10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2021 18:19
İkinci Dünya Savaşı'nda Rusya ile Almanya savaşının arasında Kırımlı bir Tatar olan Sadık Turan'ın, savaştan yıllar sonra yazdığı ve Hatıralar adını verdiği kitabı yazarımızla buluşturmasıyla başlıyor hikâyemiz. Ardından Sadık Turan'ın çocukluk anılarıyla önce Kırım'ı çok geçmeden de savaşı görüyoruz. Cengiz Dağcı savaşın içindeki Kırım'ı öyle gerçekçi ve bir o kadar da hüzünlü anlatmış ki bunda çocukluğundan ilk gençliğine kadar yaşadıklarının da etkisi büyük. "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim." diyen Dağcı millî duyguları, vatan kavramını, savaşın getirdiği ve beraberinde götürdüğü bütün hisleri ustalıkla işlemiş. Korkunç Yıllar bittiğinde kitap da bitmiş gibi gözükse de Yurdunu Kaybeden Adam ile Sadık Turan'ın notlarının yani 'Hatıralar'ının da bitmediğini öğrenmiş oluyoruz. Her iki kitap da tavsiye edilir. •o kitabseray : Korkunç Yıllar
Edebiyat
Korkunç YıllarCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20192,783 okunma
6/10
·197 syf.··
2021 16. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 17:17
Mustafa Kutlu 'yu okudukça diline, üslubuna, tavrına aşina olmaya başladım ve bu aşinalık yeni kitaplarını okurken daha keyifli hale getiriyor. Kutlu'nun hikâyelerinde en çok dikkatimi çeken ve benim en çok hoşuma giden şey ise geçmişi anlatış şekli. İster karakterlerin geçmişi olsun ister mekânın, eskiye alıp götürme hissini çok seviyorum, bu duyguyu neredeyse her eserinde yaşadım diyebilirim. Romanlarda görmeye alışkın olmadığımız günlük konuşma diline hikâyelerinde çokça yer veren yazar gerçek hayatta olan ve olabilecek bir çok şeyi betimlemeleri ile harmanlayarak farklı bir lezzette bize sunuyor. Fakat zaman zaman hikâyenin içinde bir yerlerde okuyucuya seslenen yazarı görebiliyoruz, sinemada "dördüncü duvarı yıkmak" denilen olaya benzeyen bu durum hikâyeden kopmama neden olabiliyor. Bunun haricinde okumaktan keyif alıyorum diyebilirim. Bu hikâyenin özelinde, kitabın kapağında anlatılan ve kitaba adını veren hikâyeden yola çıkarak sonu tıpkı kapaktaki gibi biten bir hikâye yazılmış. Karakterlerin buluşma noktası ise Tepeköy adı verilen bir yerleşim yeri. Sıcaklığı her eserinde hissettiren Kutlu'nun kitapları kütüphanemdeki yerlerini almaya devam edecek. •o kitabseray : Zafer Yahut Hiç
Edebiyat
Zafer Yahut HiçMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20241,930 okunma
Reklam
9/10
·349 syf.··
2021 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2021 02:03
Bu Ülke kitabıyla aynı yıl yayımlanan (1974) bu kitap Cemil Meriç 'in düşünce dünyasından oldukça çarpıcı yazılar sunuyor bizlere. Kitabın ilk bölümünün herkese hitap ettiğini düşünüyorum. Sayfalar çevrildikçe genel okuyucunun yerine siyaset bilimine ilgi duyan ve bu konu hakkında bilgisi olan okuyucuların daha ilgiliyle okuyacağı yazarlar üzerinde durmuş Cemil Meriç. Yine de beni sıkmadan, Cemil Meriç'i karşımda dinliyormuş gibi okudum her satırını. Son bölümde ise "çeviri" konusuna değinen Meriç "Türkçe'den Türkçe'ye tercüme yapılamaz." kanaatinde. Namık Kemal ve Ahmet Cevdet'in eserlerini sadeleştirmek yerine cümlenin anlamını bozan çevirmenlere cümlenin nasıl olması gerektiğini, doğru hâlini de yazarak anlatan Meriç'in eleştirisinden nasibini şair Cemal Süreya da alıyor. Umrandan Uygarlığa kelimelerin ve cümlelerin anlamlarının ne kadar önemli olduğunu gösteren bir eser desek yanlış söylemiş olmayız. •o kitabseray : Umrandan Uygarlığa
