREKİR... BÖYLECE VAR OLAN HER ŞEY, VARLIKTA KALDIĞI SÜRECE, ZORUNLU OLARAK, KENDİ TÖZÜNDEN VE KENDİ GÜCÜNÜN ESERİ OLARAK, DIŞINDA BULUNAN ŞEYE YÖNELİK BİR VARLIK MEYDANA GETİRİR... MÜKEMMEL OLAN HER VARLIK (BİR ŞEY) MEYDANA GETİRİR." Enneadlar, V. 1, 6
Felsefe
Reklam
Biz, bedenlerin ve zihinlerin sinyaller ve görüntüler aracılığıyla ışıdığı bir ışıma kültürü içinde yaşıyoruz ve eğer bu kültür en güzel etkilerini yaratıyorsa, en öldürücü virüsleri de yaratması şaşırtıcı mıdır sanki?
Sayfa 21 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Apollon sık sık yunancada "güneş" sözcüğü olan Helios ve, parlama ve ışıma tanrısı anlamına gelen Phoebus Apollon namıyla anılır. Apollon şifa ve refah tanrısıyken, oğlu Aclepius da hekimlik tanrısıdır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Görsel Fotizm yerine İçsel Parıltı Semptomu
Onun yüzünde ve gözlerinde dışarıya taşan, sakin ama muazzam bir ışık, bir parıltı vardı. Onu sokakta gören sıradan insanlar bile bu sessiz aydınlığın (fizyolojik başkalaşımın) çekimine kapılmaktan kendilerini alamazlardı. ​Whitman’da fotizm, anlık ve kör edici bir şimşek çakması olarak değil; kişinin tüm hücrelerine, mimiklerine, ses tonuna ve göz bebeklerine yayılmış kalıcı, sürekli ve dingin bir "biyofotonik ışıma" (aura) olarak tezahür etmiştir. Somatik başkalaşım semptomu, Whitman’da kalıcı bir karakter özelliği haline gelmiştir.
Dağdaki Başkalaşım sahnesinde, İsa’nın yüzünün güneş gibi parladığı ve giysilerinin ışık gibi bembeyaz olduğu anlatılır. Bu, kozmik uyanışın veya o bilincin zirve anlarının organizmada yarattığı masif 'fotizm' (içsel/dışsal ışık) semptomunun en görkemli kanıtıdır. ​...Sinir sistemindeki olağanüstü biyofotonik deşarj, hücresel düzeyde bir ışıma hissi yaratır. Bu durum, sadece İsa’nın içsel algısında kalmaz, onun elektromanyetik alanına giren müridleri (Petrus, Yakup, Yuhanna) tarafından da nesnel olarak gözlemlenir.
Reklam
Reklam