Ayşegül Çiçekoğlu'nun seri kitaplarından ikincisi Ada'yi da bitirdim. Şimdi size okuduğum karakterden kısaca bahsetmek istiyorum. Lütfen kafanızda canlandırmaya çalışın. .
5 yaşında küçük bir kız Ada ve sevgi dolu bir ailesi var. Evlerinde çıkan yangın sonucu annesi, babası ve anneannesini kaybedip tek başına kalıyor. Önce amcasına daha sonrada dayısının yanına gönderiliyor. Küçükken yaşadığı o sevgi dolu aile ortamı bir daha hiç bir zaman gerçekleşmiyor. Dayısı, yengesi ve kuzeni Duru, en kötü günleri yaşamasına neden oluyorlar. Onu yıllarca ayakta tutan, annesinin günlükleri ve babasının kaleme aldığı seyir defterleri. Bir de kendisine yakınlık gösteren ilk aşkı, ilk ve tek arkadaşı, guvenebilecegi bir insan, Yankı. Maalesef ki Yankı Duru'ya aşık. Durumlar ve olaylar öyle bir hale geliyor ki Yankı ve Ada evlenmek zorunda kalıyorlar. Ada istemeden de olsa Yankı'yla mutsuz bir evlilik yapsa da bir yandan onun karısı olmaktan mutlu. Ama kendi hatalarının ve pismanliklarinin üstesinden gelemeyen Yankı, Ada ve ailesini düğünün ertesi günü bırakıp kaçıyor. Ve yedi yıl gelmiyor. İşte aslında kitap Ada, yaşadıkları, karekteri ve hayata bakış açısıyla tam da burada başlıyor. .
Ben bu kadına bayıldım. Hayata bakışına, acılara katlanma gücüne, azmine, ne olursa olsun insan sevgisine hayran kaldım. Bir insanın yüreği ve göğsü ne kadar eziyet görürse görsün bu kadar mı merhametli olur...bu kadar mı sabırlı olur. İyi insan ve iyi aile terbiyesi almak işte bu olmalı. Romanın konusundan çok kadın katekterin duruşuna odaklandığım bir kitap oldu. Ayşegül hanım'i ve kalemini bir kez daha takdir ettim. Mutlaka birilerinden, bir yerlerden esinlenilmistir. Ama ben şuna inanıyorum ki, bir yazar her kitabında kesinlikle kendinden bir parça bir köşeye birakiyordur. Bu romanda da