« Yaralanışımdaki haksızlık ve nankörlük hissinin nefes kesen baskısı ıstırabını katbekat artırıyordu. »
Elhamdülillah görebilen göz duyabilen kulak hissedebilecek bir ruh ve sayamadığım birçok şey için Rabbim ...
Sizin Eylül ayınız nasıl geçti?
Benim, yarısı memlekette yarısı İstanbul'da geçen bir aydı. Çokça hüzün ve mutluluk barından bir ay, ikisi bir arada nasıl olur demeyin oluyor.
Sizin Eylül ayınız nasıl geçti?
Benim, yarısı memlekette yarısı İstanbul'da geçen bir aydı. Çokça hüzün ve mutluluk barından bir ay, ikisi bir arada nasıl olur demeyin oluyor.
Romanın kahramanı tıp öğrencisi Victor Frankenstein; hastalıklara son verebilmek için insanı yeniden yaratmayı, böylelikle de ölümsüzlüğe ulaşmayı istemektedir. Deneyleri sonucunda yaşamın sırrını keşfeder ve bunu üstün bir insan yaratarak kullanmaya karar verir. Çeşitli mezar ve mahzenlerden topladığı ceset parçalarını bir araya getirir. İnsan vücudunun karmaşık parçalarıyla uğraşmanın zorluğu yüzünden 2,50 metre boyunda ve buna orantılı bir genişlikte üstün bir insan yaratmaya karar verir. Galvanizm, simya ve elektrik gücünü kullanarak aslında isimsiz olan ama okuyucuların kendi adıyla, Frankenstein olarak bildiği ucubeyi yaratır. Fakat ondan memnun kalmaz ve kaçar. Yaratık ise kendisini yaratanı tanıyordur ve neden insanların ondan korkup kaçtıklarını bilmiyordur.
Babasını (Dr. Frankenstein’ı) bulup, ondan hesap sormak ister. Yüreği müşfik, mizacı yumuşak olsa da görenlerde korku uyandırdığı için toplumdan tecrit edilir. Bir müddet sonra bir aileyi izlemeye başlayan Frankenstein, ailedeki fertlerin birbirlerine karşı duyduğu sevgiyi görür ve kendisini yalnız hisseder.Babasından bir eş ister; ancak Dr. Frankenstein onun duygularını önemsemez. Yalnızlığı arttıkça acımasızlaşır ve kendisini yaratandan korkunç bir şekilde öç almaya çalışır. Kitabın ana çerçevesi bu şekilde ilerliyor.
Frankenstein’n gerçek öyküsünü okumak oldukça
zevkliydi. Tüm bunların yanında, okurken sizi germesi ve mistik havasını size geçirmeöyküyü daha da değerli kılıyor.