• Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır."

    Kaynak : Müslim, Rada 64, (1467), Nesai, Nikah 15, (6, 69)

    Açıklama :
    Meta', altın ve gümüş parayla alınıp satılabilen her çeşit ticaret malıdır. Yenilen, giyilen, yere serilen bütün dünya malları meta'dır. Bir müddet kullanılıp eskitilir. Ayet-i kerimede de "dünya hayatı" bir aldanma metaı olarak tavsif edilmiştir. "Dünya hayatı bir aldanma metaından başka bir şey değildir" (Al-i İmran 185).



    Hadis, dünyada hoşumuza giden hiçbir şeyin ebedî olmadığını, bir müddet istifadeden sonra elden çıkacağını bildiriyor. Bu faniler arasında insan için en hayırlı olanı saliha bir kadındır. Çünkü diğer metalardan ağız tadıyla istifade, bu hayat ortağına bağlıdır. Eğer kadın saliha olmaz da kötü olursa, kişi zengin ve sağlıklı da olsa, hayatta huzur bulamaz.



    Saliha kadın, dindar, iffetli ve itaatkâr olan kadındır. Bir başka hadiste Resulullah insanın saadetini üç şeye bağlar: "Saliha kadın, salih mesken, salih binek." Hadisin devamında, kişinin bedbahtlığı da üç şeye bağlanır: "Kötü kadın, kötü mesken, kötü binek." Dünyevî saadetin medarı denince birçok kimsenin aklına öncelikle maddî zenginlik gelir. Halbuki bir peygamber nokta-i nazarından, bu meselede maddî varlık hiç mevzubahis edilmemektedir. Ailevî huzurun yokluğunu hiçbir zenginlik telafi edemez. Ayrıca, saliha kadın sadece dünya hayatı için değil, dünyayı ahiretin bir tarlası görüp, buradaki hayatı ebedî hayatını kazanmaya vasıta bilen kimseler için de ayrı bir ehemmiyet taşır. Saliha bir hayat ortağına sahip kişi, ahiret ekimini daha iyi yapar. Maddî serveti bir başka değer kazanır.



    Müteakip hadis mevzuyu daha da açacaktır.
  • MANASTIR

    Hayatın sırrını keşfetmiş bir topluluk var dediler manastırda,
    Ancak bozuk akıllılardan başka bir şey bulamadım orada,
    Cesetleşmişler; çünkü ülküler helak olmuş kalplerinde,
    Ben kör değilim de başkaları mı kör?..
    BİLMİYORUM!

    Tapınaktakiler sırları en iyi bilenleriymiş insanların güya,
    Dedim: “Doğruysa söylenenler, sır çıkmış açığa”,
    Şaştım; Örtülü gözler güneşi görüyor da,
    Niçin göremiyor örtüsüz olanlar?..
    BİLMİYORUM!

    İnziva ile takva ise eğer uzlet, kurt rahip olur,
    Manastırsa aslanın ini, onu sevmek farz ve vacip olur,
    Keşke bilsem, yetenekler yaşatansa öldüren inziva mı olur?
    Bir günahken inziva, nasıl günahı yok eder,
    BİLMİYORUM!

    Gördüm manastırda dikenli teller içindedir güller,
    Gördüm ki: temiz çiğdem sonra acı suya kanaat etmişler,
    Canlı ışık etrafında karanlığa razı gibiler,
    Var mıdır kalbi sabırla öldürmenin bir hikmeti?
    BİLMİYORUM

    Şafakta girdim manastıra, neşeli bir şafak gibi,
    Gece ayrıldım oradan, kızgın bir gece gibi,
    Bir sıkıntı vardı içimde, oldu bin bir sıkıntı,
    Manastırdan mı derdim yoksa geceden mi? :
    BİLMİYORUM!

    Girdim manastıra münzevileri konuşturmak için,
    Bir de ne göreyim, bir topluluk, en az ben kadar şaşkın,
    Ümitsizlik alaşağı etmiş onları, teslim olmuşlar zayıflıklarından,
    Bir de baktım kapıya, yazılmış üstüne:
    BİLMİYORUM!

