Söze güçlü kadınlara özgü bir tavırla girmişti, sözlerini tamamladığındaysa küçük bir kız çocuğu kadar savunmasızdı.
Sayfa 117·Kitabı okuyor
Alıntı
Erkek olmanın ayrıcalığından sıyrılmış, feminist politikaya kucak açmış erkek, mücadelemize değerli yoldaşımızdır ve hiçbir şekilde feminist mücadele açısından tehdit değildir. Buna karşın, feminist hareket içine sızan ve cinsiyetçi düşünce yahut davranıştan vazgeçmeyen bir kadın ciddi bir tehdittir.
Sayfa 25 - Bgst Yayınları·Kitabı okudu
Kadın
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu ülkenin insanları olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında huzur duygusu gelir. Huzur her zaman bizim içimizdedir, yeter ki bizler bir an önce onu hayatımızın temeline oturtmayı başarabilelim. Huzurunuz varsa, ister kızın, ister üzülün, bir süre sonra o kadim duygumuz incecikten yine siner içimize. Ve hayatın tadı, kaldığı yerden devam eder. Meslek hayatım boyunca pek çok kadın tanıdım ve inanın pek çoğu başta eşleri olmak üzere, belki de bunu hiç hak etmeyen kişiler için kendini feda etmiş. Kadın dediğin biraz da fedakâr olmalı ama bunu kendini yok saymadan, kendine kıymadan yapmalı. Hayatın, herkes tarafından duyulmayan bir sesi var. Bu sesi sa- dece hayata kulak verenler, hayat bana ne diyor diye kulak kabartanlar duyabiliyor. Siz de onlardan biri olmaya çalışın ve hayatın size ne dediğini duyun. Bunun için gayret edin. Çünkü o sesi duyanlar hayatında o güne kadar bir türlü göremediği kendi gerçeklerini görüyor ve bilgelik kazanıyorlar. Son yıllarda hem ülkemizde, hem de dünyada yeni bir akım var; genç ve güzel görünme akımı... Genç ve güzel değilseniz, erkekleri yeteri kadar etkileyemiyorsanız, bittiniz. Neden böyle olsun ki? Her yaşın başka bir tadı, başka bir anlamı var. Hele ki siz hâlâ kendinizi var edebiliyorsanız, yeni şeyler öğrenmeye, merak duygunuzu hiç kaybetmeden yaşamaya devam ediyorsanız, ruhunuz genç ve dinamikse, mutlaka çok genç, çok güzel ve çok seksi olmanıza gerek var mı? Üstelik bu dinamizmi ve merak duygunuzu kaybederseniz, bilinçdışınız ne der biliyor musunuz? "Tamam, sen artık yaşlandın, hayatın sonuna geldin, ben de defteri yavaş yavaş kapatayım öyleyse..." Ben kendi hayatımda tıpkı sizler gibi pek çok şeyle mücadele etmek zorunda kaldım. Üzüldüm, kırıldım, korktum, öfkelendim, sabrım taştı... Ancak zamanla şunu söyledim
Hayata Dair
Aslında benim çok sevgili okurlarıma her zaman söylemek istediğim çok şey var. Ben onları bu kadar yakından tanıdıkça, istiyorum ki her biri hayatı tam da hayal ettiği gibi yaşayabilsin. Kimse ezmesin, ezilmesin, hak ettiği hayatı kendine yaşatabilsin. Her şeyden önce de her biri çok daha mutlu, keyifli, doyumlu bir hayat yaşasın. Uzun tecrübelerden sonra anlıyorum ki, mutlu olmak için çok şeye ihtiyacımız yok. Biz kendimizle ve hayatla barışabiliyorsak, hayatın bize sunduklarını fark ediyor, onların kıymetini biliyor ve hayata bunları bize verdiği için teşekkür edebiliyorsak, zaten mutluyuz demektir. Hayat gözleri ve kulakları varmış gibi bizi görüyor, duyuyor... Ve biz şükrettikçe, teşekkür ettikçe hayat giderek bize daha cömert davranıyor. Gençken, daha hayatı ve kendimizi yeterince tanımamışken, yani hayat acemisiyken hiçbirimiz kendimize güvenemiyoruz, güçlü biri olmayı hayal etsek de, hemen ve kolayca güçlenemiyoruz. Ancak hayatla mücadele ettikçe, sorunlarımıza çare ürettikçe, sıkıştığımız köşelerden bir şekilde çıkmayı başardıkça fark etmesek de güçleniyoruz. Kadın erkek, genç yaşlı, hepimizin sevilmeye, saygı ve değer görmeye her yaşta çok ihtiyacı var. Hepimiz birileri için önemli olduğumuzu hissetmek istiyoruz . Hatta pek çok kişi, evli bile olsa eşini belki de bu yüzden aldatıyor. Eşinden göremediği değeri ve önemi başkalarında arıyor. Biz kendimizi değerli bulamıyorsak, anne babalarımızın bizi aşağılayan bakışlarını, bir türlü aklımızdan çıkmayan hitaplarını unutamıyorsak o değeri hep başkalarından alabilmek için uğraşır dururuz. Oysa o değeri kendimize biz verebilsek, hep başkalarına değil, biraz da kendimize sahip çıkabilsek çok daha özgür, çok daha doyumlu bir hayatımız olabilir.
Hayata Dair
Willughby ise kadın ebenin rolüne sempatiyle yaklaşsa da bu ebelerin iki kategoriye ayrıldıklarını anlatır: Buna göre, ebelikle ilgili çalışmalardan çok azını okumuş ve bu nedenle kendilerini uzman zannedenler vardır. Bu gruptakiler doğumlarda çokbilmiş davranırlar, serviksst ve vajinayı esneterek hastalara eziyet ederler. Daha iyi olduğu ima edilen diğer grup ebe ise çok az şey yapar çünkü "görünmez ebeye yani Doğa Ana"ya güvenir; anneye psikolojik destek verir, gerekirse yiyecek ve içecek temin ederler. Zor bir vaka söz konusu olduğunda ikinci grup, kendi becerilerine güvenmez, doğumu hemen erkek ebeye ya da doktora sevk eder. Willughby bu davranış biçimini daha çok tercih ederdi; tek başına mücadele ettiğinde ebenin durumu daha kötüleştirdiğini ve doktorun görevini zorlaştırdığını yazmıştı.Hiçbir işe karışmayan bilgisiz ebe, bu yüzden yetkin ebe olarak konumlandırılmıştı. Bilgilerini geliştirmek isteyenler ise bu bilgileri değerlendirmeyi ya da doğru şekilde kullanmayı beceremedikleri için yetersizdi.
Sayfa 144·Kitabı okuyor
Alıntı
Ebelerin mesleki konumu, 17. yüzyılın ikinci yarısında ve gittikçe artan bir şekilde 18. yüzyılda, erkek tıpçılar tarafından tehdit edilmeye başlandı. Çoğu doğuma kadın ebeler girmeye devam ediyor olsa da özellikle üst sınıflardan kadınlar ile Londra ve çevresinde yaşayanlar, erkek ebeleri, yani doğumda uzmanlaşmış cerrahları tercih eder oldu. Bu durum, mesleki rekabetin erken modern dönemdeki bir örneğini teşkil eder. Erkek ve kadın ebeler arasındaki mücadele, görünüşte doğumlardan kimin sorumlu olacağı merkezinde toplanıyordu. Fakat bunun altında bilgi ve deneyimin güvenilirliğiyle ilgili daha derin epistemolojik meseleler yatıyordu. Bu, müşteriye hizmet beklentisi ve özel bir uzmanlık sahibi olmayı içeren çağdaş profesyonellik ideallerine hitap ediyordu.
Sayfa 130·Kitabı okuyor
Alıntı