2. Abdülhamid (Zamanı ve Şahsiyeti)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.028
Gösterim
Adı:
2. Abdülhamid
Alt başlık:
Zamanı ve Şahsiyeti
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754379723
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
2. Abdülhamid
2. Abdülhamid
"Bugün Türkiye'deki tamâma yakın belli başlı devlet kurumları, kuruluşları, mahalli ve özel teşebbüsler, yüksek ve orta okullar, Sultan Abdülhamîd devrinde veya ondan az önceki ve az sonraki yıllarda kurulmuştur. Tamâma yakınında Fransa örneğinin izlendiğini söyleyebilirim. Millet Meclisi, Senato, Anayasa Mahkemesi (Şûrâ-yı Devlet Tanzîmât Dâiresi), siyâsî partiler, siyasal bilgiler ve hukuk fakülteleri, sivil ve artık Fransızca değil Türkçe eğitim yapan tıbbiye, İstanbul dışındaki imparatorluk şehirlerinde yüksek okullar, II. Abdülhamîd devrinde (1876 - 1909) gerçekleşti.

Cumhûriyeti, istinâsız, Sultan Hamîd devrinde eğitim gören kuşaklar kurdu. Cumhûriyetin gerçek kurucusu Atatürk, Selânik'te modern ilkokulda, askerî ortaokulda, Manastır'da askerî lisede, İstanbul'da Harb Okulu'nda ve Harb Akademisi'nde okudu. Geniş kültür sâhibi, mükemmel bir asker oldu. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa,İngiltere, Birleşik Amerika'da daha yüksek kalitede subay yetiştirilmiyordu. Türk subayı, en iyi derecede Türkçe öğrendi. Büyük Nutuk'ta kullanılan inanılması zor zenginlikte bir Türkçe. Yabancı dil öğrendi. Prusya kurmayları le strateji tartışması yapabilen bir kurmay subay olarak yetişti."
375 syf.
Cennet Mekan Hakan Sultan II.Abdulhamid Han Tarihe ismini altın harflerle yazdırmış olan bir şahsiyettir benim için. Devrinin bütün olumsuzluklarına rağmen daha önce yıkılması ve yutulması istenen Osmanlı Devletinin ömrünü uzatmış ve 33 yıl
tabiri caizse 7 düvele karşı tek başına savaşmış ve birçok başarı elde etmiştir. Olumlu gelişmelerinin yanında şüphesiz ki hataları da vardı. Bu hatalar bugün dile getirildiğinde kişisel yorum ve bakış açılarına göre değerlendirildiğinden herkes kendisine yakın/uzak gördüğü derecede değerlendiriyor. Bunlar yorumdan öteye geçmiyor ki artık değişebilecek birşey yoktur. Benim şahsi düşüncem ise bugün de sıkıntısını çekmiş olduğumuz kalifiye yetkin insan eksikliğinin onun döneminde en üst safhada olması bir çok olumsuzluğu beraberinde sürüklemiştir. Bugün II. Abdulhamid dönemini incelediğiniz de belki de Türk Tarihi boyunca yönetim kadrolarının sıklıkla değiştirildiği tek dönem olduğu görülecektir. Bunda izlenilen politika, batı hayranlığı, sultanın vehmi , şahsi çıkarların devletin önüne çıkması, milli ve manevi duyguların sindirilmiş olması sebep gösterilebilir. Ve dahi niceleri eklenebilir. Kitabın tek olumsuz yönü bazı kısımların tekrar tekrar yazılmış olması can sıkıyor.

Kitap hakkında kısmen bilgi aktarabilirim, fakat Cennet Mekan Hakan Sultan II. Abdulhamid Han hakkında hak ettiği derecede bilgi aktarmam mümkün değil. Çünkü bana göre övgülerin en güzeline layık. Kaldı ki onu tahttından hal ettikten sonra pişman olan zümre az değildir. Ve bunlar özellikle bu işe sebep olan maşalardır.

Bunlardan ilki ve en önemlisi Tal'at Paşa'dır ki II. Abdulhamid'in tahtan indirilmesinde en mühim rolü oynamıştır.

Öyle ki sebep oldukları savaşın/ların(Cihan Harbi) gidişatı hakkında fikrini almaya gitmiş ve kitapta yer aldığı şekliyle II. Abdulhamid'den şu tarihi cevabı almıştır.

"Bugün bile münferid mes'eleleri asli mes'elelerle karıştırıyor, adeta onlara daha çok ehemmiyet veriyorsunuz. İttihad-ü Terakki, benden sonra bambaşka bir siyaset takip etmiştir. Benim zamanımda Bosna-Hersek, bir Avusturya-Rusya mes'elesi idi; siz Osmanlı Avusturya mes'elesi haline getirdiniz. Girit, bir ingiltere-Rusya mes'elesi idi, siz Osmanlı-Yunan mes'elesi yaptınız. Asla affedilmez bir eser-i gaflet olarak Yunan-BUlgar kiliseleri arasındaki ihtilafı kendi elinizle hallettiniz ve Balkan ittifakına yol açtınız. Arnavutlar'ı Sırp,Karadağ, ve İtalyan tahriklerine açık hale getirdiniz. Meclis-i Meb'usan'da, hatta Meclis-i Âyan'da, gayrımüslim meb'uslarla, Türk ve Müslüman meb'uslar aleyhine ittifak etmekten çekinmediniz. Bu suretle gayrımüslimleri yanınıza alamadınız ama, Müslümanlar'ı gücendirdiniz ve Türkler'i ise incittiniz.İmparatorluğun dış muvazenesi yanında iç muvazenesini de bozdunuz. Muvazene bir defa bozuldumu, neticeyi kimse kestiremez. Yeni bir muvazene hazırlamadan eskisini bozdunuz. Balkan harbi çıkmasa idi, Cihan harbi çıkar mı idi? Şimdi Cihan harbini kimin kazanacağını bana soruyorsunuz. Söyleyeyim: Denizlere hakim olan taraf kazanır. Almanlar'ın tabii imkanları ve ham malzemeleri mahduddur, tükenir. Karşı taraf ise açık denizlere hakimdir. Almanya çok kuvvetli kara ordusuna güvenmiştir ama, bu orduyu, yıldırım harbiyle düşmanlarını mahvedecek şekilde kullanamamıştır. Ve işte harp, iki buçuk senedir uzayıp gidiyor. Bizim vaziyetimiz Almayanınkinden müşkildi. Zira biz bir çok harp malzemesi için Almanya ve Avusturya'ya muhtacız. Harbe girmemeliydik. Ama bir defa girdikten sonra, ordularımızı belli hududlarda toplamalı idik. Bu strateji ile bazı ülkelerin gözden çıkarılacağı açıktır. Fakat oraları harbin neticesine bırakmaktan başka çare de yoktur. Ancak Türk olmayan o ülkeleri, yerli halkı teşkilatlandırarak müdafaa edebilirdik. Siz ise, orduları, bütün hududlara yaydınız. İmparatorluğumuzun huduhları çok geniştir ve bütün hududları tutmak mümkün değildir. Türkiye, Almanya gibi derli toplu ve mahdud hududlu bir devlet değildir ki, her karış toprağı aynı güçle müdafaa edilebilsin. 93 harbinden sonra bütün bu mes'eleleri ben, Gazi Osman Paşa ve Gazi Muhtar Paşalarla pek çok konuşmuşumdur. Gerek onların, gerek diğer erkan-ı harplerin fikri, hududlarımız çok geniş olmasa idi, Rusya'ya karşı 93 Harbi'ni kazanacağımız merkezinde idi. Ama o zaman da ne tarafı tutacağımız bir türlü kararlaştırılamadı. Balkan Harbi'nden, Cihan Harbi'nden önce gelip benimle konuşacaktınız. Şimdi gelmeniz çok geçtir. Şimdi zaman da, imkanlar da daralmıştır. Ama Cenâb-ı Hak, mülk ve millet yolundaki himmetlerinizi müzdâd buyursun."

ve dönemin kalemlerinden dökülen mısralar ....

