Çatısız yapıları
Bir düğünü ateşleyen
Ona buna bulaştıran göz1eri
Çocuklar geceye çan
Geceye karşı itfaiye erleri
- O gün kasabada
O gün kasaba
O gün kasap
Ben ölmedim yalnız kaldıysa da ayaklarım
Eridiyse de başım inceldiyse de üst yanım
Bir porsuk karnını geceyi deşip buraya çıktım
Daha dün kirecin rüyası bu kente indim
Gün doğmadan kiralık ev aradım Şehzadebaşı'nda
Geceye bir kartal gibi çarparaktan
İsa bu gelip konmuş elime Ayasofya' dan
Kirli sarı çıkıp bir giysiden
Vakte bakan zeytin yaprağı serabından
Şarabın arabından
Bir zenci sancısından
Bir düşün dişinden
Karlar eridikte yönelirdik kadınlarla
Kuzeye batıya dağa doğru
Yüzümüzü biçerdi yıllanmış soğuk
Su kıyısına dizilirdik yandan önden arkadan ışık
Kabe yüzüklerindeki ışık
Çamaşır yıkardı kadınlar kızlar
Biz çocuklar suda kışın giden
Büyüklerden bize bulaşmış ölüm tüveyçlerini
Yıkardık ısınırdık
Kızlara vuran ışık yalnız o ışık artardı
Örf ve adetlerin fertleri yönettiği,hiç de zengin olmayan,muhafazakar kasaba hayatının insana bahşettiği en büyük nimet,şüphesiz,derin bir iç dünyası ve yüce duygular gibi sıkıntılardan kurtarmasıydı.
Kasaba civarına yerleşmiş Çingenelerin başka bir dil konuştuğunu söylüyorlardı ama ben bunun gerçek bir dili olmadığını, tıpkı küçük kardeşimiz Tila anlamasın diye Yano’yla uydurduğumuz gibi, yalnızca kendi aralarında anlaşmak için uydurdukları bir dil olduğunu düşünüyordum.
Çingenelerin bunu -kasabanın lokantasında hiç kimse bir Çingene’nin ictigi bardaktan içmek istemediğinden- yalnızca onların kullandıkları, işaretlenmiş bardakları olduğu için yaptıklarını sanıyordum.
Madeni tuzlamak: altın tozuyla doldurulmuş bir mermi ile kayaya ateş ederek yapılan bir sahtekarlık numarasıdır.
Bu kayadan alınan bir parça örnek incelemeye gönderilir ve sonuçta kayada bol miktarda altın olduğu saptanır.