Oysa hayatımın en keyifli günlerini yaşıyor olmam gerekirdi.
Sayfa 8 - Kırmızı Kedi Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Atışmalarını okumak çok keyifli ya NXNSMSMSM
​"Eridyanların da suya ihtiyacı var." ​"Biz içimizde tutuyoruz. Kapalı sistem. İçimizde bazı verimsizlikler var ama ihtiyacımız olan suyu yiyeceklerden alıyoruz. İnsanlar sızdırıyor! İğrenç." ​"Dünya'da adına örümcek dediğimiz korkutucu, ölümcül bir canlı var. Sen onlardan birine benziyorsun. Bil istedim." ​"İyi. Gururlu. Ben korkutucu uzay canavarı. Sen sızdıran uzay kütlesi."
Grace ve Rocky uzun zamandır bir kitaba bu kadar gülmedim·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Masmavi gökyüzünü dörtgenlere bölen kurşuni pencere demirlerinde sabah güneşi, incecik sarı çizgilerle parlıyordu. Yüreğini apansız yaşama sevinci kavradı, derisini ürperterek bütün gövdesine yayıldı. Yaşama sevinci fukara, aptal bir sevinçti ama, hiçbir engelin durduramadığı kadar güçlüydü. Bayram geceleri keyifli delikanlıların sokaklarda bağıra çağıra söyledikleri açık saçık türkülere benziyordu.
Sayfa 181·Kitabı okuyor
Alıntı
Tarım Devrimi insanlığın elindeki toplam gıda miktarını kesin olarak artırdı ancak daha iyi bir beslenme veya daha çok keyifli zaman yaratmadı.
Yeni Personel Gelmiştir :)
Senin gibilerine ayrı bir sempatim vardır, işime yararlar benim. Bakıyorum, mert birine benziyorsun, kafana koyduğun şeyi yaparsın. Yoksa yapmayı istediğin bir şeyi yapmadığın oldu mu hiç? Ya da istemediğin bir şeyi yaptığın? Dinle beni dostum!Bazan mertliği bir yana bırakıp iki işi de, yani hem istemeyi, hem istenilen şeyi yapmayı üstlenmek, keyifli ve hoş bir şey olmalı!
İvan Fyodoroviç sanki kardeşinin dediklerini duyma gibi sürdürdü konuşmasını: -Aklıma ne geldi, geçenlerde Moskova'da karşıla bir Bulgar, Slavların toplu olarak ayaklanmasından Türklerle Çerkezlerin, Bulgaristan'ın her köşesinde yapm rı caniliklerden söz etmişti bana; yani yakıp kestiklenm kadın ve çocuklara nasıl tecavüz ettiklerinden, mahpu kulaklarından duvara çivileyip onları nasıl o halde sa kadar beklettiklerinden, güneş doğunca da onları astıklar dan ve akıl almayacak daha bir sürü şeyden... Kimi insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vuru ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakare bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ust lıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece B kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarınd duvarlara çivileyip gece boyunca öylece bekletmek, yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez. Ne diyordum... şu tatlı zevk düşkünlüğünden gözü dönen Türklerin eziyetlerinden çocuklar da nasibini alırmış; onlara ettikleri eziyetler, yavruları henüz analarının karnındayken söküp al maktan, minicik bebekleri şöyle bir yukarı hoplatıp, anaları-kien tatlı hazzı da annelerin gözlerinden alırlarmış. Ah, bir de beni pek çok ilgilendiren bir tablo vardı. Gözünde bir canlandır: Tir tir titreyen annesinin kollarında el kadar bir bebek, etraflarında da içeri giren Türkler... Neşeli bir numa-ra yapmak düşüyor akıllarına: Bebeği okşuyor, gülsün diye gülüşmeye koyuluyorlar ve beceriyorlar da... bebek gülüve-nyor. Hemen o anda Türk, tabancasını bebeğin yüzüne doğ-rultuyor, namlu ile yavrucak arasında yalnız dört verşok17 mesafe kalmasına dikkat ediyor. Minik oğlan keyifli keyif-i gülerek ufacık ellerini tabancaya uzatıyor... sanatçımız o anda yavrucağın tam kafasına doğru nişan alarak tetiğe
Sayfa 316·Kitabı okudu
Reklam
Reklam