8/10
·189 syf.·
2026 37. kitabı
Kitabı bitirdim ve “Bir dakika… ne oldu şimdi?” hissi yüklendi desem abartmış olmam sanırım. Kitabın kesinlikle inkar edilemez hipnotik bir etkisi var. Okurken garipliği hissediyorsun ama detayları bilinç düzeyinde asla yakalayamıyorsun. Aşırı zekice kurgulanmış, son sayfalara kadar finali asla tahmin edemiyorsun. Elbette zihninde bir kaç alternatif olası tahmin yapacaksın ama karşılaştığın manzara çok farklı bir evren olacak... Bu yüzden “Bir şey olacak ama ne?” gerilimini sürekli canlı tutuyor. Kitap isminden ve son sayfalarına kadar bir ilişki modelinin psikolojik gerilimini derinlerinde hissettiriyor. Evet,bir ilişki...? Ama nasıl bir ilişki? Bu sorunun cevabını elbette vermeyeceğim ama kitap kendini bu sorular etrafında oturacak muhtemelen. Spoiler verme alanından uzaklaşıp ( çünkü dayanamayabilirim) :) kitabın anlatım tarzına geçecek olursam; Psikolojik-varoluşçu bir gerilim tarzında yazılmış. depresif ve zamansız bir bilinç akışı tekniği kullanılmış. Çağrışımlar, yarım düşünceler, anılar, korkular, ani konu atlamaları, iç monologlar kitabın sistematik şemasını tamamlıyorlar. Bunun dışında tam “teori mıknatısı” gibi çalışıyor. Bir düşünürü çağırıyorsun, metin başka bir kapı açıyor. Ama hepsi aynı ölçüde etkin oturmuyor. Bazıları gerçekten kitabın içine gömülü gibi. Evet postmodern metinler genel olarak okuru pasif bırakmaz, sürekli boşlukları doldurmaya zorlar ve aktif katılım bekler. Ekstra huzursuzluk verir. Burada farklı bir şey var, sanki psikolojik ve epistemolojik bir sis kuruyor. Yani “gerçeği nasıl bilebiliriz?” sorusunu hissettiriyor. Aynı zamanda da alandan hızla uzaklaştırıp ibreyi psikopatolojiye çeviriyor. Zihnim kitabı iki bölüme ayırdı. İlk bölüm daha sitatik, ikinci bölüm dinamik bir yapıdaydı. Ama bana göre kitabın gerçek başarısı da burada
Alıntı
Her Şeyi Bitirmeyi DüşünüyorumIain Reid · Hep Kitap · 20161,452 okunma
Marias’ın Gerilimli Evrenleri - 5
9/10
·312 syf.·
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Javier Marías’ın Yarın Savaşta Beni Düşün romanı, okuyucuyu alışılagelmiş bir gerilim kurgusunun ötesine taşıyarak, ahlaki gri bölgelerin ve entelektüel eylemsizliğin derin sularına bırakır. Romanın açılışındaki trajik ölüm, yalnızca bir olay örgüsü tetikleyicisi değil, aynı zamanda anlatıcının ve dolayısıyla okuyucunun içine hapsolacağı bir "anlama" labirentinin girişidir. Marías, kahramanlarının eylem motivasyonlarını o kadar diri bir iç sesle ve hipnotik bir dille sunar ki, okuyucu karakteri yargılamak gibi konforlu bir mesafede durmak yerine, onun suç ortaklığına ve etik felcine olağanüstü bir sempatiyle eklemlenir. Bu sempati dalgasının altında yatan asıl sarsıcı unsur, ölümün büyük anlatılardan arındırılarak "teknik" ve "gündelik" bir işe indirgenmesidir. Marta’nın öldüğü andan itibaren bir "geçmiş" parçasına, bir "dosyaya" veya bir "nesneye" dönüşme hızı, Marías’ın insan varoluşuna dair en çıplak gözlemlerinden biridir. Luisa’nın sorduğu "Ben