İstavrit avına çıkıp da köpek balığı tutmağa benziyordu onunkisi. Kimin kimi yiyeceğini kestirmek işten bile değildi!
Alıntı
Bir de gecikmiş yolcular koşuşturur kalkmakta olan vapura. Gecikmiş yolcularla birlikte yakalasam kalkmakta olan vapuru. Otursam kenarlarındaki tahta sıraya. Konservatuvar binasından müzik aletlerinin düzensiz sesleri çalınacak kulağıma, bağıra bağıra istavrit satacak balıkçılar, yorgunluktan yılmış insanlar oturacak denizi seyreden banklara. Bir sigara tüttürsem denize karşı. Şimdi deniz ne renktir acaba?
Sayfa 18 - Doğan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir gün”dedim, “Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz,son ana kadar hep bir umudum olsun diye.”
Sayfa 161·Kitabı okudu
Lider'in düellosu
Bir çalışmaya göre İber yarımadasının Atlantik kıyılarındaki yunuslar ve çizgili yunuslar yıllık olarak 27 bin 500 ton sardalya, morina balığı, barlam balığı ve istavrit tüketiyorlar. Yani günde 75 tondan fazla balık, dünyanın okyanuslarının bir köşesindeki iki çeşit yırtıcı hayvan tarafından tüketiliyor. Küresel düzeyde ispermeçet balinalarının 100 milyon ton kafadanbacaklı tükettiği tahmin (ki bu tedbirli bir tahmin) ediliyor.15 Afrika antilopları bir yıl içinde türlerinin biokütlesinin yüzde 42'sini yırtıcılar yüzünden kaybediyor. Yumurtadan yeni çıkan deniz kaplumbağalarının büyük bir çoğunluğu kum yuvalarından çıktıktan sonra okyanusa ulaşmak için gereken birkaç dakikalık koşularını yapamadan yeniyor ya da başka bir şekilde ölüyor. Daha fazlası okyanus yırtıcılarına yem oluyor. "Küçük kaplumbağalar onları yemek için sabırsızlanan bir dünyaya geliyorlar." Sadece birkaç örnekle sınırlı bu rakamlar bize her bir hayvanın çektiği acıların şiddetini unutturmamalı. Duruma göre bu acı tabii ki değişebilir. Bazı avlar hemen hayatlarını kaybediyorlar. Bazıları için ölüm çok uzun sürüyor. Aşağıdaki betimlemeyi düşünün: Dişi aslan kılıç gibi pençelerini zebranın buduna geçiriyor. Pençeler kalın deriyi aşarak derine iniyor ve kasları yırtıyor. Ne olduğunu anlamayan hayvandan bir feryat sesi çıkıyor ve bedeni kendini yere bırakıyor. Hemen sonra dişi aslan pençelerini zebranın kalçasından çıkarıyor ve dişlerini boğazına geçirerek feryadı susturuyor. Köpek dişleri uzun ve keskin fakat zebra kadar büyük bir hayvanın kocaman bir boynu, derinin altında kalın bir kas tabakası var. O yüzden dişler deriyi delse de hayati bir kan damarına ulaşmıyor. Zebrayı güçlü çenesiyle soluk borusunu sıkıştırarak, ciğerlere hava akışını keserek, nefessiz bırakarak öldürmek zorunda. Bu yavaş bir ölüm
Geçen dolmuşlardan birine binsem, doğru Kadıköy'e. İnince denize yürümeliyim. İskelenin önünde sevgililerini bekleyen genç kızlar vardır yine.Bir de çiçek satan Çingeneler;yüzlerinde neşe, gözlerinde keder ve sepetlerinde allı morlu karanfiller. Bir de gecikmiş yolcular koşuşturur kalkmakta olan vapura. Gecikmiş yolcularla birlikte yakalasam kalkmakta olan vapuru. Otursam kenarlarındaki tahta sıraya. Konservatuvar binasından müzik aletlerinin düzensiz sesleri çalınacak kulağıma bağıra çağıra istavrit satacak balıkçılar yorgunluktan yılmış insanlar oturacak denizi seyreden banklara.
Sayfa 29 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Istanbul'da, 6-7 Eylül vahşetinden kurtulabilen, pek kimsenin bilmediği bir yer var. Boğaz'ın tam girişinde,Karaköy'de Karaman Türklerinin kurdukları Türk Ortodoks kilisesinin girişinde ay yıldızlı bir haç vardır.Belki de Galata Köprüsü civarındaki pis sulara rağmen bu kadar bol istavrit çıkması da bu haç nedeniyledir.
Sayfa 60·Kitabı okudu