Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez. Tıpkı şu, düşleri gerçeğe dönüştürmeyi beceremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi.
Kimse ön merdivenler varken arka merdivenlerini tırmanan kadınları çekici bulmuyor. Arka merdivenlerde kuş pislikleri var tabii, kanalizasyon kokusu var, karanlık var, ön merdivenler ise temiz, aydınlık.
Gitmeden çok sinirliydim, ama kimsenin kalbini kırma taraftarı değildim, "Bana zarar vermeyen yılan bin yaşasın" derler ya, işte öyle Kavgacı değildim. Kardeşim, oğlum, eşim ve anneme zarar vermezse, ben de kimseye zarar vermem. Şimdi, "kimse canımı sıkmasın, sinirlendirmesin, kavga edecek duruma düşürmesin" diyorum. Bu saatten sonra sessiz kalmam, gırtlağını keserim, başımı belaya sokarım yani. Tartışmaya girince kendimi kontrol edemiyorum..
Yaşama hep yeniden başlamak can sıkıcı bir şeydir." Ya da bu sözün anlamını şu türlü daha iyi açıklayabilirsek, diyelim ki: "Her zaman yeniden yaşamaya başlayan insanlar kötü bir hayat sürerler." "Nasıl şey o öyle?" diyorsun. Bak bu söz gerçekten açıklanmaya değer. Çünkü bu gibilerin yaşamı hep yarım kalmıştır. Daha yeni yaşamaya başlayan insan da, ölüme göğüs germeye hazır olamaz. Sanki yeteri kadar yaşamışız gibi davranmayı öğretmeliyiz kendimize, özellikle yaşamını yeni kurmakta olan bir kimse bu işi gerçekleştiremez.