İki "Ivan", iki komşu. İsimleri benziyor, yaşadıkları kasaba aynı, sosyal statüleri benzer.
İkisi de orta yaşlı, saygın, mal mülk sahibi, çevrelerinde sevilen, biraz ağırbaşlı kişiler.
Ama... inanılmaz alınganlar. Kırılgan, gururlu, inatçı insanlar. Birbirlerine gidip gelirler, sohbet ederler, aynı yerel topluluğun içindedirler. Fakat bu dostluk, bir gün Ivan Ivanoviç’in şöyle bir cümlesiyle çatırdamaya başlar:
“Sen bir kaz kafalısın!”
Bu söz öylesine, belki biraz şakayla, belki tartışmanın hararetiyle söylenmiş olabilir...
Ama Ivan Nikiforoviç bunu kaldıramaz. O saatten sonra olay büyür de büyür. İki yetişkin adam, sırf biri diğerine “kaz kafalı” dedi diye mahkemelik olur.
Dilekçeler yazılır, hakaretler karşılıklı çoğalır, çevredekiler taraf tutmaya başlar.
Palto ve Burun iki kısa öykünün birleşimi ile ortaya çıkan akışkan bir kısa kitap.Gerek yazım stili gerek anlatış tarzı sizi sıkmayan, iki can ciğer dostun nasıl olurda bu kadar ezeli düşman olduğunu ve inatlaştığını hayretler içinde okuyacağınız güzel bir kiap.İyi okumalar :)
"Bu salı Yeraltından Notlar varmış, kaçmaz."
"Ben geçen hafta alamadım, Totem ve Tabu'nun ilk cildini nereden bulabilirim acaba?"
"Haftaya Tolstoy verecekmiş, unutma sakın."
Türk basın tarihinin edebiyat alanında yapılmış en ileri hamlesiydi Cumhuriyet'in her salı bir dünya klasiğini gazeteyle birlikte bedava vermesi. Üstelik pek çoğu Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde yapılmış çevirileriyle, Hasan Ali Yücel'in önsözleriyle. Benim de iple çektiğim, kaçırmamak için binbir çileye katlandığım bir dönemdi; neticede çok büyük bir kısmı var arşivimde. Her salı bir dünya klasiği, her cuma Kurtuluş Savaşı veya Kuruluş dönemine ilişkin bir kitap. Bir gazete fiyatına başta öğrenciler, gazete bayii olan her yerde dünya klasikleriyle buluşuyordu insanlar (kitapçının, kütüphanenin mumla arandığı bölgeleri de düşünürsek bunun ne demek olduğunu daha iyi anlarız). Hem de iki yıl boyunca istikrarlı olarak, hiç aksatmadan yapıldı. 20 yıl geçmiş ilk kitap verildiğinden bu yana. Yani o gün doğan okur arkadaşlar bugün bu sitenin kullanıcıları. Aradan geçen süre ülke basınının geldiği nokta açısından ciddi bir irtifa kaybını ortaya koyuyor. Bir de tabii artık yaşlandığımız gerçeğini lakin bu bambaşka bir konu, rica ederim bu bahsi kapatalım.
Gogol'un bu öyküsü ilk kez 1835'teki bir seçkide yayınlanmış. Bizde de Gogol'un bazı seçkilerinde yer alıyor. Bence dünya klasiklerini en derli toplu yayımlayan yayınevi olan İş Bankası Kültür Yayınları'nda ise Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri kitabında yer alıyor. Cumhuriyet, Hasan Ali Yücel önsözü ve güzel bir incelemeyle birlikte tek başına basmış öyküyü.
Öykümüz Mirgorod'da geçiyor. Bugünkü Ukrayna'nın orta kısımlarındaki küçük bir kent Mirgorod. Tabii o dönem Ukrayna filan yok. Rus İmparatorluğu'na bağlı. 1814'te Napolyon'u
İki elit beyfendinin "kaz" kelimesi yüzünden birbirine uzun yıllar kin gütmesi, davalık olması. Aslında o beyefendilik altında nasıl da çok farklı bir insan olduklarını gördük. Damarına basılınca ortaya çıkan. İvan ivanoviç'in hitap şeklinde hayran bırakılacak türden. Kitabın başında wow çok efendiler diyip sonrasında aslında o kadar da değilmişe geliniyor. Evet yapılan bir saygısızlık var ama bu kadar kin, nefret kusmak gerekli midir? Biri büyüklük yapıp affedemez miydi? Böylece çok iyi anlaştığın insan ölür de bir daha göremezsin.
