Allah'ın Zat'ı ile başlayıp Ölüm ile biten 40 esasın her bölümünde yer yarılıp içine girmek istedim ama oraya bile layık olmadığımı öğrendim sanırım bu kitaptan sonra.
Merhabalar sevgili okurlar :
Bu kitapla tanıştığımda 10-12 yaşlarındaydım sanırım. O zaman okuduğumda kalıpsal olarak öğrenmiştim.Şimdi hayatıma baktığımda dertlere deva olan bir kitapmış … Hani bazen derdinizi çözecek bir yol ararsınız ; hiç kimsenin siZi anlamadığını ya da anlatsanız da anlaşılmayacağınızı düşünürsünüz ya öyle anlarda size çok iyi gelecek … Ne zaman kendimi kötü hissetsem mutlaka bir bölüm okuyorum ben .
Kitabın güzelliğini anlatmaya kelimeler yetmez. Dini içerikli olduğu için bazen başkasına da şifa olsun diye fazla alıntı paylaşmış bulundum. Bazen de dini konuların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildiğimden; bu konularda bilenden çok bilmeyenin konuştuğu , naçizane ;yanlış dini yoruma sebebiyet vermemek için sildiğim alıntılarım oldu…
Bu konular ne benim incelememle anlaşılır ne de alıntılarla zaten.
Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
Uzun zamandır okuduğum dini kitaplar arasında bana en iyi gelen kitap oldu diyebilirim.
Okuma bir hayli zaman aldı başucu kitabım gibiydi kendisi canım sıkıldığında, ruhum daraldığında dur okuyayım deyip elime aldığım ve sanki her aldığımda da beni, kalbimi biraz olsun ferahlatan bir eserdi.
4 ana başlıktan oluşuyor kitap
ilim,
zahir ameller,
kalbi kötü huylardan temizlemek,
ahlaki faziletler edinmek şeklinde alt başlıklar çokça mevcut.
Her sayfasında ayet , hadis ve böyle düşünmemiştim diyeceğiniz örnekler barındırıyor kitap. Daha çok İmam Gazali okumalıyım bunu da hissetmiş bulundum. Bize bu dünyanın geçici menfaat dünyası olduğunu hatırlatan aklımızı fikrimizi ve kalbimizi teskin eden eserler okumaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum,
Kalbimizin kaos ve rotasız gidişatına biraz olsun dur demek açısından.
(Neyi seversen sev, ondan ayrılacaksın. Ne kadar yaşarsan yaşa, sonunda öleceksin. İyi veya kötü ne yaparsan yap, onun hesabını göreceksin.)
Herkes okumalı nasıl ki Kuranı ruhumuz sıkılınca kalbimiz daralinca açıp 1-2 sayfa okuyayım beni kalbimi, ruhumu teskin etsin diyorsak bu tarz alimlerin eserleri de bize bu konularda yardımcı oluyor bence bu benim kanaatim.
Bana çok iyi geldi umarım okuma fırsatı bulursunuz ve sizede farklı pencereler açar.
Kesinlikle okunmalı.
Kur'an. Kerimin manalarını anlamayı önleyen sebeblerden sakınmak kuranı kerimde bu sebebler kalplerin üzerine cekilen perdeler ismiyle ifade edilmiş ve bazı insanların kalplerinin bu perdeyle örtülü olduğu bildirilmiştir kuranı kerimin aslında ruha gıda ömre pusula olduğunu anlatan bir şaheser diyenilirim
Gerçekten muazzam bir kitaptır,
Herkesin okuması gereken bir eser,
Günlük hayatta neler oluyor ve nelere dikkat etmeliyiz gibi şeylere önemle arz bir tür nasihat şeklindedir...
İmam Gazâlî'nin kitapları beni çok etkiliyor. Yazdıklarını bizzat yaşamış olduğundan olsa gerek. Rabbim bizlere de okuduklarımızı anlayıp hayatımızda tatbik edebilmeyi nasip etsin...
Kitap dört bölümden oluşuyor. Her bölümde 10 prensip açıklanıyor.
1. bölümde Allah'ı tanımaya yönelik bilgiler veriliyor.
2. Bölümde Zahir ameller, islamın temel şartları anlatılıyor.
3. Bölümde Kalbi kötü huylardan temizlemek anlatılıyor.
4. Bölümde ise ahlakî faziletler anlatılıyor.
Bölümlerin sıralaması ve sade anlatımı ile gayet akıcı ve insanın maneviyatını geliştiren bir kitap. Üslubu çok güzel. Dünyanın ne kadar değersiz olduğunu ve asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu anlamamızı sağlayan bir kitap. Bu da dertlerimizin hafiflemesine vesile oluyor. Allah İmam Gazali'den razı olsun. Makamını cennet, derecesini âli eylesin. Tavsiye ediyorum dememe gerek yok sanırım :)
İmam Gazali Kişinin namazdaki hâli ,hükümdara bir câriye takdim etmeye kalkışanın haline benzer. Namazda niyet ve ihlas bulunmaması, cariyenin cansız yani ölü olması demektir. Hükümdara ölü bir cariye takdim etmeye kalkışan, onunla alay ediyor demektir. Bu hareketiyle de boynunun vurulmasına müstehak olur. Namazlar rüku ve secdelerinin zayi edilmesi azanın yok olması demektir zikirlerin (namazda okunan şeylerin) zayi edilmesi ise ,cariyenin gözlerinin yok olmasıdır. Gene namazda kalp huzur ve sükûnun bulunmaması okunan sure,ayet ve duaların manalarından gafil olunması gözlerin kör ve kulakların sağır olması demektir. Bu vasıflarda bir cariyeyi hükümdara hediye etmeğe kalkışanın hâl ve akıbetinin ne olacağını ise herkes tahmin edebilir.
Tasavvuf kitapları okumayı seviyorsanız bu kitap tam size göre.Allahü Teâlâ' yı doğru bilmenin,Peygamber Efendimizin (sav) sünnetlerine uymanın, müminin sahip olması gereken güzel ahlakın usulünü ve diğer yapmamız gereken ibadetleri mükemmel bir şekilde anlatıyor.
Her sayfası bir ders niteliğinde. Kitabı bitirdikten sonra son sayfalarında ki " Nefisle Münazara " kısmı ise favorilerimden oldu.
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.
Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.
Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.
İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.
Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.