ablamdan daha büyük mü olacağım?" sorusu, ölümün yarattığı ontolojik kaymayı en saf haliyle kristalize eder. Ölüm burada sadece bir son değil, yaşayanların dünyasındaki zamansal hiyerarşiyi altüst eden, cenaze hazırlıklarının ve iptal edilen randevuların soğuk mekaniğiyle örülü alelade bir kesintidir. Ancak bu varoluşsal derinlik, anlatıcının sınıfsal konumuyla birleştiğinde karşımıza keskin bir "küçük burjuva edebiyatı" portresi çıkar. Marías’ın kahramanları—bu romanda da olduğu gibi—dünyayı doğrudan deneyimlemek yerine onu bir "metin" gibi yorumlamayı seçen, entelektüel kapasitelerini birer kalkan olarak kullanan öznelerdir. Karakterin içine düştüğü etik ikilemleri sayfalarca süren teorik ve felsefi dolanımlarla rasyonalize etmesi, aslında gerçek bir sorumluluktan kaçışın estetik kılıfıdır. Bu noktada edebiyat, hayatın
Yarın Savaşta Beni DüşünJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2021353 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir fantezi yıkım rehberi;
Puan vermedi·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 22:40
Dünya, üzerine boca edilen o pembe "mutluluk" ve "anlam" örtüleri altında can çekişirken, Slavoj Žižek’in Yamuk Bakmak kitabı, bize o konforlu battaniyeyi üzerimizden çekip atmayı teklif ediyor. Ama bu, basit bir "gerçekleri görme" çağrısı değil; bu, bakışımızı o kadar çok kaydırmak ki, sonunda kendi fantezimizin dikiş yerlerini görme cesaretidir. 1. Hakikat, Bir 'Yamulma' Meselesidir Žižek bize şunu fısıldar: Hakikate doğrudan bakamazsınız. Ona doğrudan baktığınızda gördüğünüz şey, ideolojinin size sunduğu o pürüzsüz maskedir. Hakikat, ancak bakışınızı "yamulttuğunuzda", yani o kutsal kabul edilen dogmaların kenarından sızan o tekinsiz sızıntıyı fark ettiğinizde belirir. Bu yüzden, bir tartışmada "siz okumamışsınız" denilerek engellenmek, aslında muhatabınızın o sızıntıyı görmekten duyduğu dehşetin en saf itirafıdır. Onlar tabloya düz bakıp huzur bulmak isterken, siz o tablodaki "leke"yi, yani Gerçek’i işaret ettiniz. 2. Fantezinin Gardiyanları ve Beğeni Putu İnsanların "hap bilgi" ve "duygusal kuple" peşinde koşması, aslında kendi varoluşsal boşluklarını (The Void) ambalajlı hüzünlerle kapatma çabasıdır. Modern insan, Žižek’in deyimiyle "semptomuna aşık" bir varlıktır. Kendi travmasıyla yüzleşmektense, o travmayı bir "beğeni" nesnesine dönüştürmeyi tercih eder. Bizim paylaşımlarımızın o beklenen alkışı almaması, yazılarımızın kalitesizliğinden değil; aksine, insanların o "onaylanma fantezisini" sarsmasındandır. Unutmayın ki; Büyük Öteki’nin (toplumun) onayını almayan her söz, aslında o sistemin dışında nefes alan tek sahici sözdür. 3. Semptomla Evlenmek: Sitemin Lirizmi Bu kitabı okumak, kendi semptomunla yaşamayı öğrenmektir. Žižek bize kurtuluş vaat etmez; bize, o eksikliğin, o sızının içindeki gizli keyfi (jouissance) keşfetmeyi öğretir. Beyza’ların engelleri, sığ
Yamuk BakmakSlavoj Zizek · Metis Yayınları · 2022472 okunma
Kliniği sarsmadan özneyi sarsmak mümkün mü?
