Meksika dışında hep Müslümanlara zulmedilen yerler hep!))
İzinsiz gözetimin en meşhur ve radikal örneklerine, ya COVİD-19 salgını gibi istisnai acil durumlarda ya da işgal altındaki Filistin toprakları, Çin'deki Sincan Uygur özerk Bölgesi, Hindistan'daki Keşmir, Rus işgali altındaki Kırım, ABD-Meksika sınırı ve Afganistan- Pakistan sınırı gibi düzen -dışı olarak kabul edilen yerlerde rastlanır.
Sayfa 248 - Kolektif Kitap·Kitabı okuyor
Te b'serê m' sûnd dixwar Te d'go b' wî zimanî Kesî dî j'te pêve Şa nabê bi vî canî B' carkî te 'z j' bîr kirim Te mi l' bîra xwe nanî
Kurdî
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Batı ikiyüzlüdür. Türklere daha dün yapılan katliamlar dünyaya duyurulmaz iken soykırım olmadığı halde asıl haydutlar dünyada mazlum rollerini oynuyorlar. Sadece Hocalı mı? Kıbrıs Türklerinin Rumlar tarafından katliamı, Telafer ve Felluce katliamları, Balkanlarda Bosna ve Kosova, lrak'da Türkmenlerin katledilmesi, Kırım Türklerinin 1 945 'de Sibirya'ya sürülmesi
Sayfa 72 - Hocalı Katliamı·Kitabı okuyor
Alıntı
Kırım'da Soykırım
Kırım'ın Türklerden arındırılması bile hırsını, kinini tatmin etmiyordu Stalin'in. Mezarlıkların üzerinden buldozer geçti. Kütüphanelerde, müzelerde ne kadar kitap, evrak varsa yakıldı. Yeşil Kırım'ın tepelerini süsleyen, mehtapta gümüş elbiseler giymiş balerinler gibi salınan asırlık servilerinin de kesilmesini istedi Stalin. Kırım'a yaptığı ziyarette memnuniyetini şöyle ifade ediyordu. "İşte! Şimdi Gürcistan'a benzedi. "
Sayfa 601·Kitabı okudu
XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu için en büyük sorunun, daha çok Orta-Avrupa olduğunu unutmamak gerekir. 1526'dan 1699'a kadar Osmanlı siyasî tarihi Orta-Avrupa sorunu etrafında dönmüştür. Kırımlılar coğrafî konumları sonucu, bütün kuvvetlerini kuzeyden gelen tehlike önünde toplamak istedikleri halde, Osmanlı hükümeti onları daima Orta-Avrupa savaş meydanlarına getirmek isteyecektir. Tatar süvari ordusu akınlarla düşmanın geri hatlarını bozma görevini üstlenirdi. Osmanlı Devleti'nin, Kuzey işlerini ertelemek zorunda kalması, ilkin Kazakların Karadeniz kuzeyindeki stepleri gittikçe daha yoğun Slavlaştırmalarına meydan vermiş ve nihayet burada onları egemenliği altına almak isteyen üç devlet -Türkiye, Polonya, Rusya- arasındaki mücadele, XVII. yüzyılı dolduran uğraşı sonunda Rusların yararına sonuçlanmıştır. Son olarak Kara Mustafa, Ruslarla mücadeleye bir an önce kesin bir çözüm bulmak için bütün kuvvetleriyle, Rusya üzerine yüklendi (Çihrin Seferi); imparatorluk için en önemli sorun olan Orta-Avrupa sorununu kökünden çözmek istedi (1683 Viyana Seferi) ve devleti Orta-Avrupa'da uzun bir savaşa sürükledi. Bu durum, devleti, Kuzey işlerinde ister istemez hareketsiz bırakacak, buradaki uğraşı yalnız Kırım Hanlığı'nın omuzları üzerine yüklenecek, Hanlık kuvvetlerinin Orta-Avrupa'daki ölüm kalım uğraşısı için harcanmasına neden olacaktır. 1683-1699 savaşı sonunda imparatorluğun ve hanlığın bir daha belini doğrultamayacak bir şekilde çöküşü, Habsburgları Balkanlar'a, Rusları Kırım'a, Karadeniz'e kadar getirecektir. XVIII. yüzyılda imparatorluk için Kırım ve Karadeniz'in savunması, başlıca sorun olacak ve Kırım Hanlığı düşünce (1783), ölçüsüz büyüyen Rus tehlikesi doğrudan doğruya İstanbul'u tehdit edecektir. Görülüyor ki, yüzyıl süren bir mücadelenin son kanlı dönemi olan
Sayfa 12 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı İmparatorluğu için Kuzey sorunu, Büyük Petro ile meydana çıkmış bir sorun değildir. Karadeniz'e inmek için, Kuzey-Karadeniz steplerinden geçmek gerekir. Sorunu, Moskof Devleti'nin, Altun-Ordu'nun mirasını adım adım alarak Karadeniz kuzeyindeki Türk-Tatar bozkırını ele geçirmeye başladığı döneme, 16. yüzyıla kadar çıkarmakta abartma yoktur. Bu gelişim, sonraları Boğaz'a kadar genişleyecek siyasî bir yayılışın ilk aşamasıdır. Bölgeyi savunma, Osmanlı Devleti için Kırım'ın, Karadeniz'in ve nihayet İstanbul'un savunulması olacaktır. XVII. yüzyıl sonundaki (1683-1699) çetin uğraş içinde Kırımlılar ve Osmanlı devlet adamları bunu iyi sezmiş ve ilk defa Kırım'ın Ruslara, İstanbul'a saldırma için bir köprü olacağını söylemişlerdir.
Sayfa 11 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih