·
Okunma
·
Beğeni
·
9,6bin
Gösterim
Adı:
Falaka
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944942287
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayınları
116 syf.
·6/10 puan
OSMANLININ EĞİTİM ŞEKLİ: FALAKA
Falakayı şuan büyüklerimize sorsak ya anneleri anlatmış yada şaban lakabıyla tanınan Kemal Sunal filmlerinde görmüşlerdir. Bu romanımızda Osmanlı Döneminde yaşayan Ahmet Rasimin eğitim hayatını anlatır. Her Osmanlı Dönemindeki çocukların korkulu rüyası olan Falaka Ahmet Rasimin de korkulu rüyası olur hatta hocaların çocukları falakayla dövdüğünü gördüğünde hastalanmalar, bayılmalar gibi birçok olay yaşar. Anısını o kadar gerçekçi anlattı ki ne yalan söyleyeyim ben korktum. O yüzden gerçekçiliği birde eski zamanı anlatması beni çok etkiledi. Bence sizde bu kitabı okumalısınız .
160 syf.
·80 günde·10/10 puan
Falaka Türk edebiyatında Ahmet Rasim'in erken dönem eğitimin hayatı ve çocukluk izlenimlerinin yer aldığı anı tarzında bir eseridir. Kitapta ağırlıklı olarak sevgi beslemesi gereken hocalarına karşı duyduğu korkuya yer verilmektedir. 1927 yılında yazılan bu eser Osmanlı dönemi eğitim sistemi ve zamanın İstanbul yaşama tarzı hakkında bilgiler vermektedir. Ayrıca millî eğitim 100 temel eser arasındadır. Sade bir üslupla yazılan eser kolaylıkla okunabilecek tarzdadır.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
103 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Dayak ile eğitim verilen bir çocukluk döneminde yaşayan yazarımız, bu yöntemin çocuk ruhunda yol açtığı yaraları ,Falaka uygulanırken duyduğu dehşeti, babasız bir çocuk olarak en son eğitim aldığı Darüşşafaka cemiyeti günlerini, çocuk yaşta annesinden uzak çektiği hasreti anlatıyor.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Falaka eseri, kitabın yazarı Ahmet Rasim'in mahalle mekteplerinden başlayıp Darüşşafaka'yı bitirmesine kadar geçen sürede eğitim hayatını anlattığı bir anı kitabı diyebiliriz. Türk Edebiyatı Klasiklerini okumayı çok seven biri olarak bu kitabı da çok severek okudum. Osmanlı Devleti döneminden bugüne gelirken toplumun yapısını, insanların gündelik yaşantısını, adetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi yaşadığımız değişimi gözlemlemek bana acayip keyif veriyor. Bu eserde de küçücük çocukların hocaları tarafından falakaya yatırılıp dövülerek, hoca korkusu oluşturularak, verilmeye çalışılan eğitimin çocuklar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğuna şahit oluyoruz. Ahmet Rasim'in okuyucuyla sohbet eder tarzda kaleme aldığı Falaka eserini ben severek okudum, okumayı düşünen herkese de şimdiden keyifli okumalar dilerim.
116 syf.
·Puan vermedi
Merhaba,
Falaka, birkaç saatlik okuma sürecinde bitebilen ve damakta tat bırakan bir eser.

Birçok kişinin okul sıralarında elinden geçtiğini düşündüğüm bir kitap “Falaka”.
Ahmet Rasim’in akşam sohbeti tadındaki anlatımı eminim herkesin beğenisini kazanmıştır. Ahmet Rasim, o dönem kendi hâline takılan ve genelde gazete yazıları, anılar yazan bir yazar. Hüseyin Rahmi ile de kalemdaşlıkları bulunuyor. Fecriati Dönemi’ne denk gelen yazın hayatında kenarda bir yerde devam ederek kalabalıklara karışmamıştır.

