Her kalb sahibi bir insan; zîcemal, zîkemal, zîihsan bir zâtı sever. Ve o sevmek dahi, cemal ve kemal ve ihsanın derecatına nisbeten tezayüd eder, perestiş derecesine gelir, canını feda eder derecede muhabbet bağlar. Yalnız bir defa görmesine, dünyasını feda etmek derecesine çıkar.
61. Kalbine kulluk edebildiğin ölçüde Allah'a kulluk edersin.
Kalp, ilahi olanın evidir; onu temiz tutmak en büyük ibadettir. Sen kalbine yöneldiğinde, aslında kaynağına yönelirsin. Gerçek özgürlük, nefsin arzularına
değil, kalbin hakikatine teslim olmaktır. Kalp, insanın içindeki pusuladır; oradaki sese kulak vermek, oradaki merhameti ve sevgiyi yaşatmak, aslında en yüce olana hizmet etmektir. Sen kalbinin derinindeki hakikate ne kadar sadık kalabilir ve onun rehberliğinde yaşayabilirsen, yaratıcınla olan bağın da o denli güçlenir.
Mütefekkir Louis Massignon:“Kalabalık bir orkestramız, zengin bir paletimiz veya çeşitli kaynaklarımız var. Kurnazlık ve ustalıkta o kadar çok şeyi biliyoruz ki, belki şimdiye kadar hiç kimse bunları bilmedi. Hayır! Bir şeyimiz eksik: Değişmeyen prensibi bilmiyoruz, eşyanın ruhunu tanımıyoruz, mevzu hakkında fikrimiz dahi yok… Notlar alıyoruz, geziler tertibliyoruz… Yazık, yazık… Bilgin oluyoruz, arkeolog oluyoruz, tarihçi, doktor, işçi veya zevk insanı oluyoruz; neden yapıyoruz bütün bunları? İyi güzel de, kalb nerede? İlhâm nerede? Ağacın suyu nerede? Ne yapmalı ve nereye gitmeli?”
İSTİKBÂL İSLÂMINDIR -Denenmemiş Tek Nizâm-, 18 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâm'ın zahirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb'den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünki işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.