    Hayret, itaatkar, hem de zekî münzeviye!
    Terk etmiş insanları, yaratıcının bütün güzelliği onların üzerinde,
    Sonra başlamış aramaya onu ıssız yerlerde,
    Su mu gördü çölde yoksa serap mı?..
    BİLMİYORUM!

    Ne kadar da tereddüt edersin bu açık gerçekte ey münzevi!
    Dileseydi şayet Allah Güzeli sevmemeni,
    Yarattığında akılsız ve ruhsuz eylerdi seni,
    Dedim: “Yaptığın günahtır”, bana dedi ki:
    BİLMİYORUM!

    Ey kaçan adam! Asıl ayıp işte bu kaçışın,
    Kurtuluş yok ettiğinden, çöllere de gitsen,
    Sen her hâlükârda cânî, öcünü alamamış bir katilsin,
    Hoş görür mü Allah bunu, hiç affeder mi? :
    BİLMİYORUM!

    İliyyâ Ebû Mâdî
  • Elinden geldiğince ortalarda boy göster. Kendi hakkını al; küfürden, hakaretten yılma. Laf dediğin havada kalır. Bu kapıdan kovulursan, öbür kapıdan gülümseyerek gir. Anladın mı? Yüzsüz, kaba ve cahil. Bazen işlerin yolunda gitmesi için doğruymuş gibi davranmak gerekir. Memleketimizin bu gün böyle adamlara ihtiyacı var. Günün adamı olmak lazım. İtikat, din, ahlak, bunların hepsi laf salatası. Ama takiye yapmak gerek. Çünkü halk için önemlidir. İnsanlara itikat gerek; yular takmak lazım onlara. Yoksa toplum dediğin bir engerek yuvasıdır; nereye elini soksan, sokarlar. İnsanlar itaatkar, kaza ve kadere itikatli olmalı ki sırtlarında güven içinde iş yapmak mümkün olsun.
    Sadık Hidayet
    Sayfa 50 - YKY
  • Ayrıca mahkûm öyle köpek gibi itaatkâr görünüyordu ki, sanki bayırlarda dolaşsın diye serbest bırakılsa idam başlarken geri dönmesi için ıslık çalmak yeterli olacaktı.
    Franz Kafka
    Sayfa 5 - Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Sana acımasız davranan ve haksızlık eden kişilere karşı nazik ve itaatkar olursan kötü insanlar istediklerini yaparlar. Asla korkmazlar ve bu yüzden değişmezler, hatta gitgide daha da kötüleşirler.
  • Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    Ahzab 35
  • ABD ve emperyal müttefikler gerçek demokratik ilerlemeden çok korkarlar ve bunu engellemek isterler. ABD yoluna çıkan herkesi ezip geçerken bu işi bir aziz kisvesine bürünerek yapmayı tercih eder. Demokrasi, içindeki insanların oyuncu değil izleyici olduğu bir sistemdir. Entellektüellerin binlerce yıldır süregelen görevi, insanları pasif, itaatkar, cahil ve güdümlü hale getirmektir. Bu türden bir insanın (entellektüel) yani bu zamana sahip olan bir insanın sorumluluğu nedir?
    Bu insanların 'görevi' dediğimiz şeylerle, ahlaki sorumlulukları dediğimiz şeyler arasında bir ayrım yapmamız gerekir. Görevleri, yani toplumsal kurumların bu insanlara zaman ve olanak sağlamasının nedeni, bu olanakları kullanarak iktidara ve otoriteye destek sağlamaları ve doktrinsel yönetimi hayata geçirmeleridir. Diğer insanların dünyayı mevcut otorite ve ayrıcalıkları destekleyecek şekilde kavramalarını saplamak için çalışabilirler. Kurumlar ciddi eleştirmenleri tabbi ki buyur etmeyecektir. Bu kurumlar, kendi altını oyacak insanların ayakta kalmasını zor ya da imkansız hale getirecek şekilde inşa edilmişlerdir. " NOAM CHOMSKY