Aile içi şiddet her yaştan insanda, cinsiyette ve ırkta görülebilen, fiziksel ve psikolojik yönleri olan bir şiddet türüdür, kitapta buna pek çok örnekle fazlaca yer veriyor. Bu şiddet türünde özellikle fiziksel olarak zarar verme, baskı altında tutma, kadına ve direkt aileye korku salma gibi davranışlar yer alır. Yani her yönüyle eşit olmayan bir güç dinamiği içerir. Hakaret, tehdit, duygusal istismar, cinsel zorlama aile içi şiddet olgularında sıkça karşılaşılan durumlardır.
Bunlardan biri ve çok da önemli olan sözel şiddet, her şeyden önce kadınların, özgüvenlerini yok etmeyi amaçlayan pek çok erkeğinde başvurduğu, asla şiddet olarak kabul etmediği çok etkin bir saldırı yöntemi. Şiddet uygulayan erkekler, bu silahı iyi tanıyorlar ve çok iyi kullanıyorlar. Sözel şiddet, aşağılama, küfür ve hakaretin yanı sıra, bazen kadına takılan aşağılayıcı bir isimle, bazen de kadının önem verdiği şeylerle, kadının bedeniyle, dış görünüşüyle alay edilerek sürdürülüyor. "Sen bu evde, benim hizmetçimsin" diyor, bütün hizmetinin yapılmasını istiyor. "Tahsilin kadar konuş", "sen köylüsün", "sen adi bir fahişesin" gibi sözlerle kadınları aşağılıyor. Her yönden çöküşe sebep oluyor, aynı zamanda kendi kompleksli egosunu şişiriyor. Kadında azalmış benlik duygusu, kaygı, her yönden yıpranma, profesyonel bir destek almayı gerektiren çaresizlik düşüncelerini pekiştiriyor.
Kitapta özellikle değinilen konu, toplumumuzdaki genel geçer kanının şiddet uygulayan erkeğin, eğitim seviyesi yüksek olan erkeklerin daha az şiddet uygulamaya (ya da hiç) eğilimli olduğudur. Oysa ki böyle bir durum söz konusu değildir, şiddet uygulayan erkeklerin arasında ilkokul mezunu olanların yanı sıra üniversite ya da yüksekokul mezunu olan erkeklerin de var olduğunu görüyoruz bu da bize eğitim sistemimizin erkeğe