·
Okunma
·
Beğeni
·
7,2bin
Gösterim
Adı:
Falaka
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arba Yayınları
160 syf.
·80 günde·10/10
Falaka Türk edebiyatında Ahmet Rasim'in erken dönem eğitimin hayatı ve çocukluk izlenimlerinin yer aldığı anı tarzında bir eseridir. Kitapta ağırlıklı olarak sevgi beslemesi gereken hocalarına karşı duyduğu korkuya yer verilmektedir. 1927 yılında yazılan bu eser Osmanlı dönemi eğitim sistemi ve zamanın İstanbul yaşama tarzı hakkında bilgiler vermektedir. Ayrıca millî eğitim 100 temel eser arasındadır. Sade bir üslupla yazılan eser kolaylıkla okunabilecek tarzdadır.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
116 syf.
·Puan vermedi
Merhaba,
Falaka, birkaç saatlik okuma sürecinde bitebilen ve damakta tat bırakan bir eser.

Birçok kişinin okul sıralarında elinden geçtiğini düşündüğüm bir kitap “Falaka”.
Ahmet Rasim’in akşam sohbeti tadındaki anlatımı eminim herkesin beğenisini kazanmıştır. Ahmet Rasim, o dönem kendi hâline takılan ve genelde gazete yazıları, anılar yazan bir yazar. Hüseyin Rahmi ile de kalemdaşlıkları bulunuyor. Fecriati Dönemi’ne denk gelen yazın hayatında kenarda bir yerde devam ederek kalabalıklara karışmamıştır.

“Falaka” yazarın çocukluk döneminde yaşadığı eğitim süreçlerini konu alan bir anı kitabı. Değerli kalemlerin anıları her zaman okunmalıdır. Gördüğümüz üzere eğitim sürecinin nasıl evrim geçirdiğini, eskiden yapılan ilginç uygulamaları ve ailelerin çocuk eğitimine bakış açısını tarafsız bir gözle ve “bedavaturizm” ile deneyimledik geldik. ️

Mahalle mekteplerinde hocaların uygulamaları ve özellikle “âmin alayı” ile ilgili aktarılanlar çok değerli tarihsel belgeler.

Okurken bir öğretmen olarak içimden hep “Keşke şu alaya benzer bir uygulamayı günümüze uyarlayabilsek de minik bebelerimizi ilk günden okula davul ve zurnalar eşliğinde taşısak!” diye geçirmedim değil. ️ Hoş, bir haftalık “okula uyum süreci” uygulamamız var ama sanki diğerinin coşkusu, tadı bir başkaymış yahu. Bizimki o dönemde yapılan yürüyüşe göre Çin malı gibi kalıyor. ️

Kitabın birkaç yerinde kadına dair yapılan göndermeler ve “Kadın kısmı sokakta gülümseyebilir mi?” sorusu yine hüzünlendirdi ve dönüp tarihe şöyle bir bakmama neden oldu.

Şayet, kadın olsaydım bu kitabı bitirdikten sonra odamın duvarına “Teşekkürler Cumhuriyet!” yazan bir tablo asardım...

Gerçi herhangi bir Tanzimat veya Servetifünun eseri okumanız bu kanıya varmanız için yine yeterli olacaktır.

Gelmiş gelmekte olan!