Yahya Kemal
Ey şehryâr-ı â'tıfet-âsâr-ı muhterem
Ey tâc-dâr-ı mâ'delet-efkâr-ı zü'l-kerem
Şensin, o pâdişâh-ı dil-âgâh-ı pür-himem
Kim vasf-ı hazretinde senin her ne söylesem
Ahrâdır ey hâlife-i pür-lûtf-u mâ'delet

Ahmed Râsim
Sen değil, nâ'şın hükümdâr-olsa elyakdır bize
Dönsün-etsin taht-ı Osmânî'ye tâbûtun cülûs

Ve batık bir saltanatı devralan Cennet Mekan Hakan Sultan II. Abdulhamid'in muazzam eserleri ;

Sultan Hamid'in yaptırdığı eserleri, açtığı müesseseleri burada saymak tamamen imkansızdır. Bir kaçınu anmak, bir fikir verebilir.

Fen fakültesi, edebiyat fakültesi, hukuk fakültesi (Mekteb-i Hukuk-i Şahane), siyasi bilgiler fakültesi (Mekteb-i Mülkiyye-i Şahane), tıp fakültesi (Mekteb-i Tıbbiyye-i Mülkiyye-i Şahane), (II.Mahmud'un kurduğu tıbbiye askeri idi), Beyrut, Şam, Bağdat, Selanik, Konya, Edirne şehirlerinde çeşitli fakülte ve üniversiteler, burada sayılmayacak kadar çok askeri orta ve yüksek mektepler, teknik üniversitesi (Mekteb-i Şahane-i Hendese-i Mülkiye, daha önce yalnız askeri ve bahri muhendisler yetiştiren Mühendishane-i Beri-i Hümayun ile Mühendishane-i Bahri-i Hümayun vardı), güzel san'atlar akademisi (Mekteb-i Şahane-i Sanayi-i Nefise), yüksek ticaret mektebi, Halkalı Yüksek Zıraat ve Baytar Mektebi, orman ve maadin mektebi, deniz ticaret mektebi, yüksek muallim mektebi, lisan mektebi, orta öğretimde, hemen her sancak merkezinde birer idadi (lise), eğer 4 sınıflı kolej ise "sultani" deniyordu ve hemen her kaza merkezinde birer rüşdiyye (ortamektep), kız ve erkek sanayi mektebleri, muallim ve muallime mektepleri, sağır, dilsiz ve kör mektepleri, ayrıca binlerce ilk mektep.

Birçok müze ve kütüphane kurduran, bunların örnek şekilde kataloglarını yaptıran II. Abdülhamid devrinde Darülaceze, Hamidiyye su tesisleri, yüzlerce sanayi, ziraat ve ticaret odası, belediye teşkilatı, telgraf hatları, postahane, demiryolu, şose, köprü, birçok fabrika meydana gelmiştir.

Bu hizmetleri sayesinde okuyan yetişen ilim ve irfan sahibi olan ama ferasetten uzak kişilerin 31 Mart gibi Tarihimizin lekelerinden sayılan bir olay ile padişahı tahttan indirmek için isyan çıkartmaları, ki bu isyan padişaha sadık 1. Ordu tarafından kolayca bastırılabilecek bir durumdayken bizzat padişahın emri ile olaya müdahil etmemeleri sonucu büyümüş ve amaçlarına ulaşmıştır. Sonrası malum zaten ülke bir savaşlar zincirine sokuldu ve milyonlarca insanımız bu savaşlarda hayatlarına veda ettiler.

Kitap II. Abdulhamid döneminde yaşanan olayları bana göre tarafsız bir şekilde dile getiriyor. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim. Kendi dönemi ile birlikte Sultan'ın ailesi hakkında da bilgiler içeriyor. Ve II. Abdulhamid hakkında söylenmiş bir çok makale yer alıyor.

İçinde güzel bir soru barındıran ve günümüzü bir fotoğraf karesi gibi yansıtan şu alıntı ile bitirmek istiyorum.

