Gerçek-(2.Cilt)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.849
Gösterim
Adı:
Gerçek-(2.Cilt)
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordosiyah
Baskılar:
Gerçek
Gerçek
Gerçek
Gerçek-(2.Cilt)
Gerçek
Zola,19. yüzyılın ikinci yarısında, doğal-fiziksel ve toplumsal dünyanın yanı sıra, insanın da ‘bilimsel’ yoldan eksiksiz açıklanabileceğine duyulan inancın bir uygulaması olan ‘natüralist’ (gerçekçi) akımın önderlerindendir. Pozitivizmin ürünü sayılabilecek bu akım, edebiyatı ‘bilime’ yaklaştırmış; özneyi amansız bir determinizm içinde eritmiştir. İnsan (özne), soyaçekimin; sosyal şartların ve içinde yaşadığı dönemin bileşiminde edilgen bir varlıktır. Bireyin toplum içinde ona uyumlu yer edinmesi, ancak ‘eğitimle’ mümkündür. ‘Bilimsel’ akla dayalı eğitimin karşı kutbunda
meşruiyetini inançtan alan din kurumu ve onun çeşitli temsilcileri yer alır.

Gerçek: Bir aydınlanma çağrısı.
606 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Kitap Fransa' yı değil de sanki Türkiye' yi anlatıyor. Olaylar, Fransa' da cumhuriyetin ilan edilmesinden yaklaşık 30 yıl sonra yani yaklaşık olarak 1820' lerde geçiyor. Kilise' nin cahil halkı kandırması, onların dini duygularını kullanarak maddi olarak sömürmesi. Ülkenin kilise tarafından, tarikatlare ve cemaatlere teslim edilmesi. Ordu, adliye ve daha bir sürü kamu kurumunun tarikatler tarafından ele geçirilmesi. Bu kuruluşlara tamamen cemaatcilerin yerleştirilmesi. Lâik eğitim kurumları ile kiliseye bağlı dini okulların çatışması. Fikir, görüş olarak ikiye ayrılmış bir Fransa. Kilisenin bu gücü; tamamen halkın cahil bırakılarak dini duygularının sömürülmesinden gelmekte. Lâik eğitime karşı çıkmaktalar çünkü halkın bilinçlenmesinden, aydınlanmasından korkuyorlar. Çünkü halk bilinçlenirse kendi saltanatları sona erecek. Dediğim gibi kitap o kadar tanıdık ki sanki bizim ülkeyi okudum. Işin acı yanı da Fransa; kilise, tarikat, cemaatler ile yaklaşık 200 yıl önce mücadele etmiş ve halkın içinden çıkan öncülerin mücadelesi ile aydınlığa kavuşmuş. Biz de ise halktan bir değişim talebi olmaksızın Atatürk tarafından tepeden inme gelişmeler yaşanmış. Onlar gibi tabandan tavana değil de, tavandan tabana. Ve biz de geç olsa bile onların geçtiği yollardan geçiyoruz. Kitaba dair yazılacak çok şey var ancak ne kadar yazarsak yazalım yetersiz kalacak. Daha önceleri yalnızca bizde yaşanıyor sandığım şeylerin, zaman farkı olsa bile başka ülkelerde de yaşandığı görünce ve sonuçlarını da görünce umudum arttı diyebilirim. Kitap mutlaka okunmalı. Eğitim mücadelesi adına, halkın aydınlanma adına mutlaka ama mutlaka okunması gerekenlerden.
860 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı okurken yapacağım değerlendirmeyle ilgili zihnimde birçok cümle oluşmuştu. Kitabın konusu, ana fikri bakımından okuduğum zaman, birkaç gündür yaşananlara denk gelmesi daha farklı etkiledi. Derin bir acı ve umutsuzluk içindeyim. Bu sebeple tüm cumlelerim kayboldu. Romanın baş kahramanı gerçeğe, akla ve mantığa olan inancını, umudunu asla yitirmiyor. İşlenen bir suçun etrafında akıl, gerçek, bilim ve mantığa karşı hurafe, körü körüne bir inanç, yalan, çıkar ve daha birçok şey... Emile Zola 19,yy. sonlarında yazmış bu romanı ve bir kez daha bana tarih tekerrurden ibarettir dedirtiyor yaşananlar.
606 syf.
·9/10
3 cildi bu kadar hızlı okuyacağımı tahmin edemezdim. Gerçekten sürükleyici ve kitaptaki tüm duyguları yaşayabiliyorsunuz. haksızlık eşitsizlik oturduğun yerden kalkıp hikayenin içine dalıp ortalığı dağıtmak isteyebilirsiniz dikkat!
606 syf.
·Puan vermedi
Tam bir gerçeklik aslında kitapta anlatılanlar. Evet kurgu diyoruz ama edebiyatta pek çok bilimden faydalabdigini burada tekrar gösterdi. Tarih din sosyolji bu kitaba zemin oluşturmuş. Yıllar önce yazilan bu kitapta anlatılanları zaman mekan kişiler olarak başka dine başka ülkelere başka kişilere yirumlayabilmek o kadar mümkün ki bu deerlendirmeyw bile fırsat verdiği için bugünkü gerçeği geleceğin gerçeğini görebilmek için bile okunması gereken bir kitap.
