Önümdeki ölümü yok sayarak dünya hayatının olanca kısalığına rağmen sonsuz ümitler ve hayaller peşinde koşuyordum. Bu bir illüzyondu. Dünya batıp giden bir aydınlıktı. Geçiveren bir gölge, yıkılıveren bir direk. Meşakkatli bir yol. Görünüşü hoştu. Bu yüzden insanı helak ediyordu.