Böylesi anlarda duygulanır, pişmanlık duyar, gözyaşı döker ve kuşkusuz, bu yolla bir bakıma kendimi kandırırdım ; aslında en küçük bir şey yapmış değildim ve o sırada yalnızca kalbime bir huzursuzluk hissi dolardı...
En acı rezilliğim; en öfkeli anlarımda bile aslında içimde bir parçacık öfke ya da kim dahi olmazdı, bütün o terslikler ve huysuzlukları yalnızca gönlümü hoş tutmak için yapardım. Üstelik bu kepazeliğimi her an hissederdim içimde. Öfkeyle ağzımdan köpükler saçarken bile , birisi önüme bir bardak
çay koyup biraz olsun gönlümü hoş tutsa hemen yumuşayıverirdim. Bununla da yetinmez bana o jesti yapana karşı hemen bir yakınlık duyardım. Gelin görün ki biraz sonra kendime kızardım ve utancımdan aylarca gözüme uyku girmezdi. Böyle biriydim işte ben.
İnsanlar niçin böyle yaşıyorlardı? Niçin bazıları iyi bazıları kötüydü? Niye bazıları mutlu bazıları mutsuz? Niye bazılarından herkes korkar niye bazılarından kimse korkmaz? Niye bazılarının çocukları var niye bazılarının yok? Niye bazıları başkalarına maaş verdirmeyebiliyor? Besbelli en iyi durumda olanlar en çok aylık alanlardı. Ama dedenin maaşı çok azdı ve herkes onunla alay ediyordu. Ah, ne yapsa da dedenin maaşını arttırsalar? Maaşı çok olsa orozkul bile saygı gösterirdi ona .