606 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ben bu eseri sesiyle ve diksiyonu ile meşhur Mehmet Atayın sesinden sesli kitap olarak 10 kez baştan sona kadar dinledim. Harika bir eser...
Avrapının kilise prangalarından kurtulup aydınlanma sürecini ele alan bir eser.
702 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Gerçek ve adalete ancak eğitimle ulaşılır. Akıl ve bilimle açıklanamayan hiç bir doğma ve hurafe ayakta kalmayacaktır. Sorgulayan ve gerçeği hayatın vazgeçilmezi bir nefes gibi arayanlar mutluluğa ulaşacaktır. Kitapta katolik inancıyla aklın ve bilimin savaşı yer alıyor. Kendi toplumumuz için değerlendirildiğinde aklıma su geliyor. Anadan babadan gelen bir din anlayışıyla kendi kutsal kitabını okumayan, kutsal kitabın ilk emri olan "oku" emrini tatbik etmeyen, hurafelere körü körüne inanan bir toplumdan ne beklenebilir? Gerçeğe ulaşmak için sorgulamak ve şüphe duymak gerekir. Akıl ve bilim hayatınızda tek rehberiniz olsun.
606 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap dunya tarihinin yazilmis en iyi toplumsal analiz kitaplarindan bence... Cahil bir toplumun yillar suren mucadelesi ve sonuclarini anlatiyor.. din olgusunu tum gercekligiyle sergiliyor... ulkemizin su an düştüğü durumu bu kitabi okuduktan sonra cok daha iyi anlayacaksiniz... bu kitap okullarda zorunlu okutulsa toplum yapisi değişir...
704 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Fransa'daki Dreyfus olayını konu alır kitap. Zola bu olayı bizzat yaşamış ve toplumun bu olay karşısında ikiye bölünmüş olmasını, (o zamanlara göre) "Demokrasinin kılıcı, laikliğin çıktığı yer, aydınlık ve sanat dolu olan" Fransa'da Alman ajanı olan rütbeli bir askerden gizli bilgilerin istendiği bir mektubun bir hizmetlinin eline geçmiş olması üzerine, bu el yazısının Yüzbaşı Alfred Dreyfusunkine benzemesi ve Yahudi olması (burdaki Yahudi olmasının önemi o döneme göre daha taze olan Fransa-Prusya savaşının Fransa açısından büyük etkisinin olması (olumsuz anlamda) suçlama için ne kadar çirkin olsa da bahanedir. Ve Yüzbaşının rütbeleri toplanır, yargılanır, ceza verilir ve bunun üzerine Zola "İtham Ediyorum" veya "Suçluyorum" adında bir makale yazar. Burda çeşitli askeri görevlileri suçlu bulduğundan Zola'ya dava açılır (Bakanlıkca) ve bir sene Londra'da yaşamak zorunda kalır. Sonrasında ise yeniden yapılan birkaç duruşma sonunda Yüzbaşı serbest bırakılır ama Zola duruşunu bozmayıp bunu takdir etmez. Ve ülkesine geri geldiğinde bu durumu toplumsal açıdan iki tarafın (laik ve yanlış öğreti mağdurları sömüren yozlaşmış ve sürekli yayılan bağlantılı büyük insanlar) çatışmasını oldukça iyi bir şekilde anlatır.
Ne yazıktır ki günümüz için de geçerliliğini sürdüren bir durumdur.
Ya da başka bir deyişle "Ne yazık ki gün hala ayaktakımının günüdür!"
Öneririm.
Daha önce okuduğum ve zihnimde yer etmiş efsanevi bir eser. En yakın zamanda kütüphaneme dahil edip tekrar okuduktan sonra incelememi güncellemeyi istiyorum.
Tavsiye ederim
Zifiri karanlıklar bütün beyinlerde yoğunluğunu muhafaza ediyorsa, bunun nedeni metotsuz ve hiçbir bilimsel temele dayanmadan elde edilen yarı eğitimin sadece zekanın zehirlenmesine daha da tehlikeli ve kaygı verici olan ahlaksızlık haline ulaşması gibi görünüyordu.
Tablo tamamlanmıştı. Bilgisiz köylüden, ahmak ve korkak küçük memura kadar ara yerde de kışlanın ve ücretçiliğin bozulmuş ürünü, aptallaşmış işçi vardı. İstediğiniz kadar yukarı çıkın, yanlış düşünce, dar ve bencillik ve alçak korkaklıkla daha da ağırlaşıyordu.
"Acı insan ruhunu karatmaz, yeter ki gözlerimizin önü kararmasın, yeter ki acı bizleri kötü insanlar haline getirmesin.
Emile Zola
Sayfa 757 - Bordo Siyah- Ii.Cilt
"Halkın yoğun karanlıklardan kurtulması için yapılan bütün çabaları hangi gizli el sonradan felce uğratmıştı?"
Emile Zola
Sayfa 208 - Bordo Siyah- I. Cilt
Ben sadece gerçeği söyleyebilirim ve biliyor musun, gerçeğin karşısında hiçbir şey duramaz, gerçek güçlüdür ve ebedi muzafferdir.
Emile Zola
Sayfa 96 - Kırmızı yayınları
Tek bir haksızlık, bunaklığa uğramış bir milletin yavaş yavaş ölmesine yeter.
Emile Zola
Sayfa 140 - İstanbul Kitabevi Yayınları-1965