Vambery'nin 1906'da yazdığı Pan-İslamizm adlı makalesinde tenkit ettiği ve muhtemel tehlikenin en zayıf yeri olarak gösterdiği husus, Müslümanların birbirlerinin dertöerine sıkıntılarına ilgisiz kaldığı idi. Mesela Endülüs'te Müslümanlar katledilirken yardım taleplerine diğer Müslümanlar kayıtsız kalabilmişlerdi. Sonra ki yıllarda bunun örnekleri görülmüştü. Öyleyse Müslüman cemaatini birbirine yaklaştıran unsur ya da unsurlar nelerdi?
375 syf.
·4 günde
Bu eser bana yanlı geldi. II. Abdülhamid dönemi eğitim,ıslahatlar ve bunlara benzer birçok konuyu ele alıyor. II. Abdülhamid zamanı tekrardan ilan edilen Meşrutiyet kısa süreliğine bir özgürlük sundu belki ama bu sadece 2 sene kadar sürdü. Ondan sonra 1908'e kadar karanlık bir istibdat devri. Kısacası, Abdülhamid ve dönemini okumak isteyen bu eseri mutlaka okusunlar fakat sadece bu kitap ile kalırsanız çok yanılırsınız. Bu esere göre zıt bir okuma daha yapın ki kendi düşünceniz ortaya çıksın.
375 syf.
·10/10
Sultan Abdülhamid Han'ı daha doğru anlayabilmek, dönemin şartlarını kavrayabilmek, O'nun mühim siyasetini daha derinlerden öğrenebilmek için okunması gereken başlıca eserlerden biridir. Doğru bilgilerle öğrenebilmek adına okunası bir kitaptır. Hatasız insan yoktur fakat doğruları, hatalarından çokca fazla olan Abdülhamid Han'ı - yabancıların tabiriyle o dönemin en zeki siyaset adamını- daha iyi anlayabilmek umuduyla okunabilir.
375 syf.
·29 günde·9/10
Dili akıcı, tarihe sizi götüren, bazen yorumlu olsa da hoş... 2. Abdulhamid han'ı tanımak için mutlaka okunmasını tavsiye ederim... Yılmaz Öztuna'nın diğer kitaplarını da okuyacağım
Midhat Paşa her gece rakı sofrasında en gizli devlet sırlarını ifşa ediyor, bu sırlar ertesi gün bütün İstanbul'da öğreniliyordu. Hatta bir defasında Cumhuriyetin ilanında, 3. Napolyon gibi önce Cumhurbaşkanı sonra İmparator olacağından bahsetmiş ve, "niye Ali Osman olurda Ali Mithat olmaz" diyecek kadar ileri ileri götürmüştü.
Sultan Hamid'in yaptırdığı eserleri, açtığı müesseseleri burada saymak tamamen imkansızdır. Bir kaçınu anmak, bir fikir verebilir.

Fen fakültesi, edebiyat fakültesi, hukuk fakültesi (Mekteb-i Hukuk-i Şahane), siyasi bilgiler fakültesi (Mekteb-i Mülkiyye-i Şahane), tıp fakültesi (Mekteb-i Tıbbiyye-i Mülkiyye-i Şahane), (II.Mahmud'un kurduğu tıbbiye askeri idi), Beyrut, Şam, Bağdat, Selanik, Konya, Edirne şehirlerinde çeşitli fakülte ve üniversiteler, burada sayılmayacak kadar çok askeri orta ve yüksek mektepler, teknik üniversitesi (Mekteb-i Şahane-i Hendese-i Mülkiye, daha önce yalnız askeri ve bahri muhendisler yetiştiren Mühendishane-i Beri-i Hümayun ile Mühendishane-i Bahri-i Hümayun vardı), güzel san'atlar akademisi (Mekteb-i Şahane-i Sanayi-i Nefise), yüksek ticaret mektebi, Halkalı Yüksek Zıraat ve Baytar Mektebi, orman ve maadin mektebi, deniz ticaret mektebi, yüksek muallim mektebi, lisan mektebi, orta öğretimde, hemen her sancak merkezinde birer idadi (lise), eğer 4 sınıflı kolej ise "sultani" deniyordu ve hemen her kaza merkezinde birer rüşdiyye (ortamektep), kız ve erkek sanayi mektebleri, muallim ve muallime mektepleri, sağır, dilsiz ve kör mektepleri, ayrıca binlerce ilk mektep.

Birçok müze ve kütüphane kurduran, bunların örnek şekilde kataloglarını yaptıran II. Abdülhamid devrinde Darülaceze, Hamidiyye su tesisleri, yüzlerce sanayi, ziraat ve ticaret odası, belediye teşkilatı, telgraf hatları, postahane, demiryolu, şose, köprü, birçok fabrika meydana gelmiştir.




