Adı:
Av
Baskı tarihi:
5 Eylül 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050380071
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Av
Av
Av
Av
Av
Av
İlk kez 1967 yılında yayınlanan bu kitapta yer alan öyküler, Ferit Edgü öykücülüğünün geçmişine ışık tutuyor.
Yazarın, “gerçeğin içindeki düşle, düşün içindeki gerçeği” arama ve görünür kılma yolundaki çabalarının ilk örnekleri….
107 syf.
·5 günde·5/10 puan
Karamsar bir hava hep ölüm hep bir sıkıntı boğucu hikayeler. Azıcık en azından sürükleyecek kadar çekici olsaydı bir günde bitecek bir kitapken günler sürdü. Okumak için okudum. Çok gömdüm ama yargıç karin hikayesi ya da adamla kadının kavuşamama hikayeleri roman olsun isterdim. Böylelikle hikaye türünü sevmediğimi teyit etmiş oldum.
126 syf.
·2 günde·5/10 puan
🖎 Ferit Edgü'den okumuş olduğum 3. kitaptı bu: Yaralı Zaman, Bir Gemide ve son olarak Av.
🖎 Av kitabı özelinde diğer kitaplarının da etkisiyle bu yazarımızın bende bıraktığı izlenim pek de olumlu olmadı. Tamamen özgün bir anlatısı olsa da kitaplarında yine de kuruluk-durgunluk var. O şöyle dedi, ben böyle dedim anlatısı bir süre sonra kasvetli olmaya başladı.
🖎 Yazarımızın eşiyle ilgili epey problemi var belli ki: Ferit Edgü'ye göre bir baş belasıdır. Eşe tahammüllü ama vurdumduymazdır. Sürekli bir eş eleştirisi sezinledim okudukça.
🖎 Bunun yanında her ne kadar özgün desek de anlatısına bir o kadar da açık seçik ve müstehcen... Açık seçiklik de bu kadar bariz anlatılmaz.
🖎 Sözgelimi Ferit Edgü, kendi halinde bir öykü yazarımızdır. Enerjimin uyuşmadığı bir öykü yazarı... Tuzsuz bir anlatısı var ki ortaya koyulan yemeğin pek bir lezzeti yok.
126 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Onbir hikayeden oluşan muhteşem bir kitap....Kitap için söylenecek hiç bir şey yok inanın....Çok güzeldi...Toplumun kuralları ve baskıları nedeni ile bunalmış insanların verdiği tepkileri anlatıyor....Solumasina engel olduğunu varsayan bunalmış bir adam ,eşini merdivenlerden aşağı atıyor...Hikayelerin ortak noktası yalnızlık....Ve yalnızlık her bakımdan sorgulanıyor...Demem o ki okuyun ...
126 syf.
·9/10 puan
Ferit Edgü beni hep doğru zamanda yakalayıp doğru şeyler hissettiriyor. Kimse'sini tam anlamıyla "kimse" gibi hissettiğim bir dönemimde okumuştum, Av'ını da yalnızlığıma ne kadar düşkün olduğumu yine ve yine hissettiğim bir dönemimde okudum. Kitap ana karakterlerin bazen akıllarını kaçırdıklarını düşünecek kadar yalnız olduğu kısa hikayelerden oluşuyor. Ferit Edgü'nün diline alışık değilseniz garipseyebilirsiniz sadece.
126 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Edgü giriste okuyucuyu şu şekilde bilgilendiriyor,
"Son olarak , okuyucuya tek bir gerçekligin olmadığını, bu kitaptaki öykülerin de, bu gerçekçilik yollarından birinin öğrenimi süresince yazıldıklarını ansıtmak isterim."
Bu kitapta bir araya gelen on öykü, 1953-1967 yılları arasında yazdıklarımdan bir seçmedir. Aradan geçen zamanın ve kurtulmak istenen bir geçmişin zorunlu kıldığı bir seçme. Bir süre sonra, bu
kitaba almadığım öyküler gibi, bunların da, bugün kendilerinde bulduğum anlamı yitirmeleri, başka bir deyişle eskimeleri olmayacak
şey değildir. Ya da bunun tersi: Bütün onlara vermediğim anlamı,
olayların, görüşlerin gelişmesiyle kazanabilir, böylece yeni bir imyut elde edebilirler. Her sanat yapıtının ortak yazgısıdır bu. Bu konuda benim ne bir umudum ne de bir umutsuzluğum var. Onları , beylik bir deyişle zamana bırakıyorum .
107 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ferit Edgü'nün yazarlığının ilk öyküleri. 1950-1960 arası yazdıkları ve sonraki baskıda eklenen 1988de yazdığı bir öykü yer alıyor. Yalnızlık, iç sıkıntı gibi yoğun temalar hakimdi öykülerde. Ama çoğu öyküde tamanlanmamışlık göze çarpıyordu. Yine de her zamanki gibi kelimeleri çok iyi kullanmıştı. Bir kelime sihirbazı Ferit Edgü ve ben bu yanını çok sevdiğimden tüm öykülerini okumaya çalışıyorum. Durgunluğu, dışarıdan gözlemi çok başarılı bir şekilde yapıyor. Karekterlerinin gerçekliğini sonuna kadar yaşatıyor.

Öyküler içerisinde en beğendiğim, diğerlerinden gerek kurgusuyla gerek işleyişiyle son derece garip ve farklı olan bi öyküden bahsetmek istiyorum. Öykünün adı "Yargıç Karak". Nüfusu yaklaşık 20.000 olan bir kent düşünün. Bu kentin başyargıcı 3 yıl önce ölüyor. Ve o tarihten itibaren başyargıçlığa Yargıç Karak getiriliyor. Yargıç Karak'ın başa gelmesinden sonra bir adam kentteki suç oranın 10 kat arttığını farkediyor. Karekterimiz de bu artışı ve hangi suç türlerinde olduğunu araştırmak istiyor. Araştırmalarında yerel gazeteleri topluyor. Ama işin ilginç tarafı son 3 yılın gazetelerinin hiçbir suç haberini yayınlamadığını görüyor. Şöyle düşünebilirsiniz madem gazetelerde böyle haberler yok nereden öğrendi suçun 10 kat arttığını. Çünkü 500 kişilik cezaevinin dolduğunu yeni bir cezaevi yapıldığını gördüğünde farkediyor. Gazeteye mektup yazıyor ama kaçamak cevaplar alıyor. Ve sonrasında mahkeme salonuna davaları izlemek için gidiyor . Miras davaları dışında diğer davaların kimse tarafından izlenmemesi yasağının Yargıç Karak tarafından koyulduğunu görüyor. Sonrasında arşiv odasına 3 yılın davalarını incelemek için iniyor. Ama yine yasal bir hak olan bu hakkın Yargıç Karak tarafından engellendiğini görüyor. Ve en sonunda bu kadar meraklı olduğunu Yargıç Karak da fark ediyor ve ona bir mektup ulaştırıyor. Yargıç Karak tüm insanların her an her saat her gün yargılanması gerektiğinden, insanların hiçbirinin suçsuz olmadığından bahsediyor. Kendi sistemini getirdiğini ve kentin etrafına bir duvar örülmesi fikrinin olduğunu anlatıyor. Ama bu öyle çılgınca ve garip ki. Ama asıl garibi baş karekterimiz dışında kimsenin karşı çıkmaması, dile getirmemesi, kabullenmesi. En sonunda karekterimizin bununla baş edemeyeceğini anlayıp kentten ayrılmasıyla da bitiyor. Çok tanıdık geliyor değil mi? İnsanları sürekli gözlem altında tutmaya, etkisi altına almaya çalışan, politikacıları hatırlatıyor aslında Yargıç Karak. Bir nevi insanların her an yargılanması fikri Tanrıyı da hatırlatıyor. Çok iyi bir şekilde kurgulanmış bu öykü koca bir romana, bir filme konu olabilecek denkteydi. Ve beni gerçekten çok etkiledi.

Sonda yer alan "Celladın Ölümü" ve ilk bölümdeki "Durum" adlı öyküler de ilgimi çeken, beğendiğim öykülerdi. Diğerleri de iyiydi ancak dediğim gibi bir tamanlanmamışlık, eksiklik vardı. Yine de okunmaya değer, Ferit Edgü'yü anlamak için okunabilecek bir öykü kitabıydı. Tavsiye ediyorum :))
107 syf.
·1 günde·Beğendi
Yine Ferit Edgü dili, akıcılığı, şiirselliği... Elinize aldığınızda okumadan bırakmayacağınız, bazen tuhaf bulacağınız, şizofrenik karakterleri anlamaya çalışacağınız, sanki film izler gibi bir örgüyle karşılaşacağımız kitapların yazarı.
Av; Karanlıkta, Av ve Bir Ortaçağ Öyküsü başlıklı üç bölümden oluşuyor. Temel olarak yalnızlık teması içinde, kendiyle hesaplaşan bireyler üzerine yoğunlaşıyor yazar. Aslında her zamanki Ferid Edgü karakterleri ve hesaplaşmaları diyebiliriz.
Karanlıkta bölümünde daha çok durum öykülerine yer vermiş. Özellikle Durum ve Aşağı, Aşağı öykülerini çok sevdim.
Av ve Bir Ortaçağ Öyküsü bölümlerindeki öykülerse hem olaya hem kişilere yönelik analizleriyle ve tabi ki anlatımıyla sürükleyip götürüyor.
Kitap içeriklerini anlatmayı doğru bulmuyorum daha doğrusu her kelimesi ahenkli bir düzen içinde yazılan eserlerin basit bir anlatımla büyüsünün bozulacağını düşünüyorum. Özellikle dilleri, üslûplarıyla içeriği besleyen yazarların eserleri, özete ihtiyaç duymaz. Ferid Edgü de onlardan biri. Okuyalım da içimiz açılsın, ne diyelim.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Ferit Edgü'yü diğerlerinden ayrı olarak çok sevdiğimi ve kitaplarını okurken dinlendiğimi hissettiğimi bilmelisiniz. Daha önce üç faklı kitabını okudum ama hiçbiri Hakkari'de Bir Mevsim'in bıraktığı etkiyi geçemedi.

Ne olursa olsun diğer kitaplar da çok iyiydi ve başka hiçbir yazarda bulamadığım kendine özgü bir yazımı var. Hiçbir sebep yokken Ferit Edgü okumak istiyorum ve onun öyküleriyle doymuş olduğumu hissediyorum. Bu kitaba gel hadi Hasret uzatma. Tamam. Gelelim.

Diğer kitaplarına göre en az beğendiğim buydu ama eğer daha önce Ferit Edgü okuduysanız ve onun yazımını biraz olsun çözebildiyseniz ve bunu seviyorsanız bu kitapta size iyi gelecektir. İlk öyküleri sevemedim ama o yazdığı için bir değeri var yazılanların.Son öyküleri daha çok sevdim.


Okuyalım mı? Diğer kitaplarından sonra Ferit Edgü hakkındaki düşüncenize göre o ihtiyacı hissedeceksiniz.
107 syf.
·3 günde·Puan vermedi
O kadar yoğun ki hikayeler dikkatini tam olarak istiyor. Kendini vererek ayrıntılı bir okumayla çok güzel hissedileceğini düşünüyorum. Ama hikayeler genel olarak karamsar konuları işliyor. Okurken o çaresizlik ve kötü hissiyatı sonuna kadar anlıyorsun. Ben bu şekilde öyküleri okumayı çok sevdiğim için zevk aldım.
126 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın içindeki öyküler Ferit Edgü'nün 1953 - 1967 yılları arasında kaleme aldığı öyküler. Kitapta iki bölümde (Karanlıkta - Av ve bu baskıya ilave Bir Ortaçağ Öyküsü) on bir hikâye mevcut. Ön sözünde yazar " Değişik zamanlarda, yerlerde, koşullarda yazılmış öyküleri yan yana getirecek bir ortak yanları var mı? Bu soruya kesin cevap veremeyeceğim." dese de özellikle Karanlıkta bölümünün öykülerinde ana ögenin "YALNIZLIK" olduğunu görüyoruz. Ve tabi alıp giden bir Ferit Edgü üslûbu...
107 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ferit Edgü’nün tarzını bilerek başladım, üslubu güzel, düz yazıda bile şiirsellik barındırması bunlar çok güzel ama bu kitabı (öyküleri) sevemedim ben. Tamam yalnızlık, tamam yabancılaşma ama bu kadarı biraz sıktı. Birkaç öykü dışında sevemedim. Anlaşılmayan bir şey insana güzel gelir kesin o kadar ince ki ben anlamadım diye düşünür, açıkçası öyle düşünmüyorum ben ya okura az da olsa tutunacağı bir şey uzatmalı yazar.
Günün birinde umudu hazırlayan, yeşerten nedenler de çekip gidiyor, yitiyor, ölüyordu.
Ferit Edgü
Sayfa 46 - Can Yayınları
“...Hiçbir zaman. Hiç şüphesiz. Hiç kimsesiz. Yapayalnız. Kendimle. Kendi kendimle. Belki. Karanlığımla. Güçsüzlüğümle. Belki.”
Ferit Edgü
Sayfa 47 - yoğun
Bizi aldattılar. Daha küçük yaştan. Ve sonra her zaman. Yeryüzünde bir yer yok. Hiçbir yer. Ne sevgiye. Ne birliğe. Olabilir mi bu? Gerçekten?
Ferit Edgü
Sayfa 46
Akıntı. Buz gibi bir akıntı başlıyor başımdan, oluk oluk akıyor aşağılara doğru, ürpertiyor beni.oluk oluk dedim. Oyuklar açıyor( sanki) bedenimde.Bir yağmur ardındaki toprak gibi. Sel. Seller akıyor. Ben de akmaya başladım. Oradan oraya çarparak,oyarak,oyularak,o selin içinde.
Ferit Edgü
Sayfa 42

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Av
Baskı tarihi:
5 Eylül 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050380071
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Av
Av
Av
Av
Av
Av
İlk kez 1967 yılında yayınlanan bu kitapta yer alan öyküler, Ferit Edgü öykücülüğünün geçmişine ışık tutuyor.
Yazarın, “gerçeğin içindeki düşle, düşün içindeki gerçeği” arama ve görünür kılma yolundaki çabalarının ilk örnekleri….

Kitabı okuyanlar 148 okur

  • ismail Akyıldız
  • merve
  • Ş E V V A L
  • Derya Çimen
  • Dilara
  • umut deniz
  • Zeynn
  • Hülya Açılan
  • Meltem Merve Urfalı
  • Tuğcan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.3 (3)
9
%4.2 (2)
8
%6.3 (3)
7
%4.2 (2)
6
%0
5
%2.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0