“Falaka” yazarın çocukluk döneminde yaşadığı eğitim süreçlerini konu alan bir anı kitabı. Değerli kalemlerin anıları her zaman okunmalıdır. Gördüğümüz üzere eğitim sürecinin nasıl evrim geçirdiğini, eskiden yapılan ilginç uygulamaları ve ailelerin çocuk eğitimine bakış açısını tarafsız bir gözle ve “bedavaturizm” ile deneyimledik geldik. ️

Mahalle mekteplerinde hocaların uygulamaları ve özellikle “âmin alayı” ile ilgili aktarılanlar çok değerli tarihsel belgeler.

Okurken bir öğretmen olarak içimden hep “Keşke şu alaya benzer bir uygulamayı günümüze uyarlayabilsek de minik bebelerimizi ilk günden okula davul ve zurnalar eşliğinde taşısak!” diye geçirmedim değil. ️ Hoş, bir haftalık “okula uyum süreci” uygulamamız var ama sanki diğerinin coşkusu, tadı bir başkaymış yahu. Bizimki o dönemde yapılan yürüyüşe göre Çin malı gibi kalıyor. ️

Kitabın birkaç yerinde kadına dair yapılan göndermeler ve “Kadın kısmı sokakta gülümseyebilir mi?” sorusu yine hüzünlendirdi ve dönüp tarihe şöyle bir bakmama neden oldu.

Şayet, kadın olsaydım bu kitabı bitirdikten sonra odamın duvarına “Teşekkürler Cumhuriyet!” yazan bir tablo asardım...

Gerçi herhangi bir Tanzimat veya Servetifünun eseri okumanız bu kanıya varmanız için yine yeterli olacaktır.

Gelmiş gelmekte olan!

Son olarak kitapta bahsi geçen ve Türkçe kelimelerin o dönemde unutulmasını engellemek için hazırlanan “Esma-yı Türkiyye” kitabının içimde derin bir sızı oluşturduğunu belirteyim. “Türkçe, ağzımda anamın ak sütüdür.” kıvamına gelene kadar ne çileler çekmiş, görmek lazım. Hoş, eski yeni kavgası bitmez ama Sezar’ın hakkı Sezar’a! İmparatorluk dili olmak kolay değil. Dedemizi anlayamıyoruz kaygısı ne kadar haklıysa “Esma-yınTürkiyye” de o derece kaygı vericidir.
116 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Ahmet Rasim'in falakası, bir roman yahut hikaye değil, anı.

Zaman zaman yeni yazarlara şans veriyorum. Zira yaş kemale erince yeni yazarlarla yeni maceralara atılmaktansa, eski bildik dostların yeni ve hatta daha önce okuduğum eski kitaplarını okumayı tercih etmeye başladım.

Ahmet Rasim içten yazıyor. Kendisinin diğer basılı eserlerini elbette okumak isterim. Kendisini yazmaya teşvik etmiş Ahmet Mithat Efendiyi keşfettim bu arada ,onun eserlerini de okumak istiyorum.

Eserde 100 yıl öncesinin İstanbulunu ,insanlarını, yazarın ilkokul maceralarını ve eğitimdeki dayak konusunu işlediği ve tanıttığı kitabı " falaka " yı ben beğendim.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
#AhmetRasim Tanzimat Dönemi ile Servet-i Fünun Dönemi arasında kalan ara nesil (Ilımlılar) grubundaki yazar, şair, tercüman, gazeteci, müzisyen, memur, öğretmen, tarihçi ve milletvekilidir. Sayısı 100’ü bulan farklı türlerde eserler yazmıştır. Daha çok sohbet ve hatıra yazarı olarak tanınmış, öykü ve romanlarında dönem yaşantısını iyi yansıtmasına rağmen edebi değer açısından başarılı bulunmamıştır. Babası memuriyet görevi gereği her gittiği şehirde eski eşini boşayıp başka biriyle evlenen bir baba olduğu için; Ahmet Rasim babasız büyüyen bir çocuktur. Annesi onu zor şartlarda büyütmüş, akraba himayesine alındığı da olmuştur.
Osmanlı tarihini anlatan 4 ciltlik detaylı, resimli ve haritalı kitabı maalesef yeni harflere çevrilerek yeniden basılmamış ve bu harika eser arşivlerde terkedilmiş durumdadır.
#Falaka Ahmet Rasim’in son derece canayakın, samimi ve mizahi bir üslupla kaleme aldığı anı türündeki bir eseridir. Kendisinin ilkokul anılarını okurken, aynı zamanda dönemin eğitim sistemini, evlerdeki yaşam şekillerini ve kadının toplumdaki yerini de görmüş oluyoruz. Eskiyle kıyaslayınca; eğitim sistemimizin ve toplumun kadına bakışının değişmesine sevinirken, tarihe gömülmüş bazı adetlerimizi öğrenince de şaşırıyoruz. Az sayfa sayısına rağmen birçok duyguyu yaşatabilen bu kitabı, ben çok severek okudum. Herkese hiç tereddüt etmeden okumasını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Konusu(Spoiler!): Yazar ilkokul hayatının, farklı mahalle okullarında kötü tecrübelerle başladığını anlatıyor. Sürekli okul değiştirmesinin sebepleri hep falaka. Ya arkadaşlarına hocaların uyguladığı şiddeti görünce korkudan yataklara düşüyor ya da kendisi şiddet görüyor. Annesi de sağ duyulu bir yaklaşımla, o okulun çocuğuna uygun olmadığına karar verip Ahmet Rasim’i başka okullara başlatıyor. Ama bu kötü başlangıçların ve sürekli aynı sebepten okul değiştirmelerin, azminden ve çalışkanlığından hiçbir şey kaybettirmediğini ve son girdiği yatılı okul olan Darüşşafaka’da eğitimini birincilikle tamamladığını öğreniyoruz. Ancak bu sefer de annesiz kalmasının kalbine ne çok dokunduğunu okuduğumuz satırlarda üzülüyoruz: “Bana yemiş getirmiş. Kim yer? Sevdiğim yemeklerden birer parça almış. Onlara kim bakar! Karşımda ruhumun gıdası duruyor. Böyle bir manevi ziyafet varken başka şeyler görünür mü?”

"Aile, okul, vatan aynı anlamdadır. Ama küçükleri aile, ortancası okul, büyükleri vatandır."

"Yarab, bu aferin ne tükenmez hazinedir!" (Şair Nabi)

“Eski kadınlar çocukları zorla isyan ettirirlerdi. "Canım sıkılıyor" dedin mi ilk söz:
-Gel yanımda otur!
-Gel pencereden sokağı seyret!
-Haydi, Karaannen sana masal söylesin!
-Sütninen bakkala gidiyor, birlikte git, gel!
-Bahçeye çık, ama ağaca çıkma, toprakla oynamak yok!”