Dip not : ve daha niceleri...
Dünyanın bir çok ülkesinde kıtlık (Fr. disette) ve açlık (Fr. famine) hüküm sürdüğü, İrlanda ve Hindistan'da besinsizlikten milyonların öldüğü bu dönemde Osmanlı Devleti'nde böyle problemler yoktu. Aç ve açıkta insan yoktu. Sosyal dayanışma, İslam dininin bu husustaki sıkı disiplini sayesinde kudretliydi, İslami bir hayat tarzı yaşanıyordu. Bir mahallede, köyde, bekar kız ve erkek bırakılmaz, evlendirilir, işsize iş bulunur, gençlerin aylak gezmesine izin verilmezdi. Nüfus fazla olmadığı ve kadın çalışmadığı için, işsizlik problemi asgaride idi. Mahallenin, köyün zengini, eşrafı, yoksulların tabii hamisi idi.
Dikkat edilirse Sultan Abdülhamid'in,
Batılıları atlattığı, menfaatlerine hizmet etmediği
ölçüde yerildiği görülür. Doğu Anadolu'da bir
Ermenistan kursa idi kendisine "kızıl sultan" lakabı
bile verilmeyecekti. Filistin'de Yahudiler'e yurt
verse, tahttan indirilmesi çok zorlaşırdı. Zira
İngiltere bile, Yahudileri yanına alan bir kişi ile fazla uğraşmak istemezdi. Hindistan'daki Müslümanlar'a bundan böyle adının Cuma günleri hutbede okunmasını istemediğini bildirir bir beyanname yayınlasa, herhalde Londra'da çok övülürdü Balkanlar'da Ruslar ile işbirliği yapsa, Boğazlar'da Rusya'ya bazı haklar tanısa, Rusya'nın kendisiyle bir alıp vereceği kalmazdı. Bunları Türk'ü, Osmanlı’yı, İslam'ı temsil ettiği için yapamadı.
Devrin çok kötü iç ve dış şartları içinde bu temsili
vekarla yapmaya çalıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
2. Abdülhamid
Alt başlık:
Zamanı ve Şahsiyeti
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754379723
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
2. Abdülhamid
2. Abdülhamid
"Bugün Türkiye'deki tamâma yakın belli başlı devlet kurumları, kuruluşları, mahalli ve özel teşebbüsler, yüksek ve orta okullar, Sultan Abdülhamîd devrinde veya ondan az önceki ve az sonraki yıllarda kurulmuştur. Tamâma yakınında Fransa örneğinin izlendiğini söyleyebilirim. Millet Meclisi, Senato, Anayasa Mahkemesi (Şûrâ-yı Devlet Tanzîmât Dâiresi), siyâsî partiler, siyasal bilgiler ve hukuk fakülteleri, sivil ve artık Fransızca değil Türkçe eğitim yapan tıbbiye, İstanbul dışındaki imparatorluk şehirlerinde yüksek okullar, II. Abdülhamîd devrinde (1876 - 1909) gerçekleşti.

Cumhûriyeti, istinâsız, Sultan Hamîd devrinde eğitim gören kuşaklar kurdu. Cumhûriyetin gerçek kurucusu Atatürk, Selânik'te modern ilkokulda, askerî ortaokulda, Manastır'da askerî lisede, İstanbul'da Harb Okulu'nda ve Harb Akademisi'nde okudu. Geniş kültür sâhibi, mükemmel bir asker oldu. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa,İngiltere, Birleşik Amerika'da daha yüksek kalitede subay yetiştirilmiyordu. Türk subayı, en iyi derecede Türkçe öğrendi. Büyük Nutuk'ta kullanılan inanılması zor zenginlikte bir Türkçe. Yabancı dil öğrendi. Prusya kurmayları le strateji tartışması yapabilen bir kurmay subay olarak yetişti."

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Osman Culha
  • Yasin Kırıştıoğlu
  • BARON
  • Kitap Tutkunu
  • Mesut YILMAZ
  • Özcan Koç
  • Yusuf Emre Şen
  • Yusuf İslam
  • Miniktosbaa
  • Yusuf Emre Şen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (8)
9
%12.5 (2)
8
%6.3 (1)
7
%12.5 (2)
6
%0
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0