Jüli, zamanında çok mücadele vermiş olduğundan hayatı münakaşa etmeden yaşamak zorunda. Çünkü gücü tükenmiş.
Sayfa 18 - Kara Karga Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Onun mutfağına dünya barışı gelmiştir. Boşnak böreği, Kürt böreği, Arnavutciğeri, Girit usulü kabak, Karadeniz usulü karalahana çorbası, Antep usulü içli köfte, Çerkes tavuğu... Jüli şöyle der :"Yapamadığın bir portakallı ördek. O da ördeğe kıyamadığından."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
242. sayfa Prens Andrey, aydınlık 25 Ağustos akşamında, alayın konuşlandığı mevkinin en ucundaki Knyazkov köyünün yıkık dökük bir barakasında, dirseğine dayanarak uzanmış, yıkık duvardaki bir yarıktan çit boyunca uzanan, alt dalları budanmış, en az otuz yaşındaki huş ağaçlarını; yulaf yığınları sağa sola dağılmış tarlayı; askerlerin mutfak olarak kullandıkları, yanan kamp ateşlerinin dumanlarının görüldüğü çalılıkları seyrediyordu. Gözüne sığ görünen hayatının ağırlığını ve kimseye bir faydası olmadığını hisseden Prens Andrey o anda, yedi yıl önce Austerlitz Savaşı’nın hemen öncesindeki gibi heyecanlı ve tedirgindi. Yarınki çarpışma için gerekli emirleri vermiş ve almıştı. Yapacağı başka bir şey kalmamıştı. Ama düşünceler, en basit, en açık ve bu yüzden en korkunç düşünceler onu rahat bırakmıyordu. Yarınki savaşın şimdiye kadar katıldıklarının kesinlikle en dehşetlisi olacağını biliyordu ve ölüm ihtimali hayatında ilk kez, herhangi bir dünyevi meseleyle bağlantısız olarak, başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünmeden, yalnız kendisiyle, kendi ruhuyla ilgili olarak basit, korkutucu bir kesinlikle kendini göstermişti. Eskiden onu azap vermiş, onu meşgul etmiş her şey, düşüncelerinin ulaştığı yükseklikten vuran soğuk, beyaz ışıkla, gölgesiz, perspektifsiz ve ayırıcı kenar çizgileri olmadan, bir anda aydınlanmıştı. Bütün hayatı ona, büyülü fenerin49 camının içinden yapay bir aydınlatmayla çıkan, uzun süredir seyrettiği görüntüler gibi gelmişti. Şimdi o acemice boyanmış resimleri birdenbire cam olmadan, parlak gün ışığında görmüştü. Hayatının büyülü feneri başlıca resimlerini gözünün önüne getirirken, onlara şimdi bu soğuk, beyaz gün ışığında, ölüm düşüncesiyle bakarken kendi kendine, “Evet, evet, 49 Tarihteki ilk projeksiyon cihazı. (ç.n.) 243. sayfa işte onlar, beni
Sayfa 242 - Savaş ve Barış 2·Kitabı okudu
İnsanın geleceği görememesi ne büyük lütuf. [JULI ZEH, Serbest Düşüş]
Sayfa 103·Kitabı okudu
“… sonra bahçemdeki hasıra çırılçıplak uzanır, Juli yemeğe çağırınca omzumu koklar, cildimin ılıklığının, kuruluğunun, güneş kokan halinin tadını çıkartırdım.”
Sayfa 80 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Düşünmek ilerlemektir. İtiraz etmekle karıştırılmamalıdır.
Felsefe