Senaryo

Ağıt

Yılmaz Güney
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
88
Basım Tarihi:
Ağustos 2019
İlk Yayın Tarihi:
1976
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786053759997
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Çobanoğlu
9/10
·88 syf.··
2020 32. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2020 22:14
Zorlu doğa olaylarının karşısında dağa çıkmış Beyazdonluların kaçakcılık ile hayatlarını devam ettirmesini konu alıyor eser. Çobanoğlu ve arkadaşları çeşitli sebeplerden dolayı (kimisi hapisten kaçmış, kimisi suçsuz olduğu halde bir takım suçlar üstüne yığılmış) kaçakcılığa başvurmuştur. Çobanoğlu ve arkadaşları vahşi bir çakal gibi dağlarda yaşar. Fakat hepsinin gönlünde, sıcak bir yuvanın özlemi vardır. Doktorun onlara yardım etmesiyle beraber Sivaslı kır çiçeklerini toplar ve doktora verir. Bu kısımda o vahşi görünümlü insanların ne kadar ince bir yüreğe sahip olduklarını göstermektedir. Görünüşte bu kaba saba adamlar yanlış işler yapmaktadır. Fakat onları bu işe iten başka etmenler vardır. Onlar da bu hayattan çok memnun değildir. Ama mecbur kalmışlardır. Filmde asıl kötü olanlar muhbirler olarak gösterilmektedir. Sırf ikramiye alacaklar diye bütün köylü çobanoğlu ve arkadaşlarını ele verme peşindedir. Hudutların Kanunu senaryosundan yola çıkılarak yazılan bu senaryo Hudutların Kanunu'ndan çok daha farklı bir yere koyulmalıdır. Film izlemek ile senaryonun okunması arasında her zaman fark vardır. Okurken birçok detay daha iyi kavranılıyor. Filmi de izlenmeli senaryosu da okunmalı fikrimce.
Sinema
AğıtYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2019133 okunma
Bir yâr sevdim el aldı...
10/10
·88 syf.··
2020 64. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 10:22
Bazı filmler vardır, insanı derinden etkileyen, onu bilinmezlere götüren. Bazen bir insanda bulamadığınız sevgiyi, hüznü, insanlığı işte o filmlerde bulursunuz. Ağıt da böyle bir filmdir. Dağlarda
AğıtYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2019133 okunma
Ağıt
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2023 13:08
Eser. bir kaçakçı çetesinin lideri olan Çobanoğlu YILMAZ GÜNEY. ve arkadaşlarının hayat hikayesini anlatıyor. Beyaz donlular olarak nam salan çetenin beş üyesinin her birinin farklı bir hayat hikayesi mevcuttur öyle ya kim ister ki evini barkını çocuklarını sevdiklerini bırakıp hergün ölümün kıyısında kelle koltuk yaşamayı…
AğıtYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2019133 okunma
Sakın efsane belleme hay hay...
8/10
·91 syf.·
2020 40. kitabı
Kitap üç bölümden oluşuyor. √Filmin hikâyesi √Senaryo
Sinema
AğıtYılmaz Güney · Yılmaz Güney Vakfı · 1976133 okunma
Puan vermedi·91 syf.··
2018 43. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2018 17:49
Ağıt.... Eser bir kaçakçı çetesinin lideri olan Çobanoğlu(Yılmaz Güney) ve arkadaşlarının hayat hikayesini anlatıyor. Beyaz Donlular olarak nam salan çetenin beş üyesinin her birinin farklı bir hayat hikayesi mevcuttur. Öyle ya kim ister ki evini, barkını çocuklarını,sevdiklerini bırakıp hergün ölümün kıyısında, kelle koltuk yaşamayı... Yılmaz Güney denilince aklıma epik anlatım tarzı gelir. Halka mal olmuş bir kahraman olduğu için eserinde de destansı tarzı benimsemiştir. Bu kitapta da (senaryo) destansı anlatımını net bir şekilde ortaya koymuştur. Çekildiği dönemi ve o dönemlerin yokluğunu düşününce çok başarılı bir film olmuş. 1971 yılında yapılan Adana Altın Koza Film Festivali'nde ödülleri toplamasını yani sıra, 72 yılında Venedik Film Festivaline Türkiye'den kabul edilen tek filmi olmuştur. İzlemek isteyenler için link bırakıyorum. fullfilmizlerimben.web.tv/video/yilmaz-gu...
AğıtYılmaz Güney · Yılmaz Güney Vakfı · 1976133 okunma
Puan vermedi·91 syf.··
2020 96. kitabı
Beni yerle bir eden bir cumle vardi. Allah deldigi bogazi ac birakmaz ya da bos birakmaz gibi birseydi. Harika.Bir Y.G klasiği daha. Sardigim filan yok ama itibarını korudu ilk kitap bununla. Bundan sonra okuyacaklarımdan şüphe etmiyorum. Zaten senaryolar nasıl oluşuyor hep merakenden biri olarak severim böyle hikayeleri. Kitabin sonunda iyi kötü intibalar yer bulmuş. Bu öykü de beni vuran bir doktorun duruşu oldu. Çobanoğlu basli başına ayri bir konu. Ama benim favorim doktor hanım oldu. Tavsiye ederim.
Edebiyat
AğıtYılmaz Güney · Yılmaz Güney Vakfı · 1976133 okunma
Puan vermedi·91 syf.··
2021 183. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2021 14:16
Kitap üç bölümden oluşuyor. Hikaye senaryo ve başında yazanlar. Kitap eser kaçakcısının ve arkadaşlarının hikayesini anlatıyor. Beğendiğim bir film oldu.
AğıtYılmaz Güney · Yılmaz Güney Vakfı · 1976133 okunma

Yazar Hakkında

Yılmaz GüneyYazar · 30 kitap
Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürt olan Yılmaz Güney, özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır. Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babası Siverek Desman Köyü'nden olup Annesi Muş'un Varto ilçesindendir. Kendisi Adana'da büyümüş ve Adana birçok filmine konu olmuştur. Adana'da bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'a gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı. Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. "Karacaoğlan'ın Karasevdası"nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkûm olur. İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli filmi Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı "Hudutların Kanunu"dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur. Yılmaz Güney, 1971 yılında Efraim Elrom'un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan olmak üzere diğer Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyelerini sakladığı gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkûm edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl "Arkadaş" filmini çekti. Yine aynı yıl "Endişe" adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevinden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu "Şeytanın Oğlu" filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis adasına, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde senaryolarını yazdığı ve Zeki Ökten tarafından çekilen "Sürü" ile yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından çekilen "Yol" filmleri büyük ses getirdi. Cezaevindeyken GÜNEY adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da "Duvar" filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı "Duvar" onun son filmi olmuştur. Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi ve Paris'te toprağa verildi.