[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim.
Şimdi...
En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın.
Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü