(...)
Rehber melekle iyi ruh,ertesi sabah, yargılama zamanına dek cenneti gezip dolaştılar. Asılmış dizelgelerden birinde, I numara Tanrısal Yönetim Mahkemesinde yargılanacağım görmüştü. İstenilen saatte I numaralı Tanrısal Yönetim Mahkemesinin kapısına gitti. Duruşma saat dokuzda başlayacakken, saat on olmuş, çağrılmamıştı. Yaşadığı dünyada olduğu gibi, öteki dünyada da işlerin ciddiye alınmamasına canı sıkıldı. Başka ruhlar da, aldıkları sıra numarasına göre kuyruğa girmişlerdi. Mübaşirin adını haykırdığını duydu. Mahkeme salonuna büyük bir güvenle, hatta kasılarak girdi. Mahkeme salonu, dünyada hiçbir yerde olmayacak kertede görkemli bir yerdi. Kubbesi bulutlardan, duvarları yağmur perdesindendi. Kürsüde başyargıcın yeri boş, bu boş yerin sağ ve solunda yargıçlar ve en sağda da savcı vardı. Salonun sağ yanında kanatlı melekler, sol yanında üç sivri uçlu sopalarıyla şeytanlar ve ortalarda da zebaniler vardı. Başyargıcın yerinin arkasına asılı levhada şu yazı okunuyordu:
“Adalet ananın emeli, insanın ameli, babanın temelidir”
(...)