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gerçek-(2.Cilt)
Sayfa sayısı:
440
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordosiyah
Baskılar:
Gerçek
Gerçek
Gerçek
Gerçek-(2.Cilt)
Gerçek
Zola,19. yüzyılın ikinci yarısında, doğal-fiziksel ve toplumsal dünyanın yanı sıra, insanın da ‘bilimsel’ yoldan eksiksiz açıklanabileceğine duyulan inancın bir uygulaması olan ‘natüralist’ (gerçekçi) akımın önderlerindendir. Pozitivizmin ürünü sayılabilecek bu akım, edebiyatı ‘bilime’ yaklaştırmış; özneyi amansız bir determinizm içinde eritmiştir. İnsan (özne), soyaçekimin; sosyal şartların ve içinde yaşadığı dönemin bileşiminde edilgen bir varlıktır. Bireyin toplum içinde ona uyumlu yer edinmesi, ancak ‘eğitimle’ mümkündür. ‘Bilimsel’ akla dayalı eğitimin karşı kutbunda
meşruiyetini inançtan alan din kurumu ve onun çeşitli temsilcileri yer alır.

Gerçek: Bir aydınlanma çağrısı.

Kitabı okuyanlar 101 okur

  • Serap Es
  • Serap BAĞCI

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%3.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0