1000Kitap Logosu
Finnegans Wake
Finnegans Wake
Finnegans Wake

Finnegans Wake

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.3
17 Kişi
39
Okunma
22
Beğeni
4.906
Gösterim
628 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 17 sa. 48 dk.
Basım
English · United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland · Wordsworth Editions · Aralık 2012 · Karton kapak · 9781840226614
Diğer baskılar
Finnegan Uyanması
Finnegans Wake
Finnegans Wake is the book of Here Comes Everybody and Anna Livia Plurabelle and their family - their book, but in a curious way the book of us all as well as all our books. Joyce's last great work, it is not comprised of many borrowed styles, like Ulysses, but, rather, formulated as one dense, tongue-twisting soundscape. This 'language' is based on English vocabulary and syntax but, at the same time, self-consciously designed to function as a pun machine with an astonishing capacity for resisting singularity of meaning. Announcing a 'revolution of the word', this astonishing book amounts to a powerfully resonant cultural critique - a unique kind of miscommunication which, far from stabilizing the world in meaning, constructs a universe radically unfixed by a wild diversity of possibilities and potentials. It also remains the most hilarious, 'obscene', book of innuendos ever to be imagined.
4 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺34,22
8.3
10 üzerinden
17 Puan · 8 İnceleme
Bibliothécaire
Finnegan Uyanması'nı inceledi.
%4 (27/663)
·
Puan vermedi
Beklediğim kitap geldi
Uzun zamandır almak için beklediğim kitabım geldi lakin ingilizce… Lacan’ın Yine - Hala eserinde anlaşılmasının çok zor olduğu bir kitap olarak değinmesi üzerine merakla almak için beklediğim eserdi. Kitabın elime orjinal diliyle ulaşması da traji komik bir şey
Finnegan Uyanması
8.3/10
· 39 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Liliyar
Finnegan Uyanması'nı inceledi.
663 syf.
" Finnahi çok komik , çok acayip finnahi !.."
Şuraya bir Finnegan çiziyoruz, durmuş kalbi pıt pıt atmaya başlayan.:) Sonra mı? Sonra onu tutabilene aşk olsun. Kitabın sonuna kadar peşinden sürüklüyor sizi. Bütün duyularınıza hücum ettiğini düşünün mesela. Hatta şöyle anlatayım ; Karma karışık bir rüya görseniz, kimlikleriniz birbirine karışsa.. Yok yok, Adem'in cennetten düşüşü gibi, duvardan düşüp ölseniz ama başınıza dökülen viskiyle tekrar dirilseniz.. Bu daha başlangıç. Sonra bir yerlerden Ulysses çıksa sahneye aniden, Dante çıksa, Kabala çıksa.. Ama Finnegan, Finnegan olmasa artık, mesela; HCE olsa. Here Comes Everyone gibi. Ya da Herkes Cem Eylemiş gibi. Ya da Humphrey Chimpden Earwicker gibi. Ya da Humprey Şempanzede Kulağakaçan gibi. Nasıl istersen öyle ama HCE ana karakter. Mekan Eirana. Kişiler; Finnegan HCE ALP Dük Welligton Thor Finn Mac Cool But ve Taf Mut ve Cut Sezar ve Brutus Dolph ve Kevin Çekirge ve Karınca Mookse ve Gripe Hizmetçi Kate Kahya Sackerson Öğretmen Yargıç vs...... Bitti mi? Bitmeeez, Kırım Savaşı var daha. Nuh Tufanı var. Ortalıkta dolaşıp her kılığa giren bir sanrı var. ALP var mesela, felsefeden dilbilime pek çok disiplini temsil ediyor. Sonra Joyce çıkıyor sahneye, " Kafan karıştı değil mi okur?" diyor, amacına ulaşmanın hazzıyla. Bir de rüya tabircisi John var, soru cevap onun alanı. Sonra Şeym var, adi bir tip; cesaretsiz, dürüst olmayan.. Bitti mi? Bitmeeez! Anna Livia var daha. Nehir kenarında çamaşır yıkayan kadınlar var. Gulug var. Ann var. Hımbıl var. Sonra bir meyhanede dört ayrı hikaye dinlemeye koyulduğunuzu düşünün. Kafanız iyice bulanıyor artık. Sorular dolaşmaya başlıyor birbirine. Sabaha karşı görülen rüya nasıl olur? Gece görülen rüya nasıl olur? HCE neler yapar ALP için? Ve kimlerin aşkları mahkeme tutanaklarına dahil olur? Sorular bitmeden, bir damlanın okyanusa karışmasıyla bitiyor her şey.. Derin mitolojik ve dini kavramların gölgesinde, bir şeyler hep başka bir şeyleri çağrıştırmaya başlıyor ama hiçbir şeyden emin olamıyorsunuz. Joyce Müthiş bir türetiş ustası. Akla hayale gelmeyecek, çoğu düğüm gibi çözülemeyen kelime oyunlarıyla, yaklaşık kırk dilin birleşimini oluşturmaya çalışan enteresan bir zeka. Kurguya takıldınız mı yandınız. Çırpınırsanız dibe çekilmeniz an meselesi. Kendinizi ona bırakırsanız yüzmenin hazzına varabilirsiniz ancak. Adem'den Havva'dan Nuh' a, sonra Irlanda tarihine, sonra mitolojiye, müziğe vs. o kadar geniş bir yelpaze sizi karşılıyor ki, saçma gibi görünen her cümleyle bir yerlere gönderme yapmanın zevkini yaşıyor Joyce. Irlanda radyosunun frekansına da rastladım, halk ekmeğe de, Bolu yoluna da.. Bu kitap onun isyanı gibi geliyor bana. Kalıba sığmayisi, kimsenin onu etkilemesine ya da sınırlamasına fırsat vermeyişi gibi.. Tasdik ediyor sizi; " Mişim de mışım ,he kuzum he yavrum.." diyerek. Sen öyle san, demek istiyor aslında. Tam bitmek üzereyken bir bakıyorsunuz son cümle yarım. Noktalama işaretleri bile olmadan,bitmemiş ama bitivermiş. Joyce 'dan veda busesi gibi. :) Hasılı kelam, Joyce 'u çözmek hikâye. Onun dilini yaşamak anlamanın yerini alıyor. Başka şansınız yok çünkü. O, bu kitabı, siz anlayasınız diye yazmamış. Sadece direncinizi ölçüyor ve alacağınız zevk, katlanma eşiğinizi belirliyor. Sarsıyor, orası kesin. Bir deprem, ama mahiyeti çok da aşikar değil. Benim ayağım tökezliyor belki, ya da belki sen tepetaklak gidiyorsun. Bu fark birimizi ona yaklaştırıyor..Acaba hangimizi? Son olarak, Turhan Yıldırım iyi ki okuyalım dedik.:) Bu güzel etkinlik için ikimize de teşekkür ediyorum. #48592628 Bu eğlenceli serüveni ölümsüz kılmak adına, bu iletiyi de ekleyelim. :) Keyifli okumalar..:)
Finnegan Uyanması
8.3/10
· 39 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
15
116
Elif Kimya S.
Finnegan Uyanması'nı inceledi.
663 syf.
