İlk Namaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.556
Gösterim
Adı:
İlk Namaz
Baskı tarihi:
1 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754736922
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Ömer Seyfettin'in en seçkin hikayeleri çocuklarımızın istifadesine sunulmuştur.
94 syf.
·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
TÜRKİYE devletinde yaşıyorsan ya kütüphanende yada ruhunda Ömer Seyfettin olmalı......

Milli, vatansever, bayrak aşığı;
Hoşgörü, iyilik, zariflik;


Gurur verici.........
94 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Ömer Seyfettin’in sade anlatımıyla çocukluğuna dair anlattığı anıların hikayeye dönüşmüş şeklinden ibaret bu kitap. Okumak çok keyifli . İyi okumalar. Var olun.
  • Gizli Mabed
    8.0/10 (70 Oy)52 beğeni400 okunma64 alıntı4.121 gösterim
  • Yüz Akı
    7.9/10 (31 Oy)22 beğeni198 okunma1 alıntı3.509 gösterim
  • Kütük
    8.2/10 (33 Oy)22 beğeni195 okunma6 alıntı952 gösterim
  • Primo Türk Çocuğu
    8.4/10 (86 Oy)66 beğeni491 okunma53 alıntı3.406 gösterim
  • Beyaz Lale
    7.8/10 (86 Oy)71 beğeni565 okunma32 alıntı3.694 gösterim
  • Üç Nasihat
    8.2/10 (98 Oy)63 beğeni644 okunma36 alıntı2.581 gösterim
  • Teke Tek
    7.5/10 (20 Oy)19 beğeni114 okunma15 alıntı1.962 gösterim
  • Efruz Bey
    7.7/10 (145 Oy)117 beğeni802 okunma308 alıntı7bin gösterim
  • Bir Çocuk Aleko
    8.6/10 (35 Oy)26 beğeni143 okunma4 alıntı800 gösterim
  • İlk Düşen Ak
    8.1/10 (31 Oy)27 beğeni145 okunma37 alıntı1.539 gösterim
80 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitabı ilk hikayesinden dolayı okumayı arzu edip almıştım. Okuduğum da sade dili ve çağını en iyi şekilde yansıtan anlatımıyla içine çeken bir hikâyeydi. Bir çocuğun yaşantısında annenin etkisini ve çocuğun gözlemlerini görebildiğimiz bir hikâye. Ben severek okudum. Çocuklardan daha çok ergenlik çağındaki gençlere öneririm.
80 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Anne çocuğunu kalbinden sular. O çocuk gün gelir koca bir medeniyete can suyu olur.
İşte bu yüzden Şark’ın çocukları unutulmaz çocukluk anılarında saklıdır. Saklandıkları yerden medeniyete doğru büyük bir köprü kurarlar.
88 syf.
·Beğendi·5/10 puan
Bitti !!

İçinde 9 tane öykü olan Ömer Seyfettin kitabı. Eski Türkçe ile yazılmış olanlar öyküleri hiç anlamadım desem yeridir. Her kelimenin anlamını alttan okuyup anlamaya çalışmak beni yoruyor. O yüzden sadeleştirilmiş kitapları daha çok seviyorum.

