''Hepimizin içinde hem aydınlık, hem de karanlık bir yan vardır. Önemli olan hangisini seçtiğimizdir. Bizi biz yapan budur.''
Cahil ve dalavereci bir yobazın kendini muhite yutturmak için müracaat ettiği esrarlı ve muammalı birkaç formül, birkaç dini teşbih, bir iki karanlık ifade bugün bile derhal aydınlık düşünceleri bulandırıyor. Kendilerinde bir şeyler bulunduğunu vehmeden bütün âcizlerin hiç şaşmadan bu basit çareye: Karanlık ve karışık olmak suretiyle derin ve manalı görünmek hilesine başvurduklarını unutuyoruz.
Sayfa 199Kitabı okudu
Reklam
"Bazen karanlık çökmez, sadece aydınlık artık ulaşamayacağın kadar yüksektedir."
İncecik, kıl gibi ince bir sızı Kevok'un yüreğinden çıkıp beynini deliyor. '' Rênas ''diyor Kevok fısıldar gibi hafif bir ninni söyler gibi. ''Rênas... Rênas.'' Rênas'ın gözleri kapalı, yüzüne kan bulaşmamış, ağzı gözü toz içinde, derin bir uykuda sanki. Yüzü sapasağlam uyumuş gibi, bir düş görmüş gibi, öyle sakin öyle huzurlu, öyle masum yatıyor.
"Toprağa düşecekler. Baz bunu biliyor, toprağa düşerken doğa türkülerini söylemeye devam edecek. Bu türküler kefenleri olacak, onları sarıp sarmalayacak."
Manzarayı seyrediyor Kevok. '' Allahım! '' diyor, '' Bu doğadaki tuhaflığın mantığı ne? Şu doğaya bak,hem korkutucu hem de bu denli çekici, bu denli güzel...An geliyor canavarlaşıyor, her şeyi yutuyor,an geliyor bir anne oluyor, her şeyi şefkatle kucaklıyor. Demekki Newroz'u burada karşılamak vardı kısmette. Nasıl da yeni renklerini kuşanmış doğa, nasıl da dirilmiş böyle..Her şeyi önüne almış sürükleyen bu nehir, aylarca bekledikten sonra bütün görkemiyle yeryüzüne çıkan bu çiçekler, yeşeren çimen ,gür otlar...Hepsinin üstüne bu bin bir dilden bin bir türkü söyleyerek ötüşen kuşlar...Her şey sonsuz bir özgürlük içinde ''
Reklam
1.000 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.