Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgârın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git, gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış
Bilmiyordum
Yine de dayanmaya çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgâr güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanı başımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikâr
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Gaz ve petrol gibi doğal kaynakları olmayan bizler, iyot buharı zenginiyiz. Ama onu ne ihraç etmek mümkün ne de saklamak. Hep böyle geçici, fakir şeyler bakımından zenginiz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İyot, moleküler ağırlığı 127 olan büyük boyutlu bir halojendir. Bromun ise boyutu 80'dir. Halojenin boyutu, reseptör bölge-sine bağlanma ve hücreye alım anlamında önemli rol oynar. Küçük boyutlu olmak demek reseptöre bağlanmakta ve hücreye girmekte daha avantajlı olmak demektir. İyot yokluğunda, hedef hücreler bir sonraki en büyük halojeni absorbe ederler ve hedef hücrelerde brom birikir. Diğer halojenlerden klor ve florun molekül ağırlığı sırasıyla 36 ve 19'dur.
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirde
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgârın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git, gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış
Bilmiyordum
Gökyüzü o uzak yaz kadar güzel ve genişti.
Çıktım ve aklımda uzun bir denizle yürüdüm.
Sesin, gövdemi iplik iplik eden bir ağrıydı içimde.
Geçtiğim her yer masmavi iyot kokuyordu.
Sen, tırnaklarından saçlarına dek sulara gömülmüş, gövdeni geçmişinden arındırıyordun.
Ben yan yana dizdiğim kırk iki çarpı işaretiyle, kumlara ömrümün özetini çıkarıyordum.