Dama taşları ve Havyar öykülerini beğendim. Okumak isteyenler sadeleştirilmiş halini okuyabilir. 5/10
70 syf.
Ömer Seyfettinin çocukluk çağına ait Kaşağı, Ant, Falaka, Yalnız efe gibi hikayeleri bir kitapta toplanmış. Başlanıldığı gibi biten, birkaç saatliğine içinde bulunduğumuz hallerden kurtarıp çocukluğunuza götürebilen bir kitap."
80 syf.
·3 günde
Öncelikle adıyla içeriği uyuşmayan bir kitap demeliyim.İçinde dokuz adet hikaye var ve sadece ilk hikaye kitabının adını anlatıyor.İkinci ve üçüncü birbiriyle bağlantılı.Gerisi hepten alakasız.Evet güzeldi ama ben daha farklı bir beklemiştim ondan biraz sevemedim diyeyim.1-2 saatte bitebilecek çerez kitap denilen türden(ben yine çocuktan dolayı öyle biterememiş olsamda).İyi okumalar.
94 syf.
Ömer Seyfettin, “İlk Namaz” adlı hikâyesinde kendisinin namaz kılmak için kalktığı keskin bir soğuk kış sabahında duyduğu ezan ile birlikte on beş sene önce yaşanan bir olayı anımsamasını anlatır. Birbiri içerisine geçmiş üç bölümden oluşan öyküde otobiyografik izlenimlerinden yola çıkarak Ömer Seyfettin, insanlığının çocuk saflığının bozuluşunu, ilerleyen yıllarda baş gösteren çürümüşlüğünü sert bir dille ortaya koyar. Peki, neden anlatımlarda çocukluk ağır bir yer kaplar? İsmail Çetişli’ye göre “ Ömer Seyfettin hikayelerini, çok büyük ölçüde olan ile olması istenen arasındaki çatışma üzerine kurar. Halin çok büyük ölçüde bozulduğunu görür ve bu durum karşısında, çareyi yakın (çocukluk) ve uzak geçmişe gitmekte bulur. Bu tavır, basit bir “kaçış” olarak nitelendirilemez. (Çetişli; 2012: 313). Çocukluk süreciyle ilgili bu öyküsü başta olmak üzere diğer öyküleri de (Kaşağı (1926), diyet, ilk cinayet, bomba, beyaz lale, bir hatıra, ilk düşen ak) birer psikanalitik vaka öyküsü olarak incelenebilir. Kışın bastırdığının apaçık bir şekilde tasvir edildiği birinci bölümde, yazarın kendisinden beklenilenin aksine girift tamlamalar kullanılır:
Odama dönünce yalancı bir sıcaklık bir nefes-i teselli gibi, havlunun altından kollarıma, yüzüme, ıslanmış saçlarıma temas ediyordu. Daha fecr-i sadık uyanmamıştı. Fecr-i kazibin donuk kırmızı sükuneti gecenin süradık-ı zalam-ı baridini parçalayarak büyüyor ve genişliyordu. (Seyfettin; 2012: 17)
Öykünün 1905 yazılış tarihi göz önünde bulundurulduğunda Yeni Lisan hareketinin daha sadece zihinlerde belirdiği ve hareketin resmiyet kazanmaması sebebiyle Ömer Seyfettin’in dönemin Fecr-i Ati ve Servet-i Fünun üslubu ve dil anlayışı konusunda etki altında kaldığı görülür. Öte yandan yapılan boğucu, karanlık, huzursuz edici betimlemeler ile kurgunun bu şekilde ilerleyeceği hissi okuyucuda uyandırılır. Böylelikle hikayenin başında verilen zaman ile birlikte mekanda da hafif bir siliklik şeklinde olsa da belirmeler başlamış olur. bu tasvirlerin hemen arkasından gelen ezan sesiyle ani bir şekilde on beş sene evveline gidilir:
Soğuktan büzülmüş ve mütefekkir, bu kainat-ı melul ve esmere karşı unutulmaz bir hitab-ı ulûhiyetin hâtırası gibi derinden akis ve ruhumu lerze-rîz-i haşyet eden ezanı dinlerken, onbeş senedir kalkabildiğim bu büyük ve meşbû-ı ruhaniyet sabahların birincisini düşünüyordum. Ah, onbeş sene evvel... (Seyfettin; 2012: 17)
Post modern anlatılarla özdeşleşmiş geriye dönüş tekniğinin Türk Edebiyatındaki ilk örneklerinden birini oluşturan “İlk Namaz”’da bu kullanımın aksine herhangi bir zihin bulanıklığı, bilinç kaybı yaşanmaz; adeta yazar okuyucuyu uyararak kurguda bir değişiklik olacağı hakkında ipucu verir. Öykünün bir hatıra temelli gelişmesinin yanı sıra, Ömer Seyfettin’in bu tekniği bilinçli olarak kullanmadığı düşüncesi hasıl olur okuyucu tarafında. Verilen alıntıdan öncesinde hikayenin hangi tema üzerinde gelişeceğini yazar tarafından verilmemesi sebebiyle mekanda, zamanda ve kurguda dönüşüme gidilmesi ilk başta anlaşılmaz. Böylece okuyucunun merak duygusu daha da perçinlenir; fakat bu durum pek fazla sürmez:
… , işte derhatır ediyorum, on beş sene evvel beni ilk sabah namazına kaldırmış idi. Galiba yine böyle bir kıştı. Onun odasına bitişik olan küçük odamdaki küçük karyolamda uyurken bir buse-i esir u hâr gibi alnımı okşayan nazik eliyle, nazik ince parmaklarıyla saçlarımı tarayarak:
- Haydi, Ömerciğim kalk, demişti, kalk, haydi yavrucuğum. (Seyfettin; 2012: 17)
Ezan sesiyle aniden yaratılan geçiş burada yerini yazar tarafından hazırlanan geçiş cümleleriyle kurgulamadaki gerilim seviyesi düşürülmüş olur. Öte yandan hikayenin girizgah bölümünde tasvir edilen boğuk, sıkıcı uzam yerini kışın ayazından uzak samimi sıcak bir ortama ve müşfik, fedakar bir anneye bırakır. Çocuk saflığıyla gözlerinden uyku akan küçük Ömer Seyfettin annesinin öpücükleriyle abdest almaya kaldırılır. Öte yandan ilerleyen bölümlerde anne ve çocuğu arasında olan diyaloglar silsilesi sebebiyle ilk bölümde göze çarpan ağır dil, girift tamlamalar yerini oldukça sade bir üsluba bırakır. Bu kullanımla birlikte çocukluk yıllarındaki safiyane karakter belirginleştirilir; eserin sonunda gösterilecek olan yılların getirdiği bozulmuşluğun iyice gösterilmesi adına bir araç kurguda devreye sokulur. Diyalogların hızlı akışının aksine çocuğun olgunlaşma süreci, farklılaşması oldukça yavaş bir şekilde verilir ve ilk durak namaz kılmadan önce getirilen iftitah tekbiridir:
“O, iftitah tekbirini ellerini omuzlarına kaldırarak kadın gibi yaparken, ben de gayr-i ihtiyarî onu taklit etmiştim. Sünneti bitirdikten sonra, bana, gözlerinin nûşin ve nafiz bir tebessümü ile gülerek:
- Yavrum, demişti, sen kadın mısın? Kadınlar öyle başlar, sen erkeksin, ellerini kulaklarına götüreceksin.

