Hume, Hıristiyanlığı çoktan terk etmiş, "Mucizeler Üstüne" denemesinde, Hıristiyanlığa inanmanın "sürekli bir mucize" gerektirdiğini ileri sürmüştür. İnceleme'den ayırdıktan on yıl sonra, 1748'de bu denemeyi yayımlamakla, Hume kendi dinsel düşüncesini kamuoyuna açıklamakta artık geri dönülemeyecek bir noktayı aştığını fark ederek "bir inançsız karakteri"ni benimsemeye razı olmuştur.
Bu kararını, 1757'de mizahlı bir biçimle ayrıntılamaktadır:
"Sanırım, artık Tarih yazmayacağım, doğrudan doğruya Tanrı'nın Duasıyla On Emre ve tek Kateşizme saldıracağım; İntiharı ve Zinayı salık vereceğim; ve Tanrı canı isteyip de beni kendi yanına çekinceye dek böyle devam edeceğim."
Birkaç yıl sonra da Paris'ten kızgınlıkla şöyle seslenmektedir:
"Bazıları benden Tory (tutucu) olmadığım için nefret ediyorlar, bazıları Whig (liberal) olmadığım için, bazıları Hıristiyan olmadığım için; ama hepsi de İskoç olduğum için."
Yine Paris'ten, İngiliz ulusunu, "en derin Budalalığa, Hıristiyanlığa ve Bilisizliğe hızla batıyor" diye kınamaktadır. 1766'da da, koruması altına aldığı Rousseau için, "Kendisini Kutsal Kitaba vermiş, gerçekten kendine özgü bir yolda bir Hıristiyandan pek az iyi (bir kişi)" demiştir.
7 Temmuz 1776'da ölümün eşiğindeki filozof, James Boswell tarafından dinsel inançları konusunda sıkı bir soruşturmaya tabi tutulmuştur. Bu dedikoducuya göre, Hume "bütün Dinlerin Ahlakının kötü olduğunu açıkça söylemiş"tir. Boswell sözüne şöyle devam etmektedir:
"Bazı çok iyi insanların dindar olduklarını bilmesine karşın, bir adamın dindarlığını işitince, sahtekarın biri olduğuna hükmettiğini söylerken şaka etmediğine eminim... Ona büsbütün Yokolma düşüncesinin kendisini hiç mi rahatsız etmediğini sordum. Hiç de değil; Lucretius'un gözlemlediği gibi, bir zamanlar hiç varolmadığım