#okudumbitti
#kitapyorum
#ana
Yazar Pearl S. Buck Amerikan asıllı olmakla birlikte misyoner olan anne- babasıyla birlikte 17 yaşına kadar Çin de yaşamıştır.. Çin kültürünü o kadar benimsemiştir ki Amerika ya göç ettiğinde bile her defasında Çin e tekrar tekrar geri dönmüştür..
Ayrıca Nobel Edebiyat ödülü alan ilk kadın yazardır..
Kitaba gelecek olursak;
Duru ve yalın bir anlatıma sahip olan roman Çin in kırsalında ömrü beklemekle ve umut etmekle geçen bir Ana nın hikayesini konu alır.. Ana nın yoksulluk sefalet bekleyiş ve toprakla geçen hayatı bize yabancı değildir.. Kitabın yazarını ve nerede geçtiğini bilmesem Fakir Baykurt ya da Cengiz Aytmatov kitaplarından birini okuyorum zannedebilirdim.
O kadar bizden ki.
Acının, sefaletin yoksulluğun ve Analık kavramının evrensel olduğunu bir kez daha anlamamı sağlayan iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu..
Özellikle Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Cengiz Aytmatov severlerin olmak üzere köy romanları okumayı seven herkese şiddetle tavsiye ederim..
AnaPearl S. Buck · Altın Kitaplar · 1971938 okunma
Orta 1.sınıfta dönem ödevimdi. Böyle tanışmıştım bu hüzün dolu eserle. Yıllar geçse de unutamadığım bende iz bırakan gerçekten okunmaya değer bir kitaptır.
AnaPearl S. Buck · Altın Kitaplar · 1971938 okunma
ANA-PEARL S.BUCK,256 sayfa
Elimdeki kitabın şu an baskısı yok ve bana da çok sevdiğim bir arkadaşım sahaflardan bularak hediye etti,şiddetle okumamı istedi.
Pearl Sydenstricker Buck daha çok bilinen adıyla Pearl S. Buck, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadındır. Hayatını önce öğretmenlik daha sonra da yazarlıkla kazanan Pearl S. Buck 1931 yılında
Ana kitabı okuduğum en güzel kitapların arasında yer aldığını belirterek yorumuma başlamak isterim. Bir ananın dramını anlatıyor olsa da aslında, Çin köylüsünün feodalizm döneminde yaşadığı yoksulluk, açlık, sefalet ve çaresizliğini anlatmaktadır.
Okuduğumuzda bizim insanımızla köylümüzle, anamızla ne kadar benzeşiyor diye dedirten bu kitapta; aslında yoksulluğun evrensel olduğu, yoksul insan yaşamının dünyanın her yerinde aynı zorluklarla aynı çaresizliklerle karşı karşıya kalıyor olmasıdır. Tanrılar farklı olduğu halde; teslimiyet ve kaderciliğin aynı olması da sömürü düzenini sürdürmek isteyenlerin dört elle sarıldığı bir olgu olduğundandır.
Analık duygusu da yoksulluk gibi dünyanın her yerinde aynıdır. Bu yüzden bu kitabı okurken Çin de bir köyde yaşayan yoksul bir ananın yaşadıkları ve duyguları ile kendi ülkemiz yaşayan anaları rahatlıkla özdeşleştirebiliyoruz. Bu özelliği de yazarın kitabı yazarken isim kullanmamış olması kuvvetlendirmiştir.
Varolan kadere (düzene) karşı çıkan kendi kaderini çizmek üzere başkaldıranların da nasıl kolaylıkla ölümle cezalandırıldığını göstermesi açısından çok güzel ve anlamlı bir kitap olduğunu tekrar belirtmek isterim.
Bu kitap gerçekten her kütüphanede olması ve her kesin okuması gereken bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
AnaPearl S. Buck · Remzi Kitabevi · 2006938 okunma
Amerikan edebiyatında uluslararası armağan kazanan ilk kadın yazar olan Pearl Buck'ın Çin halkı ve kültürüne olan sevgisinin bir dışavurumudur Ana.
