Ölüm o kadar kať'î ve zâhirdir ki, bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishane nasıl ki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir; öyle de, bu zemin yüzü dahi acele hareket eden kàfilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır.
Alıntı
ultrarepidarianism = her b*ka maydanoz .
Kişinin bilgisi ya da yeterliliği dışındaki konularda fikir sunma ve tavsiye verme alışkanlığı.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslında, hayata yön veren olayların altında çoğunlukla inanılmaz derecede sessiz bir dramatiklik gizlidir. Patlamaya, yükselen alevlere ve yanardağın lav püskürtmesine o kadar benzemez ki, yaşandığı anda o deneyim çoğu kez fark edilmez bile. Devrimsel etkisi ortaya çıkarken ve bir hayatın bambaşka bir ışığa bürünüp yepyeni bir melodiye ka-vuşmasımı sağlarken, sessizce yapar bunu; ve bu muhteşem sessizlikte yatar onun asil soylulugu.
Sayfa 42 - Sia Yayınevi·Kitabı okuyor
Yokluğun içindeki varlığı, kayıpların içindeki ka­ zancı, gözyaşının içindeki mutluluğu, savaşın içindeki barışı bulup çıkaracak ve deneyimleyecek olan biziz.
Kitap Alıntısı
Telsizle birileriyle görüşme yaptılar. Dediklerine göre, hapisteki arkadaşları bırakılırsa, onlar da bizi bırakacaklardı. Herhalde başbakanla görüştüler. O zaman, herhalde başbakan Erdal İnönü'ydü. Onlar hapistekileri bırakmayı kabul etmeyince bizi dağa çıkarttılar. Bizi tek sıra dizdiler, sonra da taramaya başladılar. Kendimi yere attım, hiç kurşun almadım. İçlerinden biri, "yaralı kalmasın" dedi. İkinci taramada yedi kurşun isabet etti bana. Akşam altıda PKK'nın eline geçtik. Sabaha karşı üçte kurşuna dizildik. Yani, o saate kadar konuştular, dağları gezdirdiler. Kurtulacağımızı hiç ummuyordum. Hiç ölümden korkmadım. Öldürmedik, ölmedik. Arkadaşlarım öldü. Bizi araba konvoyu gibi, tek sıra yürütüyorlardı. Birbirimizle konuşmamız yasaktı. Yardım geç geldiği için çoğu arkadaşımız can çekişerek sabaha karşı öldü. Benim üzerimde Ahmet adında bir arkadaş vardı, ölü, vurulunca üzerime düşmüştü. Yara almayan arkadaşlardan birine, "Ahmet'i üzerimden al" dedim. Almadı. "Biz, haber etmeye gidelim" dedi. Yaralanmayan arkadaşlar dağları aşıp en yakındaki karakola gitmişler. Ka-rakol yeterli değilmiş, yardım gelmedi. Sabah altı buçuk yedi civarında haber vermişler. İki saat sonra helikopter geldi. Onlara katılmayı kabul eder gibi yapmak aklıma geldi. O zaman da kabul etmeyen arkadaşları önümüze dizecekler, elimize silah verecekler, "vurun" diyecekler. Ken-di aklımızla öyle düşünüyoruz. Arkadaşına nasıl kurşun sıkacaksın ki? Böyle de ölüm, öyle de... İnsanca ölmek başka, öbür türlü, affedersin, hayvanca..
Sayfa 81 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Herçiqas damezirînerê dewleta Medan ji aliyê Herodotî ve wek Deioces hatibe destnîşankirin jî di babeta damezirînerê dewleta Medan da di nav dîroknasan da yekîtiyek tuneye û Keyqubad (Arbas), Kewaksar (Kewakşatar/Xwaxeşter), Dixo (Diyaxo/Diyako) û Tûs (Tiyos/Diyokes) ji aliyê dîroknasên cuda ve wek damezirînerên dewleta Medan hatine destnîşankirin. Dîroka damezirîna dewleta Medan jî ji dîroka ku Herodotî jê ra destnîşan kiriye kevintir e. Lewra di 2100ê BZê da Asûrî û Medan şer kirine û şahê Asûriyan şahê Medan têk biriye. Li gor ku Medan di wî wextî da bi Asûriyan ra şer kiriye pêwist e avabûna wan ji wî wextî jî kevintir be. Lewma hêj ne zelal e ka damezirînerê dewleta Medan kî ye û damezirîna vê dewletê di çi wextî da bûye. Li gor vê, ji kesayetên navborî kîjan wek damezirînerê dewleta Medan bê destnîşankirin ferq nake, ewê bibe nûavakerê dewleta Medan ne damezirînerê wê. Li gor baweriya ku Merdûxê Kurdistanî gihîştiyê, di navên navborî da herî zêde Keyqubad guncaw e ku bibe nûavakerê dewleta Medan ku ji aliyê Herodotî ve jî wek damezirînerê Keyaniyan hatiye nîşandan.
Kurdî