Emotions Revealed (Recognizing Faces and Feelings to Improve Communication and Emotional Life)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
Emotions Revealed
Alt başlık:
Recognizing Faces and Feelings to Improve Communication and Emotional Life
Baskı tarihi:
1 Mart 2004
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780805075168
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Henry Holt and Co.
Baskılar:
Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!
Emotions Revealed
A renowned expert in nonverbal communication, Paul Ekman led a revolution in our scientific understanding of emotions. In Emotions Revealed, he assembles his research and theories to provide a comprehensive look at the evolutionary roots of human emotions, including anger, sadness, fear, disgust, and happiness.

Drawing on decades of fieldwork, Ekman shows that emotions are deeply embedded in the human species. In the process, he answers such questions as: What triggers emotions and can we stop them? How does our body signal to others whether we are slightly sad or anguished, peeved or enraged? Can we learn to distinguish between a polite smile and the genuine thing? Can we ever truly control our emotions? Unique exercises and photographs help readers identify emotions in themselves and others.

Emotions Revealed is a practical, mind-opening, and potentially life-changing exploration of science and self.
392 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap çok iyi sarıyor nasıl bittiğini anlamadım bile.
Hangi durumlarda nasıl tepkiler verdiğimiz konusunda farkındalık sahibi olmamız ve diğer insanların mimiklerini gözlemleyerek ne hissettiklerini çözmek doğru mu yalan mı söylediklerini anlamak. Edgar Allan Poe bir tavsiyede bulunuyor: Karşınızdakinin ne düşündüğünü kestirmek için, onun yüz ifadesini takının diyor.
392 syf.
·5 günde·6/10 puan
Paul Ekman insanların duygu ve düşüncelerini yüz ifadelerine nasıl yansıttığını araştırmış. Her milletten insanın aynı duygu karşısında aynı yüz ifadelerini sergileyip sergilemediğine, yüz ifadelerinin sonradan mı öğrenildiğine araştırmasında yer vermiş.
Kitapta da bu araştırmasında edindiği bilgiler fotoğraf yardımıyla anlatılıyor.



Keyifli okumalar.
387 syf.
·5 günde
Paul Ekman kimdir?
California Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü öğretim üyesidir. Bugüne kadar, aralarında Amerikan Psikoloji Birliği'nin Seçkin Bilimsel Katkı Ödülü ile Chicago Üniversitesi Beşeri Bilimler Fahri Doktora ünvanının da bulunduğu birçok ödüle layık görülmüştür. Ekman, yakın dönemde yapılan çalışmalar bazında, 20.yy'ın en etkili psikologları arasında yer almaktadır.

Ekman'ın ilgi alanları; sözsüz davranış ve iletişim, özellikle kişiler arası iletişimde yalan ve duyguların ifadesi ve psikolojisi konuları üzerine odaklanmaktadır. Ekman, 1970'lerde, psikolog meslektaşı Wally Friesen ile birlikte yüz ifadelerini ölçmeye yönelik, Yüz Hareketi Kodlama Sistemi adlı bir sistem geliştirmiştir. Bu sistem günümüzde dünya üzerinde yüzlerce bilim insanı tarafından kullanılmaktadır.

Ekman, FBI, CIA ve ATF gibi hükümet kurumlarına, avukatlar, yargıçlar ve polislere ve ayrıca Pixar ve Industrial Light and Magic gibi animasyon stüdyoları da dahil olmak üzere çeşitli şirketlere duygusal ifadeler konusunda sıklıkla danışmanlık hizmeti vermektedir.

Mikro ifadeler kişiden kişiye, toplumsal yapıya, herhangi bir kitleye veya kaba tabirle ırka göre farklı mıdır?
Ya da evrensel midir?

Ekman; 1965 yılında ifadeler üzerine hiçbir şey bilmiyorken tamamen tesadüf eseri.. "Savunma Bakanlığı'nın İleri Araştırma Projeleri Birimi (ARPA – Advanced Research Projects Agency) sözsüz davranışları farklı kültürlerde araştırmam için bana bir fon sağladı. Bu fon için herhangi bir başvuru yapmamıştım; ancak yaşanan bir skandal sebebiyle bir araştırma projesinin bir karşı-isyan hareketini kamufle amacıyla kullanılmasıyla- çok önemli bir ARPA projesi iptal edilmişti. Buna ayrılan paranın ise, söz konusu mali yıl içerisinde, denizaşırı ülkelerde yürütülecek, tartışmalı olmayan bir araştırmada kullanılması gerekiyordu. O gün tesadüfen bu fonların aktarımından sorumlu adamın ofisindeydim. Taylandlı bir kadınla evliydi ve eşiyle sözsüz iletişimlerinde deneyimlediği farklılıklardan oldukça etkilenmiş görünüyordu. Bu konuda nelerin evrensel olduğunu, nelerin kültüre bağlı değiştiğini bulmamı istedi. Başta çekimserdim; ama bu zorlu fırsatı kaçıramazdım da." diyor kitabının yirmi dördüncü sayfasında.

Araştırmasına başlamadan önce dil'lerin lehçeye, ağıza göre değiştiği gibi, ifadelerinde tamamen farklı kültürlerde farklılık göstereceği düşünerek başlamış.. Darwin'in aksi savını hatırlasa da, "yanıldığına o kadar inanıyordum ki.. kitabını okumaya tenezzül bile etmedim." diyerek açıkça dile getirmiş.

Başına konan diğer talih kuşu ise Silvan Tomkins'le tanışmış olması. "Duygular hakkında yazdığı, yüz ifadelerinin doğuştan ve insan türü için evrensel olduğunu iddia eden kitabı henüz yeni yayımlanmıştı. Ancak kitap bu iddiasını destekleyecek kanıtlardan yoksundu. Aynı akademik dergiye aynı zamanda ikimiz de sözsüz davranışlar hakkında birer makalemizi yollamamış olsaydık -Silvan'ın çalışması yüz, benimkisi ise beden hareketleri hakkındaydı, kitaplarını okuyacağımı ya da kendisiyle tanışabileceğimi hiç sanmıyorum." diyor. Tomkins'in, Darwin gibi düşünüyor olmasından dolayı, hatalı olacağını düşünmüş.

Beş ülke(Şili-Arjantin-Brezilya-Japonya-Amerika), beş değişik kültürden oluşan ilk çalışmasında.. insanlara çeşitli fotoğraflar göstererek, onlara hangi yüz ifadesinin, hangi duyguya denk düştüğünü soruyor. Bu beş farklı kültürün insanları sanki aralarında "anlaşmış" gibi sonuç: İfadelerin evrensel olabileceğini gösteriyordu.

Silvan Tomkins'in tavsiyesiyle farklı kültürlerde araştırma yapan psikolog Carrol Izard da aynı deneyi uyguladığı zaman aynı sonucu aldığını söylüyor, Ekman'a. Tomkins bu iki araştırmacıya da birbirleri hakkında bilgi vermemiş.. sadece bu araştırmayı yapanların sadece kendilerini olmadığını ve ifadelerin evrensel olduğu gerçeğini açıkça göstermek istiyordu. Ekman buna içerliyor.. çünkü okumaya bile tenezzül etmediği Darwin haklı çıkıyordu.

Peki ama ya pek çok "akıllı" insanın, duygularını sosyal olarak öğrendiyse sorusu aklına takılıyor. Bazı antropologlar, insanların mutsuz olduklarını halde gülümsediklerini bulduktan sonra, Darwin'in fikirlerini terk etmişler. "Sosyal olarak önem taşıyan her şey öğrenme sürecinin bir ürünüydü ve kültürden kültüre farklılar göstermekteydi." Bu "Gösterme kuralları(display rules)" yani bizlere kuşaktan kuşağa aktarılan, ebeveynlerimizden de bize "nasihat" olarak geçen kurallar, duyguların ifade biçimi, maskeleme vb insanları yönlendiriyor. Ekman bu formülü bir dizi araştırmayla test etmiş.

Fakat Ekman açık aramaktan vazgeçmeyerek, farklı kültürden insanların medya aracılığı ile hatta bu farklı kültürden etkileşim halinde olan kişilerin birbirlerinden öğrenmiş olamaz mıydı? Mesela bazen bizler farkında olmasak da, karşımızdaki insanı fiziksel olarak taklit edebiliyorsak (beden dilinin bilincinde olmayanlar) neden duygunun yüzdeki ifadesini taklit edilmesin? Haklı olsa da olmasa da artık bir sonuca varmak isteyen Ekman, tamamen izole bir kültür arayışına başlıyor.

"Elimdeki yüz ifadesi fotograflarının Şili, Arjantin, Brezilya, Japonya ve Amerika'daki insanlarınkiyle aynı duyguları gösterdiği ortaya çıkarsa, resmen turnayı gözünden vuracaktım."

1967 yılının sonlarına doğru, Papua Yeni Gine'nin Güney Doğu Dağları bölgesinde, yedi bin fit yüksekliğindeki küçük dağlık köylerde yaşayan Fore insanlarını araştırmaya başlıyor. Söylediğine göre bu halkın alfabesi yok ve dilini de bilmediğinden misyoner okulundan birkaç öğrenci ile İngilizce, Pidgin ve Fore dili arasında gel-git yaşarak iletişime geçmiş. Beyaz ırkın fotoğraflarını yorumlayabilecekler miydi? Hiç fotoğraf görmeyen bu kişiler gösterileni anlayabilecekler miydi? Fakat bu problemleri sorunsuz aşarken: En önemlisi yazılı bir dili olmayan bu halk, gösterilen fotoğraflardaki duygu için listeden kelime seçemiyorlardı.. onlardan her bir resim için hikaye anlatmasını istiyor. Hani sırtınız kaşınır ancak kolunuzun yetişmez ya.. Ekman'ın durumu tam da buydu. Herkesten resimler üzerine hikayeleri zorda olsa toplamayı başarıyor.

"Hikayeler çoğunlukla her bir fotoğrafın gösterdigi düşünülen duyguya uymaktaydı. Örneğin, okur yazar kültürlerden insanların üzüntü olarak tanımladığı bir duygu için Yeni Gineliler genellikle fotoğraftaki kişinin çocuğunun ölmüş olduğunu söylüyordu. Yine de hikaye anlatımı oldukça garip bir süreçti, belirli bir duyguya farklı hikayelerin denk düşmesinin kolay bir iş olmadığını gösteriyordu. Bu işi başka türlü yapmam gerektiğini biliyordum; ama henuz nasıl yapacağımı bilmiyordum."

Kişilerin duygularını kışkırtarak: Neşeli hallerini, kızgınlıklarını, kaset çalar da kendi seslerini ilk kez duydukları şaşkınlıklarını, şiddete karşı tepkilerini ölçerek hepsini filme alıyor. Ve bunlar kültürden kültüre farklılık gösteren görüşünün aksine ifadelerin evrensel olabileceğini gösteren durumlardan biri oldu onun için. 1968'in sonlarında bu kez daha kapsamlı ve net sonuçlar verecek deneyler için ekibiyle tekrar aynı topluluğu ziyaret ediyor ve bu kez yüze yansıyan mikro duygu ifadelerinin evrensel olduğunu kabul ediyor.

1969'da ulusal antropoloji konferansında edindikleri bulguları sunduklarında, araştırmasının en başında düşündüğü gibi düşünenler bu bulgulardan rahatsız oldular. Onlara göre insan davranışları doğal değil, yetiştirme meselesi olduğunu inanıyorlardı. Ekman, onların şüphelerini gidermek için aynı araştırmayı başka bir bilim insanının yapmasıydı(hatta onun haksız olduğunu çıkartmak isteyen birinin). Endonezya'nın Batı İrian bölgesinde yaşayan ve izole grup olan Dani'lerle birkaç yıldır saha çalışması yapan Karl Heider isimli antropologla karşılaşıyor. Heider, Dani'lerin duygularını anlatan kelimeler olmadığı içinse çalışmasının sürekli ters gittiğini söyleyince Ekman, araştırmasına ait tüm materyalleri ve kısa bir ziyaretle araştırmayı nasıl yapacağını anlatıyor. Ve sonuçlar ise birbir aynıydı. Hatta okur-yazar kültürü ve tamamen izole yaşayan kültürler, korku ve şaşkınlık ifadelerinin görsellerini seçmekte/anlamakta epey zorluk çekmişlerdir.

Duygularımızın tamamen "gösterme kuralları" olarak öğrenilmiş olduğunu ancak duygularımızın yüzümüze yansıyan ifadelerinin ise, tamamen evrensel olduğunu, kızı Eve'in, Ekman'ın kendisinin biyometrik, tamamen izole yaşayan halkın ve gazete kupürlerinden fotoğraflarla bilimsel olarak kanıtlamaktadır. (Hatta Ekman bu araştırmaya ilk başladığında yüz hareketlerini hangi kasların aktif çalıştığını anlayabilmek için, hangi duygunun hangi ifadeyi tetiklediğini anlamak ve yüz yapısını öğrenmek üzere kendi yüzünü denek olarak kullanıyor: İğne kullanarak.)

Edgar Allan Poe Çalınan Mektup'unda bunu biliyordu:

"Karşımdakinin ne kadar akıllı ya da aptal, ne kadar iyi ya da kötü kalpli biri olduğunu ya da o anda neler düşündüğünü anlamak istediğimde, yüzüme elimden geldiğince karşımdakinin yüz ifadesini takınırım ve zihnimde ya da yüreğimde yüzümdeki ifadeye uygun hangi düşünce veya duyguların doğacağını beklerim.

(Bütün Hikayeleri I, İthaki Yayınları, 2001)


Kitabı okurken tekrara düşüyor olduğunu düşünebilirsiniz fakat aslında öyle değil. Yer yer kendi ailesinden örneklerle ya da Ekman'ın yazdığı hikayelerde, duyguların kendimiz ve karşımızdaki kişi açısından ele alınıyor. Birkaç sayfa sonra ise aynı örneğin tam tersini ya da daha farklı bir versiyonunu da göze alınmış hali göreceksiniz. Tıpkı, bakış açısı ve anlatıcı türleri gibi.
Kitabın Türkçeye çevrilmiş ilk baskısını okuduğum için pek çok yazım hatası gözümü kanattı. :D Umuryorum ki diğer baskılarında yayınevi bu hatalarını düzeltmişlerdir. Kitabın sonunda da sizi bekleyen testte başarılar dilerim... (;


Son olarak 48 bölüm ve 3 sezondan oluşan, Lie To Me dizisinde canım Tim Roth'un canlandırdığı Dr. Cal Lightman karakterinin asıl kahramanı Paul Ekman'dır. Ekman'ın mikro ifadeler üzerine olan keşfini ve çalışmalarını ve başarısını ele alıyor. Şiddetle tavsiye etmekle beraber nacizane düşüncem dublajlı izlememenizdir: Çünkü nefes alışverişinden, ses tonundana kadar fark yaratır. Dizinin çekim açısı, mikro ifadeleri daha kesin anlamanızı sağlayacak. Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın!? kitabı ve Lie To Me dizisi artık insanlara eskisi gibi göremeyeceğiniz yapımlar. Bu bir avantaj mı, dezavantaj mı.. buna siz karar vereceksiniz. (:

Sağlıcakla ve okur kalın... (:
392 syf.
·9/10 puan
●Bu kitapla Lie To Me dizisi
sayesinde tanıştım. Bir psikolog olan Paul Ekman insan duyguları üzerinde çalışıyor ve ilkel kabilelere gidip araştırmalarda bulunmuş. Bu araştırmalarının sebebi ise dünyanın geri kalanından izole olmuş bir toplumu inceleyip, onların mimiklerinin modern dünyada yaşayan bir insanın mimikleriyle aynı olup olmadığını gözlemlemek. Yüz Hareketi Kodlama Sistemi'ni geliştiren Ekman hükümet kurumlarına, polislere, avukatlara, animasyon stüdyolarına ve daha pek çok şirkete danışmanlık hizmeti veriyor.
●Kitaba başlamadan önce Paul Ekman'ın sadece yalanın nasıl anlaşılabileceğini yazdığını düşünmüştüm. Fakat kitap sadece bundan ibaret değil. Kitap önce farklı kültürlerde duygular üzerinde duruyor. Sonrasında temel duygular üzerine ayrı ayrı bölümler bulunuyor.
●Sırasıyla üzüntü ve can çekişme, kızgınlık, şaşkınlık ve korku, iğrenme ve küçümseme, keyifli duyguları anlatmış. Bu bölümlerin her biri Paul Ekman'ın kızı Eve Ekman'ın resimleri ile desteklenmiş. Ayrıca gerçek hayattan olay anında çekilmiş resimler de var. Böylelikle bir duygunun yüze yansımasının nasıl olacağını resimler sayesinde anlamış oluyoruz.
●Kitapta birbirine karıştırılan duyguları da nasıl ayırt edeceğimiz anlatıyor sonunda ise yalanlar ve duygular üzerine bir bölümü var.
●Ben diziyi izlerken çok not almıştım. Dilerseniz önce diziyi izleyip sonra bu kitabı okuyabilirsiniz. Kitabın her sayfasında çok değerli bilgiler var çoğunun altı çizilesi ama kitabı okuyup bir kenara bırakmaktan ziyade ara ara bakıp bilgileri sindirmekte yarar var diye düşünüyorum.
392 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Lie to Me dizisi ilk bölümünde beni kendisine bağlamış tüm sezonu bir günde bitirmiştim, ve lisans öğrenimim boyunca araştırmak aklıma bile gelmemiş olan mikro ifadeler ve beden dili konusunda bir makale hazırlamak için kaynak taramaya başlamıştım,Paul Ekman ve kitabı Mikro İfadelerin tarifi konusunda oldukça yeterli, kitapta eleştirebileceğim tek konu ; duygunun-ifadelerin tanımlarının ağır bir dille ele alınmış olması, anlamın bazı noktalarda kapalı kalmış olmasıdır, yalnız bu çeviriden ya da yazarın akademik bilgisine ulaşamamamdan da kaynaklanmış olabilir, kitabın bana kattığı akademik bilginin yanısıra bundan sonra karşılaştığım insanların yüz ifadelerine fazlasıyla dikkat edecek olmamdır.
392 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Çok akıcı olmayan ama ardında büyük emek yatan psikoloji seven herkesin okuması gereken aşırı detaylı ve öğretici bir kitap. Kitabı okuduktan sonra insanlara eskisi gibi bakamayacaksınız.
ErmanTKL
ErmanTKL Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!'ı inceledi.
Dünyanın hiç bilmediğimiz yerlerinde hiç bilmediğimiz insanlarla aynı ifadeleri paylaşmak şaşırtıcı. Temel ifadeler her yerde aynı. Kitabı okuduktan sonra yapacaklarınız sizi hem mutlu hem üzgün kılabilir. :)
Ömer
Ömer Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!'ı inceledi.
392 syf.
Duygular yüzümüze nasıl yansır? Yüzümüzdeki belirtileri nelerdir? Duygularımızı nasıl kontrol altına alabiliriz? Duygusal tepkiler evrensel midir? Ne zaman duygusallaşıyoruz? Farklı kültürlerde de duygular aynı şekilde mi ifade edilir? Üzüntü, can çekişme, kızgınlık, şaşkınlık, korku, iğrenme, küçümseme, mutluluk ve yalanın yüze yansıması. Bu ve bunun gibi konulara cevap arıyorsanız kitabı okumanızı öneririm.
Kitabın çevirisinde ufak problemler olsa da keyifle okuyacağınıza eminim (ilgi alanına girenler için). Bir ders kitabı niteliğindedir ve not alarak çalışılması gerekir. Sık sık da tekrar edilmesi gerekir. Her ne kadar kitapta örnek resimler ve kitabın sonunda bir test olsa da teoride kaldığı için öğrenilen bilgiler unutulabilir. Tavsiyem büyük bir kağıda bir yüz çizip üzerinde notlar almanız. Hangi kas hangi durumda aktif oluyor veya olmuyor.
392 syf.
·39 günde·9/10 puan