“... çocuk ne kadar küçük olursa olsun, kendisini döven el, kendisine hakaret eden dil için ruhunda gelişmekte olan onuru için pek ağır bulur ve bu ele, dile karşı gizli bir düşmanlık beslemeye başlar.”
106 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10 puan
Ahmet Rasim'in yazdığı kendi çocukluk anılarının bulunduğu "Falaka" kitabında ilkokul yıllarında mekteplerde ne kadar acımasız ve vicdansız cezalandırma sistemlerinin olduğu dikkat çekiyor. Bir insanın kişiliğinin ve karakterinin gelişiminde çocukluk yıllarının önemi yadsınamaz derecededir ve bu yıllar "hoca korkusu", "falaka korkusu"yla doludur Ahmet Rasim'in anılarına göre. Bu durum çok üzücüdür gerçekten. Mektep hocalarının acımasızlığı kan donduracak cinsten.
* * *
1edebiyat1bilim1film etkinliği Mart ayı okumalarımızdandı.
121 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Falaka Ahmet Rasim'in 1927 yıllarında kaleme aldığı çocukluk yıllarını anlatan anı tarzında bir eser. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki eğitim sistemi, çocuk oyunları, o dönem inanışları, gelenek göreneklerimiz hakkında aydınlatıcı bilgiler de içeriyor. Her yaşta insanın okuması gereken ögretici bir eser.
116 syf.
·17 günde·8/10 puan
Falaka, Ahmet Rasim’in Fatih’teki Sofular Mektebinde başlayıp Darüşşafaka'yı bitirene kadar geçen süredeki eğitim hayatını anıları eşliğinde anlattığı eserdir. Kitaba bir dönem incelemesi gözüyle bakabiliriz. 19. yüzyıl eğitim hayatı, toplumsal yapı, geleneksel ve kültürel olgular (amin töreni), gündelik yaşantılar güzel tasvirlerle anlatılmış. Osmanlı toplum yapısı hakkında bilgiler bulmak mümkün.
Kitapta üzerinde durulan genel konu acımasız hocalar ve öğrencilerin yaşadığı hoca korkusu. Küçücük çocukların hoca baskısıyla yaşadıkları, aldıkları eğitimler, yediği dayaklar, yatırıldıkları falakalar ve bu baskı ortamında alınan eğitimin çocuklar üzerindeki etkisi.
Okuyucuyu sıkmayan bir üslubu var. Sohbet havasında yazılmış bir eser. Dönemle ilgili bilgi sahibi olmak isteyen herkese önerebilirim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Sınavların yaklaşması sebebiyle kitap okuma sürelerimiz birazcık azaldı ☹☹
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle Ahmet Rasim'in çocukluğundan, eğitim hayatından kısaca bahsetmek gerekiyor. Çünkü Falaka eserinde anlattıkları kendi çocukluk anılarından başka bir şey değil. Ahmet Rasim 1865'te İstanbul'da doğmuş. Babası memurluk görevi sebebiyle sık sık şehir değiştiren bir adam. Rivayet odur ki: Posta ve telgraf memuru olması sebebiyle çok dolaşan baba, her gittiği şehirde başka bir kadınla evlenirmiş, şehirden ayrılırken de evlendiği kadınları terkedermiş... Baba Bahâeddin İstanbul'a geldiğinde Nevber Hanım'la evlenmiş, ancak bir sü­re sonra Tekirdağ'a tayin edilince karı­sını ve henüz anne karnındaki doğmamış çocuğunu bırakıp İstanbul'dan ayrılmış. Tekirdağ'da başka biriyle evlenmiş. Bu yüzden Nevber Hanım çocu­ğunu güç şartlar altında büyütmek zo­runda kalmış...

Ahmet Rasim yoksulluk içinde, baba şefkatinden mahrum kalsa da annesi, siyahî sütninesi ve kalfası olmak üzere, üç kadın tarafından ilgiyle büyütülmüş. Eniştesinin himayesinde mahalle mekteplerinde eğitimine başlayıp, dört beş okul dolaştıktan sonra 1876'da Darüşşafaka'ya yazılan Ahmet Rasim bu okulu birincilikle bitirmiş.

Falaka eserinin içerisinde, Ahmet Rasim'in okula başladığı ilk günden, Darüşşafaka'dan mezun olduğu güne kadar yaşadığı anılarını okuyoruz aslında. "Cız, Öö, kaka, havhav, maaav, umacı, hırsız, pat olursun, uf olursun, cadı, hortlak, peri, dev..." kelimeleri kullanılarak çocuk üzerinde yaratılan korku dünyasının tasviriyle başlıyor Ahmet Rasim hikayeyi anlatmaya. Eserde üzerinde durulan temel korku ise "Hoca" korkusu. Eli sopalı mektep hocalarının, çocuk üzerinde oluşturduğu baskı anlatılıyor. Bu korku hakkında Mehmet Akif Ersoy, Asım şiirinde şöyle der:

"Daha mektepte çocuktuk bizi yıldırdı hayat,
Oysa hiç korku nedir bilmeyecektik heyhat!
Neslim ürkekmiş evet, yoktu ki ürkütmeyeni,
"Yürü oğlum!" diye teşci edecek yerde beni,
Diktiler karşıma bir kapkara müstakbel ki,
Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!.."