İki dostun aralarındaki samimiyeti anlatır. Günün şartları gereği yakınlık yada birbiriyle olan sıkı bir ilişkiden doğan bir dostluk. Bununla beraber bir güven duygusu...
Gogol'un bana göre en iyi eserlerinin bir arada olduğu bir kitaptı. Daha önce okumuştum ama tekrar okumak istedim ve yine aynı tadı aldım.
Kitap üç bölümden oluşuyor.
Birinci bölümde Ivan Ivanoviç ve arkadaşı Ivan Nikiforoviç'in arasında yaşanan bir sorunu ve ardından gelen düşmanlığı görüyoruz.
İkinci bölümde, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını gören bir adamın hikayesini,
Üçüncü bölümde, yoksul bir memurun eski paltosu yerine yeni aldığı bir paltoyu görüyoruz.
Çok basit şeylerden çok ilginç konular çıkarmayı başaran Gogol'u mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Hele hele Burun ve Palto bölümleri adeta bir şaheser benim için.
Dostoyevski'ye ait olduğu iddia edilen şu sözle bitirelim incelemenizi:
Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık...
İvan İvanoviç'in ve İvan Nikiforoviç'in Öyküsü, Burun ve Palto adlı hikâyelerden oluşuyor kitabımız.
Gogol'ün dilini alışınce sevdim. Öyküleri birbirinden özgün, inanması zor, olağandışı... Önce Petersburg'un soğuğu ile insanı üşütüyor; sonra muzip, kendine has diliyle insanı o sıcacık öyküleriyle ısıtıyor. Düz yaşantımda hikâyeyi pek sevmem ama Gogol'e bayıldım. Herkese öneririm.
Hayatın içinden bir hikaye. Sıkılmadan zevkle okunuyor. Karekter isimleri tekerleme gibi eğlenceli yazarın aralarda bunu size nasıl anlatıyım gibi cumlelerle kitabın içinde kendini kanlı canlı hissettirmesi ayrı güzellik katıyor.
İki Medeni Beyefendi’nin “kaz” kelimesi yüzünden kavga etmeleri cidden akıl alır gibi değil.18.yüzyıldaki insanların bu tür kavgaları daha çok olsa gerek
İvan İvanoviç ve İvan Nikiforoviç adında iki yakın dostun trajik düşmanlığını konu alan bir hikaye. Gogol'ün akıcı uslubu ve metaforlarla harmanlanmış tek solukla okunabilecek güzel bir hikaye serisi. Eserde, Palto ve Burun hikayeleri de mevcut ki bunların da öykü tarzında bir o kadar ustaca yazıldığını görmek mümkün. Gogol, Özellikle karekterlere (üniformalılara) yüklediği anlamlar ilk etapta gülünç diye geçiştirilse de sonrasında Rus yöneticilerinin nefret şimşeklerini üzerine çekmekten paçayı kurtaramamış. Oscar Wilde gibi O da büyük acılar sürgünler çekmiş ve genç yaşta ölmüş olan ölümsüz bir yazar..
Eleştiri:
Gogol'ün "Bir Delinin Hatıra Defteri" ve
"İvan İvanoviç ile İvan Nikiforoviç" hikaye kitaplarının her ikisinde de "burun ve palto" hikayeleri var. Aynı. Yayıncı kuruluşun hadsizliği, beşerden utanmazlığı ve Allah'tan korkmazlığı olsa gerek.
Sonuç: Gülünç karekter analizi dalında Gogol'ün üzerine tanımam. Gogol biraz daha yaşasaymış muhtemelen Dostovyeskinin gölgesinde kalmazmış diye tahmin ediyorum
10/9
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları