Flörtünün sayısı en az on beş olmalı ... Kimisi halis züppe, kimisi keş olmalı ... Altun kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı. Dışının görünüşü içinin aynasıdır; Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.
Sayfa 225 - Kadim Yayınları, Reçete·Kitabı okudu
İşte cıgara paketine sevdiğin parmaklar uzandı. İşte sevdiğin dudağın kıvrıntısından duman çıkıyor.Haydi bakalım.Bil onu bakalım. Kimdir? Senin hakkında ne düşünür? Şu saatte nerede olmayı ister? Senin sevgin umurunda mı? Haydi bil bakalım. "Karabiberim, karabiberim, biberim nasıl edelim, candarmalar geliyor, cızlam edelim."
Sayfa 117 - The kitap yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hatırlarsın, “yavrumun yavrusu” derdi bana; “ karabiberim, bademşekerim” diye severdi.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Kalinikhta
Yanıma baktım kimseler yok. Az önce çevrem insanla doluydu. Köpekler havlıyor, ağaçlar hışırdıyordu. Bir ırmak akıyordu kulağımın dibinden. Ağaçlar suları yıkıyordu. Hayvanlar insanları öpüyordu. Köpekler konuşuyor, insanlar havlıyordu. Gökyüzü sarıydı. Birisi: "Canımsın, diyordu, canımsın, ağacımsın, ırmağımsın; denizim benim." Ötekisi bir insan kokusu içinde sıcaktı. Cevap vermiyordu. Elinin üstündeki mavi damarlar bir dostluk denizine akıyordu. Saçları kara, gözleri kara, kaşları kara, kara günler, kara hikâyeler doluydu. Dudaklarında şimdiden sonra söylenecek kızoğlankız türkülerin boyu vardı. Sandalın içindeki güneşten, gökyüzündeki tozdan, ağacın kırmızısından mı ay önce doğuyordu. Bir dudağım yerde, öteki dudağım kuyruğunda ateş gibi gidip geliyordu içimden. "Seni damarımda, bileğimde atıyorum." Yıldızlar asılmıştı ağaçlara. Soğuk kandil kandil sarkıyordu. Yanımda dostların en koyusu, kadehimde sakız rakısı, dilim kekeme, elimde olta, oltanın elinde zoka, sandalda Barba Stanco, küpeşte Sivriada, yıldızlar bağrımda; dümendeyim. Motor hışır hışır hışırdıyor. Köpek sesleri geliyor dostçasına. Ağaçlar yıldızları, ağaçlar tepeleri, köpek sesleri sabahları getiriyor. Bir balık kokusu içiyorum. Bir Rum evinden midye tavası, bıyıklarımın içinden anason kokusu geliyor. "Canımsın" diyorum kime. Kahve fincanına düşen sabah yıldızını kokluyorum. Mis gibi kahve kokuyor. Kocayemişlerinin çiçeği pare pare. Karabaşları avuçlarımda eziyorum. Dilime arılar konuyor, gözümü arılar sokuyor, güneş batıyor, bir karabatak düşünüyorum. Martının biri boşlukta bir direğe konuyor. Çakıla, sulardan elbiseler giymiş, hava renginde askerler çıkıyor. Çakılda ayak sesleri duyuyorum. O, Aspasya’dır o. Aspasya’dır. Yaseminli Aspasya, kâfur kokulu Aspasya, Paskalya çiçeği sarısında Aspasya,
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İzmir' de bir ağaç gördüm Adı karabiberdi Ya karabiber türküsü Allahım Necati Cumalı söylerdi Soba borsu gibi bir sesi vardı Karabiberim, derdi karabiberim Candarmalar geliyor kalk gidelim İzmir' de bir ağaç gördüm Adı karabiberdi Benim, avuç kadar saksılarda Asma kütükleri yeşerten anam Bu ağacı görse sevincinden ağlardı İzmir' de bir ağaç gördüm Adı karabiberdi Dalını, meyvasını, gölgesini Getirdi masamıza serdi Yapraklarını görsen bayılırsın Bir yazma oyası kadar ince Söğüt dallarından narin Saçlarının arasından dolaştığını duyarsın İncecik, biberli ellerin
Sayfa 227·Kitabı okudu
Aşk ve Şiir
Ben bir karabiberim, uçkur evi diderim, darılmayın bacılar, güz gelince giderim
Sayfa 147 - Diderim: Karıştırmak·Kitabı okudu
Edebiyat