Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
Puan vermedi
Mükemmel Çift, Ruth Ware’den okuduğum ilk eser. Macera romanlarını her zaman çok çok sevmişimdir. Agatha Christie tadında bir günümüz romanı diyebilirim. Anlatı bir realite show üzerine ve Endonezya’da bir adada geçiyor. Birbirinden farklı yaşantılarda 5 çift toplamda 10 yarışmacı ile başlayan serüven ihanetler ve ölümlerle işleri karıştırıyor. Daha fazla ayrıntı vermeden gece okumam olan bu güzel kitapla sizleri baş başa bırakmak isterim. Umarım siz de okur ve beğenirsiniz. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202615 okunma
Reklam
Bir keşif romanına hoş geldiniz
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:29
Kitabı övmeye başlamadan önce yazar Kaan Murat Yanık ı övmek istiyorum. Güncel yazarlarla mesafeli biri olduğum için iyi bir kalemle tanışınca ne yapacağımı bilemiyorum, bütün kitaplarını art arda okuma isteği ile baş başa kalıyorum. Edebiyat mezunu bir yazar, dili üslubu, eski ve yeni kelimelere hakimiyeti beni etkiledi. Eğip bükmeden, süsleyeceğim diye kasmadan harikulade yazmış. Çok memnun olduğum tanıdığıma.. Kitaba da hakkını teslim etmem gerekir, uzun zamandır dünyayı avucumda hissettiğim bir kitap okumamıştım. İhsan Oktay Anar ve Puslu Kıtalar Atlası ını sık sık yad ettim. Ama benzediği için değil özlediğim için. Amerika’nın keşfi, Kristof Kolomb’un denizciliği yer yer zalimliği, Orta çağ Hıristiyanlığının cehenneme açılan kapısı ve tüm bunların içinde “Kalender” yürekli bir Osmanlı denizcisi.. Ütopik unsurlar özellikle kitabın sonunda yoğunlaştı ama fark ettim ki masala da ihtiyacı varmış ruhumun. Bir coğrafyacı olarak keşiflerin kanlı yüzünü ve Osmanlıların tutumunu derslerde uzun uzun okuyan biri olarak tüm yaşananların Kaan Murat Yanık sayesinde halka arz olması ziyadesiyle mutlu etti beni. Okuyun , okutturun diyeceğim türden bir eserdi. Gelin görün isterim kıtaları keşfedeceğim derken insanlığın kendi içindeki rezil duyguların keşfedildiğini.. Dinlerini ve dillerini kabul etmeyenlere neler yaptıklarını ve dünya tarihinde yeni bir sayfa açıldığını, hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olmadığını.. Muazzam cümleler sizi bekliyor, “bir varmış bir yokmuş” diye başlayın ve arkanıza yaslanın. Kitapla kalın..
Coğrafya
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,201 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:56
Hüseyin Rahmi Gürpınar ile ilk olarak Efsuncu Baba adlı eseri sayesinde tanıştım. O kitabı okuduktan sonra yazarın kalemini çok sevdim. Hatta yazarla ilgili ilk inceleme yazımı da Efsuncu Baba üzerine yazmıştım. Yazarın anlatımını beğenince ikinci kitabı olarak Gulyabani 'yi okumaya karar verdim. Kitaba geçmeden önce, eserin ortaya çıkış hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, adını vermeyen sıkı bir okuyucusundan bir mektup alır. Bu mektupta okuyucu, yazardan cinli, perili, gulyabanili ve benzeri doğaüstü varlıkların yer aldığı bir roman yazmasını ister. Yazar da bu isteğe kayıtsız kalmaz ve Gulyabani adlı eserini kaleme alır. Romanın başkahramanı Muhsine'dir. Muhsine, bir akrabası tarafından çalışmak üzere büyük bir köşke yerleştirilir. Roman boyunca da köşkte başından geçen ilginç ve gizemli olayları anlatır. Köşkte yaşanan tuhaf olaylar, geceleri duyulan sesler ve etrafta dolaştığı söylenen gulyabani, hem Muhsine'yi hem de beni sürekli merak içinde bıraktı. Sayfaları çevirdikçe olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istedim. Kitapta cin, peri ve gulyabani gibi varlıklardan sıkça söz edilse de yazarın asıl amacı bunların insanların korkularından ve batıl inançlarından kaynaklandığını göstermektir. Hatta bu varlıklara mani söyletmesi, esere hem mizahi hem de farklı bir hava katmıştır. Romanın sonunda yaşanan olayların perde arkası ortaya çıkarken yazar da okuyucuya akılcı düşünmenin önemini hatırlatır. Eserin dili oldukça akıcıdır. Halkın günlük konuşma diline yakın bir anlatım kullanıldığı için kitabı okurken hiç zorlanmadım. Aksine, kendimi olayların içinde hissettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en beğendiğim yönlerinden biri de budur. Dönemin insanlarını, özellikle kadınların yaşamını, günlük konuşmalarını, halkın inançlarını ve sosyal yapısını anlatırken aynı