“Yalan söyledimi nasıl anladın ?”başlığı, yalan söylemekten ziyade yüzümüz ve sesimizde meydana gelen duygusal değişimleri tanımak ve içinde bulunduğumuz duyguyu tespit edebilmek anlamında değerlendirmelidir . Zira herhangi bir duyguya kapıldığımızda bunun yüzdeki belirtisi evrensel bir mirastır.Yeni Gine de hiç televizyon seyretmemiş ya da fotoğraf görmemiş insanlarda da belirgin öyküler ,aynı beden dilini oluşturmaktadır .Kitap korku ,Üzüntü , tiksinti, aşağı görme,şaşkınlık,kızgınlık gibi durumlarda yüzünüzün nasıl şekil aldığını ve bunun tüm insanlık için ortak olduğunu ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır
392 syf.
·4 günde·6/10 puan
Minik bir inceleme bırakıyorum, umarım işinize yarar. Paul Ekman'ın önceki kitabına göre çok karışık buldum bunu. İlk olarak, kitabın adı, içeriğe uygun değil. 300 sayfa boyunca mikro ifadelerin ne olduğunu, ne sürede ve hangi kaslar yardımıyla ortaya çıktığını anlatıyor. Bunlar yararlı bilgiler, evet, ama kitabın adına bakınca daha çok yalana ve yalanın anlaşılmasına bağlı olarak mikro ifadelerin incelenmesini beklemiştim ben. Son bölümlerde 20 sayfa kadar yalan ile duyguların ilişkisinden bahsetmiş, başka yalan ibaresi yok. Mikro ifadeleri bilmek ve anlayabilmek başlı başına yalan radarı görevi görüyor ama önceki kitabın tekrarı olmuş diyebilirim ne yazık ki. Yazım hataları ve tahminimce çeviri sorunları da vardı, bu da bir dezavantaj. Konu hakkında daha işinize yarar bir kitap arıyorsanız Oğuz Benlioğlu'nun iki kitabı var, onları öneririm. Hem çeviri derdi yok hem de fazla terminolojiye girmeden açık bir şekilde anlatıyor.
Yine de görsellerle anlatılması ve bilimsel kanıtlarla desteklemesi bu tür kitaplarla aranan bir şey olduğu için keyifle okunacağını düşünüyorum. İyi okumalar :)
392 syf.
İdolüm mükemmel insan... Bir insan bu kadar güzel analiz edebilir 7 ana duyguyu. Şayet mikro ifadeleri merak ediyorsanız hiç beklemeden alabileceğiniz ve zevkle okuyacağınız bir kitap.
İnsanların duygularını saklamaya çalıştıkları zamanlarda söyledikleri şeylerden dinlediğim kadarıyla, ses üzerinde kontrol kurmak çok daha uzun sürmektedir.
Paul Ekman
Sayfa 115 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012 | Ekman'ın kişisel gözlemi.
"Keder: Ölüm ya da ayrılık haberi ile ortaya çıkmaz, bu haber yalnızca sözcüklerden ibarettir. Keder kişi bomboş evden içeri girdiğinde kişiyi vurur."
Paul Ekman
Sayfa 137 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
Kızgınlık esnasında dudakların kırmızı sınırı daralır ve dudak incelir. Bu engel olunması çok zor bir harekettir ve başka bir belirti olmadığı zaman kızgınlığı ele verir. Ben araştırmalarımda bunun kızgınlığın en eski belirtilerinden biri olduğunu ve kişi henüz kızgınlığının farkında varmadığı sırada bu duyguyu ortaya çıkaran bir hareket olduğunu buldum. Hemen hemen hepimiz, henüz farkında olmadığı halde kızgınlık içerisinde olan biriyle karşılaşmışızdır: yüzündeki ince bir belirtiye yanıt veren ya da sesini ciddileştiren ya da yüksekliğini artıran biri. Kızgınlık sırasında dudaklar inceldiğinden, dudakları ince olan birine suratsız, soğuk ve düşmanca diye yanlış tepkiler verebiliriz.
Paul Ekman
Sayfa 204 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
Müdahale etmek ile kayıtsız kalmak arasında çok ince bir çizgi vardır ve birine değer verdiğimizi onu hiç zorlamadan da göstermemiz mümkündür. Şayet çocuğumuz ergenlik dönemindeyse, "Her şey yolunda mı?", ya da "Herhangi bir konuda yardıma ihtiyacın var mı?" gibi sorularla hislerini gösterebilmesi için ona fırsat verebiliriz.
Paul Ekman
Sayfa 167 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
En çok değer verdiğimiz kişilere en fazla kızmamızın nedenlerinden biri de, bu kişilerin bizi en yakından tanıyan, korkularımızı, zayıflıklarımızı ve bizi en fazla incitecek şeyin ne olduğunu en iyi bilen kişiler olmalarıdır.
Paul Ekman
Sayfa 170 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
Öte yandan, bir yüz ifadesini samimiyetsizce taklit etmek kolaydır. Araştırmalarım, aynı ifadelerin pratiğini yapmamış kişilerin, kolaylıkla bu türden samimiyetsiz ifadelere inanabildiğini göstermektedir. Ses, nadiren yanlış bir duygusal mesaj iletirken, kişi konuşmadığı durumlarda, hiçbir mesaj da iletmeyebilir. Tamamıyla kapalı konuma getiremesek de, yanlış duygusal mesajlar vermede yüzün sesten daha etkin olduğunu görürüz. Karşımızdaki kişiyi konuşmadan dinlediğimiz zamanlarda bile, bir ifadenin ince bir belirtisi sızıntı yapabilir.
Paul Ekman
Sayfa 103 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
Kaşlar üzüntü duygusu için oldukça önemli ve hayli güvenilir bir belirtidir. Üzüntü hissedilmediği müddetçe bu gruplarda nadiren gösterilmektedir, çünkü pek az insan bu hareketi kendi isteği ile gerçekleştirebilmektedir. İstisnalar arasında, bu hareketi sıklıkla yapan Woody Allen ve Jim Carrey gösterilebilir. Pek çok kişi yaptığı konuşmayı vurgulamak için kaşlarını yukarı aşağı hareket ettirse de, bu iki aktör kelime vurgusu yapmak amacıyla sıklıkla üzgün kaş ifadesine başvurmaktadır. Bu onlar daha empatik, daha sıcak kanlı ve daha nazik kılsa da, görünürde yansıyan şey hissettikleri gerçek duygular olmayabilir. Konuşmasını vurgulamak için kaşlarını içerden yukarı kaldıran kişiler için bunun önemi az olsa da, hemen hemen herkes için bu önemli bir üzüntü belirtisidir.
Paul Ekman
Sayfa 160 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
"(..) yapabiliyor ol­saydım, herhangi bir duygu durumuna girmekten vazgeçip, yal­nızca duygularımla yaşamayı isterdim. Örneğin aşırı alıngan ve hüzünlü hallerden kaçınmak için öforik duygu durumlarından memnuniyetle vazgeçebilirdim."
Kişilerin depresyona açık olmasında genetik katkının büyük rolü olduğu ve ilaç kullanımının pek çok durumda işe yaradığı günümüzde şüphe götürmez bir gerçektir. İlaç kullanımı olsun olmasın, psikoterapi de faydalı olabilir. Yine de, ciddi depresyon vakalarında tek başına psikoterapiye başvurmanın, tek başına ilaç kullanmak kadar etkili olabileceğine dair tartışmalar hala sürmektedir.
Paul Ekman
Sayfa 148 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012
Doktorun anlayamadığı şey, kaybımızı anlayan ve anlayabilecek kişilerle olmadığımız sürece agoni duygusunu gerçekten yaşayamayacağımızdır.
"Karşımdakinin ne kadar akıllı ya da aptal, ne kadar iyi ya da kötü kalpli biri olduğunu ya da o anda neler düşündüğünü anlamak istedi­ğimde, yüzüme elimden geldiğince karşımdakinin yüz ifadesini takı­nırım ve zihnimde ya da yüreğimde yüzümdeki ifadeye uygun hangi düşünce veya duyguların doğacağını beklerim."
Paul Ekman
Sayfa 70 - Allen Poe, Bütün Hikâyeleri I, İthaki Yayınlan, 2001
İnsanlara ne düşündüğümüzü söyleyen dışadönük bir işaret yoktur, yalnızca 'ne düşündüğümüzü' diyoruz, bu dediğimiz duygular için geçerli değildir. Her ne kadar insanlar kendilerini ifade edebilirlikleri açısından birbirlerinden farklılık gösterseler de, duygular ne görünmezdir, ne de sessizdir.
Paul Ekman
Sayfa 96 - Okuyan Us Yayınları, 1. Baskı: Şubat 2012

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Emotions Revealed
Alt başlık:
Recognizing Faces and Feelings to Improve Communication and Emotional Life
Baskı tarihi:
1 Mart 2004
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780805075168
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Henry Holt and Co.
Baskılar:
Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!
Emotions Revealed
A renowned expert in nonverbal communication, Paul Ekman led a revolution in our scientific understanding of emotions. In Emotions Revealed, he assembles his research and theories to provide a comprehensive look at the evolutionary roots of human emotions, including anger, sadness, fear, disgust, and happiness.

Drawing on decades of fieldwork, Ekman shows that emotions are deeply embedded in the human species. In the process, he answers such questions as: What triggers emotions and can we stop them? How does our body signal to others whether we are slightly sad or anguished, peeved or enraged? Can we learn to distinguish between a polite smile and the genuine thing? Can we ever truly control our emotions? Unique exercises and photographs help readers identify emotions in themselves and others.

Emotions Revealed is a practical, mind-opening, and potentially life-changing exploration of science and self.

Kitabı okuyanlar 134 okur

  • DlkSzgn
  • Yusuf Cem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0