Tek Kanatlı Çölkuş
​terk ediliyordu kısık sesli enstrümanlarıyla müzikalitesi gittikçe zayıflayan konçerto dolunay akarken göğün lacivert kesiğine kararsız bir düşlenimle bıçağımız soyulmuş bir elmayı yeniden giydirmekte
Sayfa 40·Kitabı okudu
Şiir
Tıpkıbasım :)
(...) Rehber melekle iyi ruh,ertesi sabah, yargılama zamanına dek cenneti gezip dolaştılar. Asılmış dizelgelerden birinde, I numara Tanrısal Yönetim Mahkemesinde yargılanacağım görmüştü. İstenilen saatte I numaralı Tanrısal Yönetim Mahkemesinin kapısına gitti. Duruşma saat dokuzda başlayacakken, saat on olmuş, çağrılmamıştı. Yaşadığı dünyada olduğu gibi, öteki dünyada da işlerin ciddiye alınmamasına canı sıkıldı. Başka ruhlar da, aldıkları sıra numarasına göre kuyruğa girmişlerdi. Mübaşirin adını haykırdığını duydu. Mahkeme salonuna büyük bir güvenle, hatta kasılarak girdi. Mahkeme salonu, dünyada hiçbir yerde olmayacak kertede görkemli bir yerdi. Kubbesi bulutlardan, duvarları yağmur perdesindendi. Kürsüde başyargıcın yeri boş, bu boş yerin sağ ve solunda yargıçlar ve en sağda da savcı vardı. Salonun sağ yanında kanatlı melekler, sol yanında üç sivri uçlu sopalarıyla şeytanlar ve ortalarda da zebaniler vardı. Başyargıcın yerinin arkasına asılı levhada şu yazı okunuyordu: “Adalet ananın emeli, insanın ameli, babanın temelidir” (...)
Sayfa 65 - ADAM·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Belki müzik ve o kanatlı melekler ikizdirler, birbirinin hemen ardından doğmuş. Önce müzik. İlk melek doğmadan önce, müziğin tek başına olduğu o anların yalnızlığını hayal etmek isteyenler Billie Holliday'i dinleyebilir!
Sayfa 134 - Metis
Edebiyat
Karlı tepelerden dağlar ölüm kusuyor Kanatlı melekler şehre inip Boşnakların bir bir canlarını alıyor. Ölüm meleklerine bakıyorum onlar da bizim gibi bir başlarına yalnızlar. Sonra dönüp kendime bakıyorum ben de bir başıma yalnızım. Ey göklerden inmiş melekler beyaz zambaklı sehrimi neden hâlâ kana bularsınız. Hadi gidin,şimdi gidin Ben yeterince acı çektim hemde çok çektim. Dayanamam artık yok, artık dayanamam, gidin...
Sayfa 312·Kitabı okudu
Milattan önce sekizinci yüzyılda, İbrani peygamberi İşaya kendi Tanrı tecrübesini kaydetmiştir. "Kral Uzziah'ın öldüğü sene, Rabbi yüce ve ulu bir tahta oturmuş gördüm ve elbisesinin yere düşen ucu tapınağı kaplamıştı. O'nun üzerinde, altı kanatlı yüce melekler vardı (...) onlar şöyle çağırışıyorlardı: "Her şeye kadir Rab Mübarektir, Mübarektir, Mübarektir; bütün yeryüzü O'nun ihtişamıyla dolmuştur." (...) "Eyvahlar olsun bana!" diye haykırdım. "Ben mahvoldum", çünkü ben dudakları pak olmayan bir insanım, ve ben dudakları pak olmayan insanlar arasında yaşıyorum, ve benim gözlerim Kralı, her şeye kâdir olan Rabbi gördü."
1000Kitap
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH