Adı:
Bu Salı
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
"Bir tek sinema bileti için ödenen para karşılığında satın alınabilecek bu seçmeler, bugün Borchert'in ilk kez askeri tutukevini boyladığı yaşta olanlara sesleniyor. O sıralar yirmi yaşındaki asker Borchert'in mektupları devletin güvenliğini sarsıcı nitelikte görülmüş, bu yüzden yazarı ölüme mahkum edilmiş, ama altı hafta kadar bir hücrede bekletikdikten sonra hayatı yeniden bağışlanmıştır. Yirmi yaşında olmak, altı hafta bir hücrede pineklemek ve öleceğini, Hitler ve savaş üzerine düşündüklerini açığa vurduğu birkaç mektup yüzünden öleceğini bilmek! Bu kitabı ellerine alan yirmi yaştakiler, insana kendi fikirlerinin ne denli pahalıya patlayabileceğini, karşılığında ödenmesi gereken bedelin ne denli yüksek olabileceğini göreceklerdir."
128 syf.
·Puan vermedi
Makineli tüfek donmasın diye bir kaç kurşun yakmalı ara ara. Eksi kırkiki derecede terler bazen insan ve o ter hemen donar alında. Kar her şeyi gizler sessizliği ve tehlikeyide,ama deliliği gizleyemez,sessizliği katman katman gizler,bir türkü bu sessizliği korkunç,tedirgin,ölüm taşıyan,iniltili sessizliği bozarsa delirmemek için ölür insan.Karın aydınlığında o kara gecelerden birinde soluk donar kalır öylece, dudakta bitmemiş bir türkü.Bembeyaz kar hiç olmadığı kadar beyaz,o kadar beyaz ki maviye çalıyor,mavi yeşile,berrak,gecenin en karanlığında yine ölesiye beyaz,sonra güneş,doğunca güneş,bu beyazlıkta bir lekeyi gösterir,bir tablodaki gibi,bir insan lekesi,insanın lekesi,insandan kalan leke,kemikler,kurumuş kan,buz tutmuş ama yinede sıcak,öyle işte bir askerin kalıntıları, ressam bundan iyi bir tablo çıkarabilir,tabloda bir leke,kimin umrunda.Bir çocuk üşümesi yeni başlamış tir tir titremekte, elinde bir kılıç,oyuncak kılıç karlarla savaşıyor,kemikten oyuncak bir kılıç,kemikten,insan kemiğinden.Ölüm,bir nedene bağlı olmalı,tatlı bir ölüm gerek insana,geceyi ötüşleriyle dolduran bir bülbülle,mor leylak yağmuruyla belki.Ama hiçbir şeyin önemi yok soğuktan donan bir asker için, ne leylağın ne bülbülün,bülbülün umrunda mı, o şarkısına devam eder.
Yaşama asılan insanlar,yaşam tarafından alaya alınmış,oynanmış,iskeletlerinin üzerine tenler giydirilmiş,ten gidince iskeletine bakıp kendini teşhis etmeye çalışan insanları yaşamın.
Alnında dikenli teller olan bir adam konuşuyor "herkes düşündüğünü basitçe dile getirse katlanılabilinir mi buna?" Soru acımasız cevabıysa olanaksız,bir kız intihar etmek istediğini söylüyor,trene binmek istiyorum der gibi söylüyor.Yarın sabah yiyecek dağıtıcısı adam hiç yiyecek kalmadığını açlıktan kıvranan çocukların anne ve babalarına nasıl söyleyecek,bugün tren gelmedi der gibi.Derin düşüncelere dalan bir adam başını hafifçe kaldırır ve etrafına bakar,gözlükleri yok,hiç gözlük takmamış ama bu kadar derin düşüncelere dalabilen biri gözlüksüz olabilir miydi? Etrafına baktı,bugün dağıtacağı ekmeklerin hesabını yapan yarın cephanelerin hesabını yapar,İsacılık oynayan bir canavar bu aslında,Peki ya şu asker diye düşünüyordu sanki,tek amacı evine ulaşıp balkonunda sigarasını tüttürebilmek,bunlar hiç ders almadılar mı bunca yaşanandan.Derin düşünceli adam hiç aç kalmamıştı ve hiç savaşa katılmamıştı oysa.Derin düşüncelinin tekiydi. İnsanseverdi belki ama insanseverlik, bir köşeden çekilen acıları seyre dalıp hüzünlenmek değil miydi? Öyleydi belki.
Savaş sonrası,hapis hayatı,bu hapisliklerin yatma nedeni belirsiz,intihar etmelerini önlemek belki de ,kendikerini öldürmemeleri için hapsedilmiş yarı deliler,ayna yok,ayna bir silah çünkü,insan bir aynayı kırıp bileklerine geçirebilir,hapishane müşterilerini böyle koruyor işte.Ayna bir suç aletidir mahkumcada,kendi dikenli yüzünü görmek ona korkunç şeyler yaptırabilir,bir insan kendiyle karşılaşmamalı hiç bir zaman.

Savaş bitmiş bekleyiş başlamıştır,bazılarının bekleyişi hiç bitmemişdir,seneler geçmiş ama beklenen gelmemiştir.Bazı şeyleri bilmemek daha iyidir bilmekten ,hergün dualar etmekte,yaşama ancak bu umutla bağlanmaktadır.Ama yabancı bir ülkede bir tarla vardır tarlada bir tümsek 1.80 uzunluğunda ,yarım metre genişliğinde,anne bunu bilmemektedir iyi ki bilmemektedir.

Çocuk artık geceleri evine gidebilirsin,çünkü fareler uyurlar gece!
Savaşta bulundunuz mu siz, ha? Savaşta bulunmuşluğunuz var mı hiç? Hele bir kez savaşa katılın da ,siz de balkonda oturup kahve içmekten başka bir şeycik ister misiniz bakalım. Başka bir şeycik istemezsiniz,azizim, bir şeycik istemezsiniz.
Yığın bir ölüler yığınıydı. Bir çarpık çurpuktular ki , sanki çılgınca dans ederken ölüm gelip kendilerini bulmuştu.
Yiğitsi suskun ve yalnızsı ozanlar gitsin de bir ayakkabı­nın nasıl yapıldığını, bir balığın nasıl tutulduğunu ve nasıl ça­tılarda akan yerlerin onarıldığını öğrensinler, çünkü işleri tü­müyle gevezeliktir ozanların, acılı, kanlı, umutsuz; mayıs ge­celerine, guguk ötüşlerine, dünyanın gerçek sözcüklerine kar­şı gevezeliktir. Çünkü aramızda, ah kim çıkar aranızda, kim kurşunlarla delik deşik bir akciğer hırıltısına bir şiir düzebi­lir, kim bir idam mahkumunun çığlığını şiire dökebilir, kim bilebilir o ölçüyü, bir ırza tecavüze uygun düşecek o ritmik öl­çüyü, kim makinelilerin uluyuşunu verecek bir vezin bilebilir ve bir sözcük, artık içinde göğün yansımadığı, yanan köylerin bile yansımadığı ölü bir at gözünün yeni susmuş çığlığını anla­tabilecek bir sözcük bulabilir, hangi basımevinde yük vagon­lannın pas kırmızısı, bu dünya yangını kırmızısı, ak insan te­nindeki bu kurumaya başlamış kan kabuklu kırmızı için bir harf bulunabilir?
...yolda yalnız gider­ken ve kararmaya durdu mu ortalık, sana doğru çığrışırlar, ama derken guguk da bir yandan çullanır üzerine. Şimendi­fer düdükleri, vapur böğürtüleri, kedi miyavlamaları, klarnet ciyaklamaları ve kadın hıçkırıkları - ama gugukun ötüşü bir yürek gibidir mayıs gecesinde, atan canlı bir yürek gibi, ve gecede guguk çığlıkları ansızın çullandı mı üzerine, çullandı mı mayıslı gecede, ne vapurlar, ne lokomotifler, ne kedi, ne de kadın sesleri imdadına koşamaz artık. Guguk aklını başından alır. Kaçmaya kalktın mı güler eğlenir seninle. Nereye? Gü­ler guguk, bu mayıs ayında nereye? Ve kalakalırsın, gugukla çılgına çevrilmiş, tüm dünya isteklerinle kalakalırsın, yalnız ve nereye'siz, işte öylesine yalnız ve sonra nefret edersin ma­yıstan, özlem yüklü sevginden, yaşam yorgunluğundan ötürü nefret edersin, tüm yalnızlığınla ondan nefret edersin, nefret edersin bu mayıs ayındaki guguktan, bu ... . .. Ve sonra koşarız guguklu yazgılarımızla, ah bu guguk­lu alınyazılarımızı, bu bizler için önceden belirlenmiş felaketi üzerimizden atamayız, koşarız çiyli geceler içinden. Haykır guguk, haykır yalnızığını mayıs baharının koynuna, haykır guguk, kardeşçil kuş, kovulmuş, kapı dışarı edilmiş. Biliyorum, bütün bağırıp çağırmaların seni mayıslı gecelerin eline teslim eden, seni bir el olarak ellerin arasına salan annen için, haykır guguk, haykır yüreğini yıldızlara doğru, haykır ey kardeş, yabancı, annesiz, haykır ... Haykır Yalnızlık Kuşu, utandır ozanları, sendeki o yaman sözcükler onlarda yoktur, onların dile getirdiği yalnızlık bir gevezeliktir sadece, ve onların yapacağı en hayırlı iş susmaktır ancak. ... çünkü kavuşmayı istediğimiz en son şeyi, o en son şeyi vermez bize sözcükler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Salı
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
"Bir tek sinema bileti için ödenen para karşılığında satın alınabilecek bu seçmeler, bugün Borchert'in ilk kez askeri tutukevini boyladığı yaşta olanlara sesleniyor. O sıralar yirmi yaşındaki asker Borchert'in mektupları devletin güvenliğini sarsıcı nitelikte görülmüş, bu yüzden yazarı ölüme mahkum edilmiş, ama altı hafta kadar bir hücrede bekletikdikten sonra hayatı yeniden bağışlanmıştır. Yirmi yaşında olmak, altı hafta bir hücrede pineklemek ve öleceğini, Hitler ve savaş üzerine düşündüklerini açığa vurduğu birkaç mektup yüzünden öleceğini bilmek! Bu kitabı ellerine alan yirmi yaştakiler, insana kendi fikirlerinin ne denli pahalıya patlayabileceğini, karşılığında ödenmesi gereken bedelin ne denli yüksek olabileceğini göreceklerdir."

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • aylin güven
  • Hüseyinloi
  • Reyhan
  • alev
  • Oğuz Aktürk
  • booboo
  • Gökhan Kazancıoğlu
  • G.p
  • Osman Y.
  • Fırat Özbey

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0