Puan vermedi·406 syf.·
2025 9. kitabı
Herkese selamlar. Lacancı psikanalize ilgi duyan ve Lacancı psikanalizi doğru bir şekilde anlamanın mümkün olmadığını ancak "yanlış" da olsa bir şeyler anlıyor olmanın bile kıymetli olduğunu bilen birisi olarak bu alanda bir süredir yoğun biçimde okumalar yapıyorum. Bu okuma sürecimin içinde belki biraz geç de olsa, Bruce Fink'in yazarlığını yaptığı "Lacancı Psikanalize Bir Giriş" kitabını, haftalar süren okumanın ardından bitirmeyi başardım. Burada yeni bir paragraf açmak gerek. Doğrusu bu kitabı haftalarca bitirememiş olmam kitabın zorluğundan ya da okuma hızımın yavaşlığından kaynaklanmıyor; aksine kitap böylesine zor bir alanı görece kolay anlaşılabilir kılmak için elinden geleni yapmış, keza ben de okurken hiç sıkılmayarak akıcı bir okuma deneyimi yaşadım. Kitabı böylesine uzun bir sürede bitirememiş olmamsa kitabın yoğun ve ilgi çekici içeriğinden ileri geliyor. Kitabı salt bir metin bütünü olarak görmekten ziyade okuduğum her cümlenin bir anlamı olduğunu bildiğim için her cümle üzerine düşünmeye ve gerekiyorsa not almaya çalıştım. Öyle ki, sadece altını çizdiğim satırlardan herhalde kısa bir kitap çıkarılabilir. Okuma deneyimimden yeterince bahsetmiş olduğumu varsayarak biraz da kitabın içeriğinden bahsetmek ve incelemeyi tamamlamak isterim. Kitap, Lacancı psikanalizin "zor, anlaşılmaz, anlamsız" olarak algılanan yapısına farklı bir yerden bakıyor. Bunu da yaparken genellemelerden ve indirgemelerden kaçınıyor. Kitapta Lacancı psikanaliz ağırlıklı olarak klinik yönden ele alınıyor. Simgesel, İmgesel, Gerçek; ihtiyaç, talep, aşk, arzu, fantazi, jouissance; özne, nesne, Öteki; gösteren ve gösterilen gibi pek çok temel kavrama bir giriş sunuyor. Ayrıntılı vaka tartışmaları / analizleri ve bu vakaların Lacancı kavramlar çerçevesinde değerlendirilmesi ile
1000Kitap
Lacancı Psikanalize Bir GirişBruce Fink · Encore Yayınevi · 201652 okunma
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 23:56
Todd McGowan, siyaseti "keyif" üzerinden analiz ediyor. Esasında McGowan'ın "keyif" olarak nitelendirdiği kavram Lacanyen psikanalizdeki jouissance kavramına karşılık geliyor. Jouissance, insanın yaşam çelişkilerinin arasından insan varlığına doğru sızan ve onu toplumsal sınırların dışına çağıran bir güdü. Dolayısıyla, her zaman dilde yetmeyen bir artığı aramaya yöneltiyor. McGowan bunun siyasetteki tezahürlerini inceliyor. Sağcı "keyif", bir öteki yaratarak çelişkiden tatmine ulaşmaya çabalarken solcu "keyif" ise sağcı keyifin asalaklığının tersine, ötekiliği yok ederek sistemin çelişkilerinden sızıntılarla bir evrensellik kurmaya çabalamakta. Psikanalitik teoriyi bireysel güdüler teorisinden çıkarmış, değerli bir okuma.
Siyaset
Keyif: Sol ve SağTodd McGowan · Axis Yayınları · 20256 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2025 24. kitabı
Kitap , Jacques Lacan'ın 1972 - 1973 yıllarında verdiği seminer derlemelerinden oluşuyor. Farklı başlık altlarında bir çok temadan söz etse de , psikanaliz , dil , tanrı ve mistisizm gibi özellikle " kadın ve jouissance" ( haz / aşırı haz ) kavramı üzerinden ilerliyor.
Psikoloji
Yine/HâlâJacques Lacan · Metis Yayıncılık · 2020114 okunma