Son olarak kitapta bahsi geçen ve Türkçe kelimelerin o dönemde unutulmasını engellemek için hazırlanan “Esma-yı Türkiyye” kitabının içimde derin bir sızı oluşturduğunu belirteyim. “Türkçe, ağzımda anamın ak sütüdür.” kıvamına gelene kadar ne çileler çekmiş, görmek lazım. Hoş, eski yeni kavgası bitmez ama Sezar’ın hakkı Sezar’a! İmparatorluk dili olmak kolay değil. Dedemizi anlayamıyoruz kaygısı ne kadar haklıysa “Esma-yınTürkiyye” de o derece kaygı vericidir.
116 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Falaka eseri, kitabın yazarı Ahmet Rasim'in mahalle mekteplerinden başlayıp Darüşşafaka'yı bitirmesine kadar geçen sürede eğitim hayatını anlattığı bir anı kitabı diyebiliriz. Türk Edebiyatı Klasiklerini okumayı çok seven biri olarak bu kitabı da çok severek okudum. Osmanlı Devleti döneminden bugüne gelirken toplumun yapısını, insanların gündelik yaşantısını, adetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi yaşadığımız değişimi gözlemlemek bana acayip keyif veriyor. Bu eserde de küçücük çocukların hocaları tarafından falakaya yatırılıp dövülerek, hoca korkusu oluşturularak, verilmeye çalışılan eğitimin çocuklar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğuna şahit oluyoruz. Ahmet Rasim'in okuyucuyla sohbet eder tarzda kaleme aldığı Falaka eserini ben severek okudum, okumayı düşünen herkese de şimdiden keyifli okumalar dilerim.
121 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Falaka Ahmet Rasim'in 1927 yıllarında kaleme aldığı çocukluk yıllarını anlatan anı tarzında bir eser. Aynı zamanda Osmanlı dönemindeki eğitim sistemi, çocuk oyunları, o dönem inanışları, gelenek göreneklerimiz hakkında aydınlatıcı bilgiler de içeriyor. Her yaşta insanın okuması gereken ögretici bir eser.
106 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Ahmet Rasim'in yazdığı kendi çocukluk anılarının bulunduğu "Falaka" kitabında ilkokul yıllarında mekteplerde ne kadar acımasız ve vicdansız cezalandırma sistemlerinin olduğu dikkat çekiyor. Bir insanın kişiliğinin ve karakterinin gelişiminde çocukluk yıllarının önemi yadsınamaz derecededir ve bu yıllar "hoca korkusu", "falaka korkusu"yla doludur Ahmet Rasim'in anılarına göre. Bu durum çok üzücüdür gerçekten. Mektep hocalarının acımasızlığı kan donduracak cinsten.
* * *
1edebiyat1bilim1film etkinliği Mart ayı okumalarımızdandı.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle Ahmet Rasim'in çocukluğundan, eğitim hayatından kısaca bahsetmek gerekiyor. Çünkü Falaka eserinde anlattıkları kendi çocukluk anılarından başka bir şey değil. Ahmet Rasim 1865'te İstanbul'da doğmuş. Babası memurluk görevi sebebiyle sık sık şehir değiştiren bir adam. Rivayet odur ki: Posta ve telgraf memuru olması sebebiyle çok dolaşan baba, her gittiği şehirde başka bir kadınla evlenirmiş, şehirden ayrılırken de evlendiği kadınları terkedermiş... Baba Bahâeddin İstanbul'a geldiğinde Nevber Hanım'la evlenmiş, ancak bir sü­re sonra Tekirdağ'a tayin edilince karı­sını ve henüz anne karnındaki doğmamış çocuğunu bırakıp İstanbul'dan ayrılmış. Tekirdağ'da başka biriyle evlenmiş. Bu yüzden Nevber Hanım çocu­ğunu güç şartlar altında büyütmek zo­runda kalmış...

Ahmet Rasim yoksulluk içinde, baba şefkatinden mahrum kalsa da annesi, siyahî sütninesi ve kalfası olmak üzere, üç kadın tarafından ilgiyle büyütülmüş. Eniştesinin himayesinde mahalle mekteplerinde eğitimine başlayıp, dört beş okul dolaştıktan sonra 1876'da Darüşşafaka'ya yazılan Ahmet Rasim bu okulu birincilikle bitirmiş.

Falaka eserinin içerisinde, Ahmet Rasim'in okula başladığı ilk günden, Darüşşafaka'dan mezun olduğu güne kadar yaşadığı anılarını okuyoruz aslında. "Cız, Öö, kaka, havhav, maaav, umacı, hırsız, pat olursun, uf olursun, cadı, hortlak, peri, dev..." kelimeleri kullanılarak çocuk üzerinde yaratılan korku dünyasının tasviriyle başlıyor Ahmet Rasim hikayeyi anlatmaya. Eserde üzerinde durulan temel korku ise "Hoca" korkusu. Eli sopalı mektep hocalarının, çocuk üzerinde oluşturduğu baskı anlatılıyor. Bu korku hakkında Mehmet Akif Ersoy, Asım şiirinde şöyle der:

"Daha mektepte çocuktuk bizi yıldırdı hayat,
Oysa hiç korku nedir bilmeyecektik heyhat!
Neslim ürkekmiş evet, yoktu ki ürkütmeyeni,
"Yürü oğlum!" diye teşci edecek yerde beni,
Diktiler karşıma bir kapkara müstakbel ki,
Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!.."