Ahmet Rasim bu eli sopalı, kara cübbeli müstakbel hocaların çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini hikaye içerisinde okura aktardıktan sonra, hikayenin son bölümlerinde, gerek hoca, gerek ailesi tarafından şiddete maruz kalan çocukların psikolojik yıpranmaları ve davranış bozuklukları üzerinde duruyor. O dönemin, özellikle mahalle mekteplerindeki eğitim yapısını görmek için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Rasim henüz annesinin karnındayken terkedip giden baba Bahâeddin'in (adama deli oldum) ve çocuğa şiddet uygulayan insan azmanlarının hını mını hınt olsun...

İyi okumalar...
116 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Çocukken okula başlayacağım dönem tarifi imkansız bir heyecan ve mutluluğa kapılmıştım. Okulun ilk günü sanki önemli bir davete katılırmışcasına özenle annem tarafından giyinip kuşanıp tertemiz bir öğrenci olarak okul sırama oturmuştum. Söylenen her şeyi pür dikkat dinliyordum.
Ahmet Rasim'in bu kitabını okuyunca Osmanlı dönemindeki çocukların okulla ilgili izlenimlerinin hiç de yukarıda bahsettiğim heyecan ve mutluluk içinde olmadığını anladım. .
Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/falaka/
"Çocukları dövmekten ana,baba,dadı, hoca,lala,mürebbi ve mürebbiyeler kesinlikle kaçınmalıdır. Hatta sert sözlerden, kaba ve şiddetli davranmaktan da çekinmelidirler. Çünkü çocuk ne kadar küçük olursa olsun, kendisini döven el ve kendisine hakaret eden dil için ruhunda yeni filizlenen izzetinefse pek ağır gelir; bu ele ve dile karşı gizli bir düşmanlık beslemeye başlar."
Dayağa, sövgüye ve hakarete maruz kalmış olan küçük çocuklarda ağlamalar dışında homurdanmalar ve yan yan, öç alır gibi bakışlar hemen hemen daima işitilir, görülür. "Dayak arsızı" olanlarda bu gibi hislerin "misillemeye" dönüşerek karşılık bulması da dikkat çekici bir haletiruhiyedir.
Hatta oldukça zayıf. Bir rivayete göre de vurduğu yerde güller biter, yarın ahirette cehenneme girecek olursam o yerler yanmazmış.
Sözün kısası yani, zamane tabiriyle; Muhterem bir korku! Fakat korku!
Mahalle mektebinin hoca-kalfa düzeni Darüşşafaka'da müdür- gözetmen- çavuş- onbaşı-öğrenci hiyerarşisinde bir "ast-üst" ilişkisi halini alır.
"Çocuk dövmekten ana, baba, dadı, hoca, lala, öğretmen pek titiz ve uyanık olmalıdırlar. Hatta sert söylenmelerden, kaba ve kızgın davranışlardan çekinmelidirler. Çünkü çocuk ne kadar küçük olursa olsun, kendisini döven el, kendisini azarlayan dil için ruhunda gelişmekte olan 'izzeti nefis' için pek ağır bulur ve bu ele, dile karşı gizli bir düşmanlık beslemeye başlar."
Osmanlı'da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilirdi? Mektebe nasıl başlar, burada nasıl bir eğitim alırlardı? Mektepteki başarıları, nasıl ödüllendirilir veya başarısızlıkları nasıl cezalandırılırdı?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Falaka
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944942287
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.621 okur

  • muhanmed sarı
  • Svnç Krtş
  • Deniz
  • Cüneyt
  • Mokaçyo
  • Yunus Emre Balcı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (3)
9
%0
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0