Okuduğum en sıkıcı ve garip kitaplardan biriydi. Hikayeler anlamsız ve rahatsız ediciydi. Çok ince olmasına rağmen zor bitirebildim. Balzac okumaya bu kitapla başlamam büyük hata oldu.
“Kadın ilk öpücükte neler kazanacağını bilemez,fakat son öpücükte neler yitirdiğini bilir.”
Rönesans’ın ihtişamlı ama yozlaşmış Roma’sında, güzelliğiyle dillere destan olmuş bir kadın yaşar: İmperia.
Güzel Imperia, kısa olmasına rağmen beni çok etkileyen, yer yer öfkelendiren, ama aynı zamanda düşünmeye zorlayan bir metindi. Balzac’ın cesareti, ironisi ve karakter derinliği, bu eseri sadece bir dönem eleştirisi olmaktan çıkarıp evrensel bir ahlak ve insanlık dersi hâline getiriyor.
Fahişe olarak etiketlenmiş bir kadının erkek egemen toplumun yarattığı iki yüzlülüğünü teşhir etmesi yönüyle de güzel bir ayna.
Güzel ImperiaHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 0157 okunma
Akici fakat , edebi deger acisindan dusuk bir kitap . Sevemedim . Oldukca fazla mustehcenlik mevcut hatta kitap tamamen bunun uzerine kurulu . Yarim kalmasin diye okudugum kitaplardan birisi oldu .
Güzel ImperiaHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 0157 okunma
Bu kitabı dinledim. 1800lu yıllar Fransasinda dinin nasıl hala etkin olduğunu anlatıyor. Okuması gereken bir kitap. Yazarın akıcı, ve bilgi dolu olduğu kitapta anlaşılıyor. Bize detaylı 19.yy Fransa hayatını sunuyor
“Kadın ilk öpücükte neler kazanacağını bilemez,fakat son öpücükte neler yitirdiğini bilir.”
Rönesans’ın ihtişamlı ama yozlaşmış Roma’sında, güzelliğiyle dillere destan olmuş bir kadın yaşar: İmperia.
#okudumbitti
#HonoreDeBalzac
#Güzelİmperıa
#160sayfa
#AğustosAyı1ciKitap2022
Önsözden
"Kitabımı dikkatle ve takdirle okuyun. Okuduktan sonra beğenmezseniz, sevgili efendimiz Rabelais'nin dediği gibi, inşallah kızamık olursunuz"
Ehömm ehemmm. Ne desem bilemedim şimdi. Ben de şimdi bu kitabı alıp okumasanız kızamık olursunuz inşallah mı desem beğenme garantili kitap yazmış yazar. Son zamanlarda okurken en çok eğlendiğim kitap oldu diyebilirim.
Önsözde yazar aynı zamanda şöyle bir cümle de kurmuş
"Şunu unutmayın :İnsanoğlu ancak bebekken bol bol güler. Yaşam merdivenini tırmandıkça bu içten gülme, yağı bitmiş kandil gibi söner. Bu da şu demektir: Neşelenmek için insanın masumiyete ve temiz kalpliliğe gereksinimi vardır"
Ayrı ayrı hikayelerden oluşan kitapta en çok Kralın sevgilisi adlı hikayede güldüm. Aslında ironik bir dille yazılmış hikayelerin ana konusu cinsellik. Yazar yine önsözde şunu da eklemiş
"Ve bu kitabı, pek gündüz değil de, geceleri okuyun. Ayrıca masum kızlara (eğer hala böyle kızlar kaldıysa) sakın vermeyin"
Sanırım kitap hakkında ki en ironik yorum yine yazarın önsözdeki bu cümlesi olurdu. Zira hiçte öyle bir grinin elli tonu havası yok kitapta. Hatta çokta yerinde gönderemeler var. Ben çok sevdim ve çok eğlendim bu kitabı okurken. Tavsiyedir. Okuyun. Ama siz yine de yazara kulak verin ve gece okuyun kitabı
Güzel ImperiaHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 0157 okunma
Merhaba arkadaşlar. Öncelikle hepimize mutlu geceler ve güzel bir hafta sonu diliyorum. Balzac’a ait ilginç bir hikaye kitabını geride bıraktık. Açıkçası beklentim o dönem kitaplarında sıkça gördüğüm
"İnsanoğlu ancak bebekken bol bol güler. Yaşam merdivenini tırmandıkça bu içten gülme, yağı bitmiş kandil gibi söner. Bu da şu demektir: Neşelenmek için insanın masumiyete ve temiz kalpliliğe gereksinimi vardır. Bu özellikleri olmayan kişiler dudaklarını büzer ve sanki bir kötülüğü gizlemek istermişçesine surat asar. Onun için yalvarırım sizlere, nolur bu kitabı bir toplum portresi olarak düşünün. Kabul edin ki bazı sahneleri incir yapraklarıyla kapatmak yazar için olanaksızdır. Ve böylesine güçlü edebi yapıtlar artık yazılmamaktadır." Diyor Balzac kitabın önsözünde...
Kendisini okutmayı başaran etkileyici bir önsöze sahip olan Güzel İmperia, Balzac'ın öykülerinden oluşan bir hikaye kitabı... Dinsel öğelerin ve cinselliğin yoğun olduğu kitapta birbirinden eğlenceli öyküler, birbirinden esprili ifadelerle anlatılmış.
Güzel ImperiaHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 2003157 okunma
Dünya edebiyatının romandaki tartışmasız en büyük isimlerinden biri olmasının yanı sıra çoğu roman yazarını yol gösterici ve esin kaynağı olarak etkisi altına alan Balzac, hikaye alanındaki ustalığını da ispatlıyor bu kitabında. Büyük ustanın birbirinden güzel ve ilginç öyküleri gerçek manada okunmaya değer.
Güzel ImperiaHonore de Balzac · Yalçın Yayınları · 2003157 okunma
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar.
Hayatı
Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.
Edebiyat kariyeri
1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.
1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.
1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.
İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.