İnceleme
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
9/10
·424 syf.··
2026 123. kitabı
#NergisKokuluYorum Wyatt ‘-Gün ışığı gibisin, biliyor musun? Kulağa klişe geliyor ama doğru. Sen yanımdayken her şey bir anda daha iyi oluyor.’ ‘-İstediğin zaman senin güneşin olurum, Wyatt.’ Tek gecelik maceraların efendisi Wyatt Rivers, kasabanın gözdesi, benimse çocukluk arkadaşım ve yıllardır gizlice âşık olduğum adamdır. Hayalimdeki işe başlamadan önce memleketime dönünce, yerli bir kovboyla kısa bir macera yaşamak isterim ve bu konuda Wyatt’tan yardım alırım. Ancak sahte flörtleşme kısa sürede sahte sevgililiğe, ardından gerçek duygulara dönüşür. Yaklaşan ayrılık ve Wyatt’ın gerçekten değişip değişemeyeceği ise bizi zor bir seçimle karşı karşıya bırakır. Çünkü kovboylar gibi kalpler de kolay kolay dize gelmez. Kovboy romantizmini öylesine güzel işlemiş ki yazar, Sally ve Wyatt’ı okumaya doyamadım resmen Arkadaştan aşka ilerleyen favori hikâyelerim arasında yerini aldı kesinlikle İkisinin de birbirlerine olan aşkı, bağlılığı ve düşünceli halleri o kadar güzeldi ki Wyatt’ın kardeşleri ile olan ilişkilerini okumak çok keyifliydi, özellikle Sawyer’ın desteği çok güzeldi Kızı Ella ve Wyatt’ın diyalogları ise çok çok hoştu Sally’nin Wyatt’tan sahte sevgilisi olmasını istemesi ama oynadıkları oyunun hiç de sahte olmadığını keşfetmeleri çok uzun sürmüyor Wyatt’ın Sally’e olan sevgisi öylesine güzeldi ki resmen okumaya doyamadım. Aşkı için öylesine özenli ve her şeyi doğru yapmaya çalışıyor ki çok etkileyiciydi Sally’nin hayatını burada geçirmek isteyişi ama kariyeri ile kalbi arasında kaldığı kısımlar çok güzel işlenmişti. Ama babasının kariyeri konusundaki sabit fikirleri ve yaptıkları beni çok yordu ve kendisinden pek hoşlanmadım kitabın sonuna doğru kendisine geldi neyse ki İkisinin de hisleri bu kadar güçlüyken yıllarca uzak durmaya çalışmaları çok kalbimi kırsa
WyattJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202610 okunma
8/10
·64 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Kitap kulübümüzde mayıs ayımızın kitabı seçilen Bir Kadın'ı okudum fakat yorumumu ancak yazabiliyorum. Annie Ernaux'un kalemiyle ilk defa tanıştım. Yazarın annesini anlattığı bu hikaye bana kalırsa gerçek bir edebi şölendi. Tarihi ve felsefi dokundurmaları olan, bir anne ve kızın ilişkisini yad ettiği ve bunu büyük bir dürüstlükle yaptığı okuması son derece keyifli bir kitaptı. Yazar annesini anlatırken çok dürüst, onu eleştiriyor ve hatta bazı kısımlarda ona acıyor gibi. Kitap gerçekten de bir kadının -o kadının- yaşamı. Ben okurken annesini çok sevdim, yer yer ona hayranlık da duydum. Bulunduğu o sığ dünyada kendi başına var olmaya çalışması, kitaplara dokunurken büyük bir hürmetle onları eline alması, diğer insanlara ve hatta kendinden daha üstte olduğunu düşündüğünü insanlara "Ben de burdayım ve varım!" deme şekli beni çok etkiledi. Gerçek bir emekçi ve ailedeki tüm geliri tekeline almış biri. Yazarın bunları anlatırkenki üslubu çok güzel, çok yalın ve okuyanı hiç yormuyor. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okurum, buna eminim. Çok beğendiğim birkaç alıntı ile yorumumu sonlandırıyorum. "Elbette, bu kitap ne bir yaşam öyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim." "Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları, gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu." Son olarak da kitaba 10 üzerinden 8 puan verdiğimi belirtmek isterim.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,856 okunma
Reklam
Reklam