Fakir bir köyde kaynanası, kocası ve çocuklarıyla yaşam mücadelesi veren bir kadının hikayesini sade ve günlük yaşam diliyle doğal ve akıcı bir şekilde okuyucuya aktarması yazara Nobel ödülünü kazandırmış.
Kitabın tamamına yakını betimlemeden oluşuyor; bir köy evinde günlük yaşam akışı nasılsa bu kitabın akışı da aynen o şekilde. Yoğun duygu aktarımı yok, bir olay örgüsü de yok, sadece kocanine, çocuklar, koca ve bir de ana ekseninde çevre tasvirleriyle dolu kitap ama araya başka kitaplar aldığım için sıkılmadan bitirebildim.
Pearl S. Buck kimdir? Amerikanın, Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan ilk kadın yazarıdır kendileri. 1892 doğumlu yazar daha 4 aylıkken misyoner olan anne ve babasıyla Çin'e gitmiş ve 17 yaşına kadar Çin'de yaşamıştır. Ömrünün büyük bir kısmını Çin'de geçiren yazarın kitapları, Çin'deki yaşamı konu alıyor.
Kitabı kimin yazdığını bilmeden okumuş olsaydım derdimki herhalde bu kitabı Cengiz Aytmatov yazmış ve bir Kazak anasının hikayesini anlatmış olmalı ya da, daha önce okumadığım bir Türk klasiği olmalı diye düşünürdüm... Bunu laf olsun diye söylemiyorum hakikaten sanki, 1900'lü ilk yılların çin köylülerini değilde, Türk köylülerini anlatmış. Hatta içimden dedimki bu kadını Türkiye'ye getirip Çin diye yutturmuş olmasınlar... :)
Kitabın konusunu, ana ve yoksulluk olarak özetleyebilirim. Başta kocasıyla imtihan olan ana'nın 3 küçük çocuğuyla giriştiği yaşam mücadelesini , sonrasında çocuklarıyla olan imtihanını anlatıyor.
Kitaptaki ana karakteri bende, tam bir anadolu kadınını, anadolu gelini, anadolunun o diğergam, fedakar analarını anımsattı...
Keyif alarak, sıkılmadan okudum. Dili sade ve akıcı, kitapta hiç isim kullanılmamış , ana büyük oğul, küçük oğul, kocakarı gibi sıfatlar kullanılmış. Kitap, okumaya başlar başlamaz sizi içine alıyor ve eski bir film tadında kendisini okutturuyor...
Pek az kişi okumuş diye önyargılı davranmayın, aldığı puanın hakkını veren güzel bir kitap... Okumanızı tavsiye ederim...
AnaPearl S. Buck · Sabah Gazetesi Yayınları/Cem Yayınevi · 1990938 okunma
Bir kadın ancak bu kadar güzel anlatılır. Bu kitabı okuyunca analık duygusu ve içgüdülerinin dünyanın neresinde olursanız olun değişmediğini, en yüce, en yoğun duygunun analık olduğunu çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Yazarımız Ana ile hem analık duygularını, aynı zamanda kadınlık duygularını çok iyi anlatmış.
Amerikan edebiyatında uluslararası armağan (1938'de Nobel Armağanı'nı kazanmıştır.) kazanan tek kadın yazar olan Pearl Buck bu romanında evrensel bir ana tipini anlatmaktadır.
Çin'in fakir bir köyündeki Li ailesinin merkezinde geçen bu romanda Buck karaktere özel bir isim vermemiştir. Kocaya erkek, kadına ise Ana sıfatını vermiştir. (Erkeğe bilerek mi 'Baba' sıfatını vermedi bilmiyorum ama bu benim dikkatimi çekti ve bana manidar geldi.) Geçimlerini sağlamak için çiftçilik ve hayvancılık yapan bu aile erkeğin hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını söyleyek evi terk etmesiyle hayatlarına kaldıkları yerden devam etmeye çabalamaktadır.
Evin erkeğinin gitmesi ile Ana bir taraftan zaten çoğu şeyi kendi yaptığı halde erkeğin yaptığı şeyleri de üstlenerek çocuklarına ve erkeğin annesine bakarken bir taraftan da çevre baskısına direnmektir.
Kitabı okurken günümüzde hâlâ bazı şeylerin değişmediğini en iyi tabirle biraz fiziksel olarak yüklerin hafiflediğini ama kadınların ve Anaların üzerindeki ruhsal, duygusal, fiziksel ve toplumsal yüklerin aynı kaldığını görünce hem üzüldüm hem sinirlendim.
Pearl S. Buck'un okuduğum üçüncü kitabı.(diğerleri Çin sarayında bir bakire ve şakayık)yine muhteşem bir kitap.yazarın o sade, basit,akıcı yazısı hiç değişmiyor.elinize aldığınız kitaba kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz.ANA kitabında yazar,bu defa ,kocası ortadan kaybolan,üç küçük çocuk ve yaşlı kayınvalidesiyle başbaşa kalan genç bir kadının ve çocuklarının yıllara yayılan,dramatik yaşam mücadelesini anlatıyor.olay yine Çin de ama bu defa Çin'in kırsal kesiminde geçiyor.O dönem deki Çinde kırsallar da yaşanan fakirliğin,yokluğun,cahilliğin,çaresizliğin,bizdeki ağa düzenini andıran ama daha farklı şekilde oluşturulmuş sosyal adaletsizliğin hakkında da geniş bir şekilde bilgi sahibi oluyoruz.bütün bu olumsuz ortamda ANA nın verdiği mücadele ve yaşananlar,insanın yüreğini parçalıyor.sadece bu kitap bile yazarın nobel ödülü almasına yeterli bir sebep bana göre.okuduğum bu üç kitabından sonra ben, bulabildiğim takdirde yazarın bütün kitaplarını okumaya karar verdim.ANA kitabını da mutlaka okunması gereken bir kitap olarak görüyorum.ama maalesef baskısı olmadığı için ancak sahaflarda bulunabilmesi çok büyük eksiklik.ben burada bana, 16 yıl önce basılmış ama çok iyi korunmuş bir nüshasını temin ederek bu harika kitabı okumamı sağladığı için Asa kitabevine de ayrıca teşekkür ediyorum.eğer bulursanız sizlerde mutlaka ama mutlaka okuyun diyorum.kesinlikle pişman olmayacaksınız.bundan emin olun.
AnaPearl S. Buck · Remzi Kitabevi · 2006938 okunma
Pearl Sydenstricker Buck daha çok bilinen adıyla Pearl S. Buck (d. 26 Haziran 1892 - ö. 6 Mart 1973) Nobel edebiyat ödülünü alan ilk ABD'li kadındır.
Doğumunda kendisine verilen adı kayıtlarda Pearl Comfort Sydenstricker olarak geçer. 1892 yılında Batı Virginia eyaletinin Hilsboro kentinde doğan Pearl S. Buck 1917 yılında John L. Buck'la evlenmiş, daha sonra bu eşinden boşanarak 1935 yılında Richard Walsh ile ikinci evliliğini yapmıştır. Bir çocuk sahibi olan Pearl S. Buck daha sonra dokuz çocuğu evlat edinmiş. Hayatını önce öğretmenlik daha sonra da yazarlıkla kazanan Pearl S. Buck 1931 yılında The Good Earth İyi Dünya adlı yapıtıyla Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştır. Pearl S. Buck'ın kitapları ömrünün büyük bir kısmını geçirdiği Çin'deki yaşamı yansıtır. 1938 yılında kazandığı Nobel ödülünün ardından National Institute of Arts and Letters (Ulusal Sanat ve Edebiyat Entitüsü)'ın üyeliğine layık görülmüştür. Pearl S. Buck ayrıca Asyalı çocukların ABD'li ailelerce evlat edinilebilmeleri için dernekler kurmuştur. Ana kitabıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.