Umrandan UygarlığaCemil Meriç · İletişim Yayınları · 20112,097 okunma
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2021 15:16
"Saatleri Ayarlama Enstitüsü her şeyden evvel kendisine inanılmağa muhtaçtır." Kitabı elime alıp okuduğum anda hissettiğim ilk şey geç kalmış olmanın pişmanlığıydı. Ahmet Hamdi Tanpınar 'ın üslubu o kadar tatlı geldi ki daha ilk sayfalarında beni yakaladı ve sonuna kadar da bırakmadı. Daha önce Beş Şehir kitabını okurken tanıdığım yazar bu kitabında kurmaca bir dünyayı sunuyordu ve konu gerçekten çok ilgimi çekti. Bu ütopik dünyayı tanırken zaman zaman gülümsedim, Halit Ayarcı'nın her fikrinde Hayri İrdal gibi ben de şaşırdım. Onunla birlikte ben de inandım. Zamanı insanla, insanı da zamanla anlatan altı çizilesi ve üzerine düşünülesi onlarca cümlesiyle bu kitabı aklımın köşesindeki kütüphanemden hiç eksik etmeyeceğim. •o kitabseray : Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma
9/10
·702 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 02:01
İncelemede tat kaçıran (spoiler) bilgiler olduğundan okumadan önce uyarmak istedim. Suç ve Ceza kitabını okumadan önce, adından da anlaşılacağı üzere işlenen bir suçu ve bunun neticesinde çekilen cezayı işliyor diye düşünüyordum. Okumadan önceki ilk tahminim ise bu cezayı kesenin suçlunun vicdanı olabileceğiydi. Raskolnikov karakterini tanıdıkça vicdanın aksi yönde çalıştığına tanık oldum ve buna oldukça şaşırdım. İşlediği cinayet yüzünden pişmanlık duymamasını karakterin ruh haline ve düşüncelerine göre bir nebze anlayabilirken asıl rahatsızlığının teslim oluşunda olması beni daha da şaşırttı. Her ne kadar suçluyla empati kursak da Raskolnikov'un öyle ya da böyle cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyordum sonuna kadar. Sonunda ise, cezasını çektiği sıralarda kendi mutluluğuna erişmesi daha anlamlı oldu. O dönemin şartlarını insanların duygu ve düşüncelerini bize açan bu eseri okumakta geç bile kaldığımı düşünüyorum. Herkese iyi okumalar. •o kitabseray : Suç ve Ceza
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İş Bankası Kültür Yayınları · 2006194bin okunma
"Elun nişanlisina, ben nasıl deyim hayde."
8/10
·126 syf.··
2021 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 01:37
Werther'in içinde bulunduğu durumu rahmetli Kazım Koyuncu bir tek cümleyle özetlemiş aslında. "Elun nişanlisina, ben nasıl deyim hayde." Goethe ise bizi girişte şöyle karşılıyor: "Ey güzel insan, sen de onun gibi bir tutkunun esiriysen, onun acıları sana avuntu olsun, eğer yazgından veya kendi hatandan dolayı bir arkadaş bulamıyorsan, bu küçük kitap dostun olsun." Werther'in acıları, kimine göre etik bulduğu değerleri düşünerek önemsiz gelebilirken kimine göre de son derece kutsal gözükebiliyor. Bu iki uç noktaya değinmek yerine, Werther'in yani onu bize anlatan Goethe'nin bu duyguları ifade edişi üzerine konuşmak gerek. Zaman zaman Werther; düşüncelerini, acılarını, hislerini tarif ederken kelimelerin kifayetsiz kalışından şikayetçi iken ben bu kifayetsiz halinin bile hissettirdiği duyguyla şaşırdım kitabı okurken. Karakterleri betimlemelerle değil de duygu ve düşünceleriyle tanıtmış olsa da zihnimizde kanlı canlı halleri eşlik ediyor her satırda. Hem Goethe'yi hem Werther'i tanıyacağanız bu eser size zamanının ötesinde bir kitap olduğunu gösterecek. Keyifli okumalar. kitabseray
Edebiyat
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2019149,9bin okunma