“Sükûnu nerde bulur âh kalb-i mehcûrum? Derûn-i sînede bin herc ü merc-i dâim var! “ (Huzuru nerde bulur ah bu terk edilmiş kalbim? Gönlüm allak bullak, orda hep binlerce kargaşa var!)
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Kalbi değiştirecek ateşe düşmek mesele...
REİS BEY - Kalblerinizi değiştirin! Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz. İKİNCİ BAR KIZI – Kalb değişir miymiş istenince?.. REİS BEY - Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalb... Ateşini bulsun; hemen değişir.
Reklam
İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar
kalb, ebedü'l-âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. bu fâni dünyaya râzı değildir.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Esirin tekrar susması, bir külçe halinde oturan Hamza‟ya biraz hareket verdi; sanki bu adamın sözlerde yaşadığı dünyayı değiştirivermiş, havası, mürekkebatı [terkipler, bileşikler. ] İlahî bir nefhadan ibaret olan tanımadığı bir seyareye [gezegen; gezen, dolaşan.] atlayıvermiş gibi idi. Hiç ummadığı bir kimse ile olan şu kısacık muhavere, Hamza, için karanlık bir gecenin bir şimşek çakmasıyla aydınlanıp, tekrar zulmete gömülmesi gibi oldu. O, tekrar ve sürekli bir aydınlıkla nurlanmak istiyordu. Zira Hamza, bu muvakkat fecir esnasında, ruhunun tanımadığı gizli bir köşesini görmüştü. Bu köşede, esirin söylediği ebedî ve lâyemût [ölümsüz. ] aşk, inkişaf etmemiş bir nüve halinde köhne, metruk duruyordu. Esirin sözleri hakikat kadar doğru idi. Zira Hamza, biliyordu ki, kâzib [Yalancı. Yalan söyleyen. ] sözler, gönülde iz bırakmadan geçip gider. Rast ve sadık sözleri ise, kalb, mihenk gibi haber verir.
Alıntı
Milletin kalb hastalığı za'f-ı diyanettir.
Sayfa 58
Alıntı
Reklam
Reklam