Bu kitaba inceleme eklemeyi düşünmüyordum ama sitede bu kitabın hakkettiği değeri görmediğini düşündüğüm için birkaç kelime de olsa düşüncelerimi yazmak istedim. 6 aydır kitaplığımda sırasını bekleyen ve benim de sürekli sarfınazar ettiğim, başlamaya yanaşamadığım kitap. Bilinçakışı tekniğinin mihenk taşı sayılan İngiliz edebiyatçı James Joyce ' nin 17 yılda tamamladığı, çevrilemez denen ve çevrildikten sonra da okunamaz denen kitabını okumayı başarmış bulunuyorum. Eee, çevrilemez, okunamaz denilen eseri okudun da ne anladın diye soracaksınız doğal olarak. Bu kitabı anlamak için bir kere okumak yetmez. Her cümleyi yavaş yavaş, tekrar tekrar okuyup sindirmek, algılamak gerekiyor. :) Kitap inşaat işçisi Tim Finnegan 'in merdivenlerden düşüp ölmesi ve üzerine dökülen bir içki sayesinde dirilmesiyle başlıyor. Joyce anlaşılması zor kitabında bir roman yazmakla yetinmeyip müzik, ahlak, sanat, hayat, ölüm, tarih, mitoloji, siyaset, edebiyat, din gibi her alana değinmiş. İnsanı, insanlık tarihini en detaya inip anlatmış. Din adı altında her türlü ahlaksızlığı meşrulaştıran, insanları tanrı gibi yargılama hakkını kendinde bulan hadsizleri, sözde dincileri sert bir üslupla eleştirmiş. Şiirin yaşayan tanrısı Şükrü Erbaş, Ömür Hanımla Güz konuşmaları şiirinde " Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok konuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz? Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri konuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten olurdu. " diyor. (Şiiri dinlemek isteyen olursa youtu.be/ttuVlr-Wg5s) Acaba Joyce de kitabı yazarken öyle mi düşünmüş dedim. Kendine ait sözler türetip insanların anlamasını zorlaştırmış ve sözleri öylesine okumalarını değil hissetmelerini istemiş sanki. Bunu düşünmeme biraz da bir okuruyla yaptığı diyalog sebep oldu. Kitap ilk yayımlanmaya başlamadan önce Joyce birkaç kuple paylaşmış. Bunları okuyan okuyucusu " Çok değerli bir şey okuduğumun farkındayım ama itiraf etmeliyim ki anlayamıyorum. " Joyce ise " Çok önemli değil, dinle ve hisset yeter " demiş. Sanırım o hisse yeteri kadar giremedim ben ilk okumada. Çünkü bu kitabın anlattıkları deryaysa, benim anladığım deryada bir damla, diyebilirim yalnız. 17 bölümden oluşan kitap, sarmal bir döngüyle yazılmış. Yarım bir cümleyle kitaba başlangıç yapılıyor ve kitabın sonunda o yarım cümle tamamlanıyor. Joyce bu kitapta dilbilgisi kurallarını tarumar edip, yeni bir dil, kendini dilini yaratmış gibidir. Kitabı yazarken Türkçe de dahil olmak üzere 40 dilin dağarını birleştirmiş ve eklerle yeni kelimeler türetmiş, edebiyata cavşırı bir soluk getirmiş. Kitabı elimden neredeyse hiç bırakmadığım halde 18 günde ancak bitirebildim. Çünkü hayatımda hiç duymadığım ve büyük ihtimalle hiçbir zaman duymayacağım onlarca kelimenin anlamını araştırmam kitabı bitirme süremi bayağı uzattı. Çokanlamlı ve türetilmiş kelimeler kitabı anlamayı zorlaştırdığı için çevirmen bir önsöz ve “Finnegan Uyanması’na Kılavuz” başlığıyla 23 sayfalık bir kılavuz hazırlamış. Bunlardan faydalanarak kitabı anlamakta kendinize bir kolaylık sağlayabilirsiniz. Bu kitap Türkiye' de iki farklı çeviriyle okuyucuya sunulmuş. İlk çeviri Finneganın Vahı (Umur Çelikyay çevirisi) ikincisi Finnegan Uyanması ( Fuat Sevimay çevirisi.) Hangisini okumalıyım diye bir ön araştırma yaptım ve Umur Çelikyay' ın orjinal metne daha sadık kaldığını ve ondan okumam gerektiğini anladım. Ama malesef çevirmen cilt cilt kitabı çevirmiş ve şu an sadece ilk cildi yayımlanmış durumda sanırım. O yüzden Fuat Sevimay çevirisi okudum. Çevrilemez denen bir kitap için gerçekten kusursuz bir çeviri olmuş ama çevirmenin serbest çalışma tekniğini uyguladığını yani kitapta okuduğumuz bazı kelimelerin aslında yazara değil, çevirmene ait olabileceğini okuduğum için kitabı Umur Çelikyay çevirisiyle de tekrar okumayı düşünüyorum.
Finnegan Uyanması
8.3/10
· 39 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
78