• İtaatkar davranmak, genellikle otomatik bir alışkanlıktır. İnsanlar davranışlarının nedeninin itaat olduğunu bile fark etmeden itaat ediyorlar. İtaat sorgulanmıyorsa ve alışkanlıktan dolayı sürdürülüyorsa, rasyonel mi değil mi diye karar vermeye imkân yoktur. Bir şeyin rasyonel olup olmadığını bilmek için düşünebilmek gerekir
  • Nisa 34- Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
  • Kâlbi mal muhabbetiyle itâatkâr olan "mâlın kulu" ve mevki muhabbeti ile itâatkâr olan "mevki’nin kulu" ve nefsinin muhabbeti gâlip olan "nefsin kulu" ve kâfirlerin muhabbeti gâlip olan "kâfirlerin kulu"dur. Ve her bir kul kendi ma'bûduyla berâberdir. Nitekim Hadîs-i Şerîfte "Kişi sevdiği ile berâberdir" buyurulur.
  • Az ye.
    Az uyu.
    Az konuş.
    Cömert ol.
    Nefsine muhâlefet et.
    Tevâzu’lu, alçak gönüllü ol.
    Güler yüzlü ol.
    Dedikoduya karışma.
    Tefekkürü unutma.
    Mümkün olduğu kadar kimseden bir şey isteme.
    Kat’iyyen kimseyle münâkaşa etme.
    Kimsenin aybını görme ve araştırma.
    Zâhirin halk ile. bâtının Hakk ile olsun.
    Kim bir şey isterse vermeğe çalış.
    Tembellik etme.
    Zamanını boşa geçirme.
    Ana/Babana itaatkâr ol, onlara ‘öf’ bile deme. Onların mutlaka rızasını kazan.
    Peygamber Efendimizin sav’in sünnetine tam sarıl. Bilhassa unutulmuş sünnetlerin ihyâsına vesile ol..
    Örnek müslüman ol. Söylediklerini evleviyetle kendin tatbik et. [İmam-ı Âzâm hazretleri, köle satın alıp sonra onu âzât ettikten sonra, kürsüye çıkıp köle âzât etmenin faziletinden bahsetmiştir.]
    Kardeşlerine itirâz etme, münakaşa ve tartışmalardan uzak dur.
    Ruhsatlarla değil, azîmetle amel et.
    Muhakkak her gün Kur’ân-ı Kerîm’den bir bölüm oku.
    Dersini her gün muntazam yap.
    Tam edepli ol.
    Sabır dinin yarısıdır; unutma.
    Mekrûhlardan mutlaka kaç.
    Şek ve şüpheden uzak ol, sıdk ehli ol.
    Öleceğini bilsen yalan söyleme.
    İzinsiz başkasının evine veya odasına girme.
    Aceleci olma.
    Asabî olma.
    Sûizannı bırak.
    Hırsı bırak.
    Her şeyin sonunu tevekkül ile bekle, Kadere her zaman teslîm ve râzı ol.
    Müslümana karşı aman buğzetme.
    Benlik taşıma, mütevâzi ol.
    Eller yahşî, ben yaman, Eller buğday ben saman de ve öyle de ol.
    Maddi bakımdan kendinden aşağıda olanlara bakarak İlâhi taksimata tam gönül rızası ile râzı ol.
    Manevi yönden ise kendinden üstün olanlara bakarak, kendini daima eksik ve kusurlu gör. Böylece kibir ve ucb (kendini beğenme) kötü huyundan kendini korumuş olursun. Bir düşün! Senin bildiğin hakikatleri bir başkası bilseydi mutlaka senden çok daha fazla Allah’ın rızasını kazanacak ameller yapardı. Öyle düşün.
    Yaptığın ibadetlerine güvenme; Cennet’e yapılan ibadetler ile değil ancak Allah’ın rahmeti ile girilebileceğini bil. “Bir âbidin kendini âsiden üstün görmesi âsinin isyanından şediddir.” (Muhammed Mâsum Hz.) sözünü unutma..!
    “Elfâz-ı Küfür (söyleyeni küfre düşürüp dinden çıkaran ve nikahını düşürüp amellerini sıfırlayan sözler) bunları çok iyi bilip, bunlardan şiddetle kaçın.
    Nefsini dâimâ zemmet/kötüle.
    Duâ ederken mü’min kardeşlerini unutma. Gıyabında onlara da dua et.
    İnsanı iki büyük düşmanı olan,
    Nefs-i emmâre (insanı kötülüğe sürükleyen nefis) ve Şeytan’ın hilelerini çok iyi öğren. Onlardan sakın.
    Şeytâna fırsat verme; uyanık ol.
    Nefsine fırsat verme; kontrol et.
    Dilini zikrullahda dâim eyle.
    Evinden dışarı çıkınca nazar ber kadem eyle/ayak uçlarına bakarak yürü.