Ahmet Rasim bu eli sopalı, kara cübbeli müstakbel hocaların çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini hikaye içerisinde okura aktardıktan sonra, hikayenin son bölümlerinde, gerek hoca, gerek ailesi tarafından şiddete maruz kalan çocukların psikolojik yıpranmaları ve davranış bozuklukları üzerinde duruyor. O dönemin, özellikle mahalle mekteplerindeki eğitim yapısını görmek için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Rasim henüz annesinin karnındayken terkedip giden baba Bahâeddin'in (adama deli oldum) ve çocuğa şiddet uygulayan insan azmanlarının hını mını hınt olsun...

İyi okumalar...
116 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çocukken okula başlayacağım dönem tarifi imkansız bir heyecan ve mutluluğa kapılmıştım. Okulun ilk günü sanki önemli bir davete katılırmışcasına özenle annem tarafından giyinip kuşanıp tertemiz bir öğrenci olarak okul sırama oturmuştum. Söylenen her şeyi pür dikkat dinliyordum.
Ahmet Rasim'in bu kitabını okuyunca Osmanlı dönemindeki çocukların okulla ilgili izlenimlerinin hiç de yukarıda bahsettiğim heyecan ve mutluluk içinde olmadığını anladım. .
Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/falaka/
116 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Türk edebiyatçıları öyle bir tohum atmış ki yıllardır o tohum yeşeriyor, büyüyor, dallara ayrılıyor. Kökleri sökülemeyecek kadar sağlam sarıyor bu toprağı.

Özellikle ilk yapıtlar tarihimiz kokuyor. Anılarla örülü bu eserler, bir nevi tarihin birer şahidi.
Bazen o dönemde yaşamak hissiyatı kaplıyor insanın içini, bazen de her insanın yaşayabileceği devirde dünyaya geldiğine inandırıyor geçmiş.

Falaka, Ahmet Rasim'in anılarından yola çıkarak yazdığı eseri. Trajikomik bir üslup kullanmış, tebessüm ettiriyor çoğu yerde.
Çocukluğunda kendisinde travmalara sebep olmuş falaka.
Daha çocuk yaşta zor bir psikolojik süreçten geçmek gerekiyordu o zamanın eğitim sisteminde.
Talebelerin içine işlemiş hoca korkusu.
Bu dönemde de hocaların içine işlemiş sistem korkusu.
Taraflar değişiyor fakat eğitimimizde korku figürü baki kalıyor.
116 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitabımız Ahmet Rasim’in çocukluk anıları, okul yılları, aile yaşantısı,
falaka ve dayak korkularını anlatıyor... Yani yazarımızın kendi hayatına dair anılarından
oluşan bir klasik bu :)
Kitabı gerçekten üzülerek okudum .
Böyle sevgisiz, dayakçı hocalar olmaz olsun.
Tatlı dil güler yüzün açamayacağı kapı yoktur.
Hele ki o minicik çocukların dünyasında.
.
Yazarın çocuk psikolojisi ile ilgili olarak anlatı yaptığı kısımlar , verdiği örnekler ,
değindiği noktalar çok hoşuma gitti ...
Tavsiye ediyorum tabi ki okuyunuz :)
116 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Muallaim Naci'nin "Ömerin Çocukluğu" eserinden sonra çocukluğumu özler oldum.Demek istediğim şimdi ki çocukların yaşadığı çocuklukla bizimkiler bir mi? Arada dağlar kadar fark var.

Çocukluk dönemi başkadır. Hele ki doya doya yaşanmış bir çocukluk unutulur mu hiç? İlkokula giderken o ilk sıraya oturduğumuzda ki heyecan,sonra karne alınırken büyükler tarafından verilen harçlıklar ve başımızın okşanması ve dizlerin çamura değmemesi ve dizlerin yara bere olmaması bunlar olmadan çocukluk olur mu?

