·349 syf.····Okunma: 01 Nisan 2021 02:03
Bu Ülke kitabıyla aynı yıl yayımlanan (1974) bu kitap
Cemil Meriç 'in düşünce dünyasından oldukça çarpıcı yazılar sunuyor bizlere.
Kitabın ilk bölümünün herkese hitap ettiğini düşünüyorum. Sayfalar çevrildikçe genel okuyucunun yerine siyaset bilimine ilgi duyan ve bu konu hakkında bilgisi olan okuyucuların daha ilgiliyle okuyacağı yazarlar üzerinde durmuş Cemil Meriç. Yine de beni sıkmadan, Cemil Meriç'i karşımda dinliyormuş gibi okudum her satırını.
Son bölümde ise "çeviri" konusuna değinen Meriç "Türkçe'den Türkçe'ye tercüme yapılamaz." kanaatinde.
Namık Kemal ve Ahmet Cevdet'in eserlerini sadeleştirmek yerine cümlenin anlamını bozan çevirmenlere cümlenin nasıl olması gerektiğini, doğru hâlini de yazarak anlatan Meriç'in eleştirisinden nasibini şair Cemal Süreya da alıyor.
Umrandan Uygarlığa kelimelerin ve cümlelerin anlamlarının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir eser desek yanlış söylemiş olmayız.
•o
kitabseray :
Umrandan Uygarlığa·702 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Şubat 2021 02:01 İncelemede tat kaçıran (spoiler) bilgiler olduğundan okumadan önce uyarmak istedim.
Suç ve Ceza kitabını okumadan önce, adından da anlaşılacağı üzere işlenen bir suçu ve bunun neticesinde çekilen cezayı işliyor diye düşünüyordum. Okumadan önceki ilk tahminim ise bu cezayı kesenin suçlunun vicdanı olabileceğiydi.
Raskolnikov karakterini tanıdıkça vicdanın aksi yönde çalıştığına tanık oldum ve buna oldukça şaşırdım. İşlediği cinayet yüzünden pişmanlık duymamasını karakterin ruh haline ve düşüncelerine göre bir nebze anlayabilirken asıl rahatsızlığının teslim oluşunda olması beni daha da şaşırttı. Her ne kadar suçluyla empati kursak da Raskolnikov'un öyle ya da böyle cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyordum sonuna kadar.
Sonunda ise, cezasını çektiği sıralarda kendi mutluluğuna erişmesi daha anlamlı oldu.
O dönemin şartlarını insanların duygu ve düşüncelerini bize açan bu eseri okumakta geç bile kaldığımı düşünüyorum.
Herkese iyi okumalar.
•o
kitabseray :
Suç ve Ceza EdebiyatSuç ve CezaFyodor Dostoyevski · İş Bankası Kültür Yayınları · 2006194bin okunma "Elun nişanlisina, ben nasıl deyim hayde."·126 syf.····Okunma: 17 Şubat 2021 01:37 Werther'in içinde bulunduğu durumu rahmetli Kazım Koyuncu bir tek cümleyle özetlemiş aslında.
"Elun nişanlisina, ben nasıl deyim hayde."
Goethe ise bizi girişte şöyle karşılıyor:
"Ey güzel insan, sen de onun gibi bir tutkunun esiriysen, onun acıları sana avuntu olsun, eğer yazgından veya kendi hatandan dolayı bir arkadaş bulamıyorsan, bu küçük kitap dostun olsun."
Werther'in acıları, kimine göre etik bulduğu değerleri düşünerek önemsiz gelebilirken kimine göre de son derece kutsal gözükebiliyor. Bu iki uç noktaya değinmek yerine, Werther'in yani onu bize anlatan Goethe'nin bu duyguları ifade edişi üzerine konuşmak gerek. Zaman zaman Werther; düşüncelerini, acılarını, hislerini tarif ederken kelimelerin kifayetsiz kalışından şikayetçi iken ben bu kifayetsiz halinin bile hissettirdiği duyguyla şaşırdım kitabı okurken.
Karakterleri betimlemelerle değil de duygu ve düşünceleriyle tanıtmış olsa da zihnimizde kanlı canlı halleri eşlik ediyor her satırda.
Hem Goethe'yi hem Werther'i tanıyacağanız bu eser size zamanının ötesinde bir kitap olduğunu gösterecek.
Keyifli okumalar.
kitabseray Edebiyat