    Sadakayı unutma.
    Erken yat erken kalk.
    Akâid ve fıkıh öğren.
    Hadisleri öğren ve onlarla amel et/en az kırk tane. Unutulmuş sünnetleri ihyâ et.
    İlminle âmil ol / bildiklerini uygula.
    Devamlı istiğfâr ehli ol.
    Kimden bir nasîhat duysan, önce kendi ayıplarını düşün.
    Ehemmi (çok önemli olanı) mühimme (önemli olana) tercih et.
    Haktan uzaklaştıracak kötü arkadaşın bulunmasın; varsa terk et!
    Kibir, gurur, riya, ucb (kendini beğenme), hubb- u câh (makam sevgisi, şöhret arzusu ve benzeri kötü huylardan uzak dur..
    Sabah akşam murâkabeyi / iç kontrolü elden bırakma. Âhirette hesaba çekilmeden kendini hesaba çek.
    Gıybet nedir? İyi öğren ve gıybetten uzak dur. Dedikodu ve Nemime’den uzak dur. ” Nemmam (insanlar arasında söz taşıyan) (affedilmedikçe) Cennete giremez. ” Hadîs-i Şerifi’ni unutma.!
    Nemime’den uzak dur..Laf taşıma, kötülüğün yayılmasına sebep olma.!
    Namazın vaktinden evvel abdest al, ezan okunmadan câmide bulunmağa çalış. Daima abdestli olarak bulunmayı âdet hâline getir. Abdestli olarak uyu.
    Namazını Cemaat ile kıl.
    (Bakara.43)
    ‘Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız, oysa ki o, hakkınızda bir hayırdır. Olur ki bir şeyi seversiniz, oysa o, hakkınızda şerdir, kötülüktür. Siz bilemezsiniz Allah bilir.. ”
    (Bakara.216) mübarek ayeti rehberin olsun.
    Olana râzı ol, halinden şikayetçi olma. Senden çok kötü durumda olanları düşün. “Ayakkabım yok diye üzülüyordum, ayaksız insan gördüm.” sözünü unutma.!
    Allah’ı ve ölümü aklından çıkarma.
    Yaptığın iyilikleri ve sana yapılan kötülükleri unut!
    “İnsanlar uykudadır, Ölünce uyanırlar.” (H.Ş.) gerçeğini iyi düşün, ölümü unutma!
    Dünya da hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama, bir gün mutlaka âhirette Allah’ın cc. huzurunda teker-teker hesaba çekileceğini unutma.!
    “Ölmek felâket değil, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemek felakettir.”
    (İmam-ı Rabbâni Hz.)
    Ölüm bizi uyandırmadan, sen bizi uyandır Allah’ım.!.”
    (İmam-ı Rabbâni Hz.)
    Dünyada pişmanlık fazilet, âhirette pişmanlık ise felâkettir. Amel yeri dünyadır, ne yapacaksan hemen yap! Erteleme. Dünyada sâdıklarla beraber ol.
  • Bilgili, bilgisiz, akıllı, akılsız, itaatkâr, isyankâr inanan, inanmayan herkes acziyet anında, bunalıp kaldığı vakit elini Allah’ın ipine atar. Şeytana ait sebepleri bırakır. Ama ilk safta olan o kişidir ki işlere iyi dikkat eder; işin önündeyken sonunu görür.
  • her insanın, aynı anda, hem iyi hem de kötü olduğu gerçeği kabul edilirse, hayranlık duyulup peşinden ölüme gidilen kim varsa, yani gelmiş geçmiş bütün liderlerin kimliğinde lekelenmeler başlayacaktı. Kafalar karışacak, düşünceler çarpışacak ve kimse kimse için hayatını feda etmeyecekti. Ama öyle olmadı ve mutlak iyiyle mutlak kötünün savaşı insanları birbirine kırdırmanın en basit yolu haline geldi. “Sizler iyi olanlarsınız!” diyenler “Gidin, benim için geberin!” demek istiyor, “Sizler cennete gidecek olanlarsınız!” diyenler de “Geberttikleriniz de cehenneme gidecek!” demek istiyordu. Dolayısıyla cennet ve cehennem, iyilik ve kötülük, insan denilen varlığı ortasından ikiye yardı ve bir tarafını diğeriyle kanlı bıçaklı hale getirip bir aptala dönüştürdü. Böylece, geçmişin müthiş tezgâhtarları, kutsal zıtlık teorisiyle ambalajladıkları ömür boyu garantili itaatkârlığı özgür insanlara satmayı becerebildi. İtaatkâr itleri itaatkâr itlere kırdırmaktı bütün hikâye! Ne karanlık ışığa düşmandı, ne de tersi. Ve tek bir gerçek zıtlık vardı, o da sadece biyolojide geçerliydi: Ölü ya da diri...
    Hakan Günday
    Doğan Kitap, Epub