Çocuğuyla ilgilenmeyen onu elindeki tablete vb. gibi cihazlara teslim eden aileler kendi çocukluğunuzu neden kendi çocuklarınıza yaşatmıyorsunuz?

Rus edebiyatını çok seviyorum. Yazarlar kendi kültürlerini ve tarihlerini çok iyi kaleme alıyorlar. Kendi Edebiyatımızda ki klasikleri okudukça kendi kültürümü ve tarihimi daha iyi tanıyorum. Çünkü geçmişini bilmeyen birey geleceğe nasıl aydınlık bir şekilde bakabilir. Bu yüzden edebiyatımızın klasikleri bizim için birer hazine niteliğindedir.

Falaka, Ahmet Rasim'in kendi çocukluk anılarını kaleme aldığı dönemin eğitim sisteminin anlatıldığı bir eser. Beni en çok gülümseten yerler yazarın çocukluk endişelerini özellikle okulda ki Falaka cezası korkusunu tatlı bir üslupla anlatması oldu.

Türk Klasikleri okudukça sanki keşfedilmemiş yerleri keşfediyorum gibi veya bir define bulmuş gibi mesut oluyorum. Özellikle eğitim sisteminin üzerinde durması sistemin nasıl geliştiğini ve her sistem de mutlaka çürük tarafların olduğunu anlatarak bir eğitimcinin nasıl olmasını gerektiğine dikkat çekmiş.
116 syf.
·Puan vermedi
Osmanlı’da nasıl çocuk olunacağı, okula başlayan çocuğa nasıl yaklaşılır gibi soruların cevapları işte tam da bu eserde. Osmanlı’da aminci alayı, ilahiler ve besmele ile okula başlamak ve bunu da Pazartesi ve Perşembe günleri yapmak çok önemliymiş. Günümüzde kaç çocuk böyle okula başlıyor sorusunu da kendime sormuş oldum. Diğer yandan okula başlamak bu kadar önemliyse cezalar neden bu kadar zalimce demeden de geçemedim. Anı türünün güzel örneklerinden biri, okuyacaklara tavsiye edilecek eserler arasında.
116 syf.
·2 günde·Beğendi
Ahmet Rasim bu kitabında, çocukluktan gençlik dönemine kadar olan zamanın anılarını yazarken, çocuklara yapılan şiddeti eleştirmiş ama bize Osmanlının son döneminde ki sosyal yaşantısından ve âdetlerinden bilgi vermiştir.
İlkokula başlarken yapılan töreni ("Amin"), en ince detaylarıyla anlatmıştır.
Okul hayatında yapılan bir gezi anısından o dönemdeki çocuk oyunları , tekerlemelerini ve gezinin detaylarıyla gözler önüne sermiştir.
Eğitim hayatındaki ezberciligi, biat etmeyi, sorgulamanın olmadığını, din baskısını, sevgisizligi, şiddeti, sarıklı cahillerle çocukların harcandığını vurgulayarak eleştirmiştir.
Falaka yüzünden çocukların korkudan hastalandığını belirterek, korkunun okula yönelik isteksizligi arttırdığını vurgulamıştır. O dönemde velilerin gözünde, okul eğitim alınacak bir yer değil, günün birkaç saatinde çocuklarından uzak kalacakları yer olarak görülmekte olduğunu vurgulayarak halkın okullara bakış açısını da ortaya koymuştur.
Küçük yaştan itibaren çocukların, uydurma hikâyelerle, kedi, köpeklerle korkutulmasını, çocuklarda psikolojik çöküntü yaptığını belirtmiştir.
Sade bir dille yazılmış, kolay okunan dönem bilgisi ile dolu güzel bir kitap.
Çocuk kısmı zorla okumazmış, heves olmalıymış.
Bunu ben o yaşta ne bileyim? Bilseydim "başlatma" der, o
gün bugündür kurtulamadığım okumak belasından azade
olurdum!
İnsan mektebe gözü kapalı değil, gözü açık gitmeli, değil mi? Yok, değilmiş! Gözü kapalı gitmeli, orada açılmalıymış! Evet... O şamar da benimkileri fal taşı gibi açmıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Falaka
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arba Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.315 okur

  • Nida Nur Özcan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0