Ben de tekbiri öyle alıp annemden farkımı, niçin erkek olduğumu, erkekliğin ne olduğunu, erkek olmanın yalnız küçük kızları dövmek ve onlara hâkim olmaktan başka da farkları olacağını düşünerek namazı bitirdim.” (Seyfettin; 2012: 19)
Ali İhsan Kolcu’ya göre burada “Yazar, namaz kılma törenini sıradan bir namaz kılma eylemi olarak değil aynı zamanda ruhsal bakımdan erkekliğe geçiş töreni olarak da görür. İftitah tekbirine dair bu farklılık ona cinsiyeti ile ilgili yeni bilgiler verir.” (Kolcu; 2012: 21) Zaman kırılmasının ana bölümlerinden birini oluşturan anne ile arasında geçen olaylar hikayenin asıl gölgesinin çocuk üzerinde olmasını sağlar. Estetik bir anlayışın bir ürünü olmasının yanı sıra yazar, iki tabanlı anlatım tarzını çocukluğu ve şimdiki hali arasındaki uçsuz bucaksız farklılıkları, kendisini kirlenmiş bir ruh haline doğru götüren Dünya’nın özelliklerini okuyucuya göstermekte kullanır. Böylelikle iki ayrı ruh haline geçiş, iki ayrı sıçrayış vuku bulur. Öte yandan şimdiki zamanın tatsız, neşvesiz bir zaman olması, eski zamanları özlemle anışı, daha çok önemsiyor, daha değerli bulmasını açıkça ortaya koyuyor. Bahsedilen durum yıllar sonra Yahya Kemal’in 1934 yılında Nihat Sami Banarlı’ya ithafen yazdığı ‘Atik- Valde’den İnen Sokakta” adlı şiirinde tekrar canlanır:
“Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı

Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
"Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."”
Üsküdar’da bir mahallede yaşanan bir iftar vaktine dair izlenimlerini kaleme alan Beyatlı, tıpkı Ömer Seyfettin de olduğu gibi anı bir ürperişle geçmişe gider; bu tür duygularının kendisinde kalmasıyla yetinir. Ömer Seyfettin ise bu duruma karşı kayıtsız kalamaz ve öyküsünün son bölümünde karşı çıkışını dile getirir. Bunun yanı sıra hikâyenin ana fikrini oluşturan son bölümde önceden düşürülen gerilim bir de üslubun sertleşmesi ile birlikte tekrar yükselir:
“Ah, onbeş sene evvelki sabâvet ve şimdiki ben…

Şimdi mülevves emelleriyle, hırslarla, hakikatte kıymetsiz olan baîdül-vusul arzularla, hâsılı bütün bunların bir icmal-i mebhûtu olan o sebepsiz ve tahammülsüz bîkararlılıklarla mecruh olan ruhum, mecruh olan kalbim ve maneviyatım...”
Eserin son bölümünden bir parçayı oluşturan alıntıyla birlikte şimdiki zamana geri döner; geçmişi hatırlamasından dolayı dönemiyle mukayese etme imkânı bulmuştur. İftitah tekbiriyle başlayan olgunlaşma sürecini tamamlanmış olur. Kemale ulaştıktan sonra çocukluk zamanındaki saflık, hayattaki kötülükleri göremeyiş ve bundan dolayı mutlu yaşayış yüceltilir; aksine de bugünü suni, tatsız, neşvesiz günler silsilesi olarak zikreder. Tamamlanmış cümlelerin üst üste kullanımıyla yazarın yaşadığı hissel boşluk okuyucuya aksettirilir.
88 syf.
·Puan vermedi
Ömer Seyfettin'den içinizi ısıtacak kısa bir öykü. Bir Anne, çocuğunu sabah namazına kaldırıyor... Basit bir konu gibi dursa da, okuyunca neler kaybettiğimizi daha iyi anlayacağımız bir öykü.
94 syf.
·5/10 puan
Çocuklarınızın mutlaka okuması gereken bir kitap. Namazın güzelliğini gösteriyor. Umarım herkes bu kitaptaki mesajı anlar ve uygular. Okuyun, okutun...
⭐ Puan : 5/5
.
.
.
#kitapyorumu #books #bookstagram #kitap #tbt #kitaplar #kahvevekitap #kahve #ınstabook
88 syf.
·4 günde·6/10 puan
Kısa hikayelerden oluşan bir hikayeler derlemesi olan bunkitap; tam da ilkokul çağında okunması gereken ve milli bir kimlik kanazdırmaya yönelik dokunuşları olan hikayelerden oluşuyor.
"Bir Vasiyetname" adlı hikaye galiba aralarında beni en çok düşündürenlerden biriydi. İnsanın içinde hayata dair enerjisi bitse hatta canına kıymaya karar verip, servetini bağışlamayı düşündüğünde bile o servetin nasıl harcanması gerekeceğine dair karşı tarafa talimatlar hazırlayabilecek kadar kendini düşünen ve az bir yaşama enerjisi bulduğunda bütün bunlardan vazgeçip sonuna kadar sahip olduklarını bırakmak istemeyen bir varlık olduğunu düşündüren bir hikayeydi.
Ah, on beş sene evvelki çocukluk ve şimdiki ben..
Tatsız, neşesiz, muhabbetsiz, aşksız ve heyecansız, her şeysiz, boş bir hiçten daha boş geçen durgun hayat sermayesi...
Şimdi düşünüyorum ki, hayatta bu ıstıraplı ve şefkatsiz mazilerin yitip gitmesinden doğan ne garip bir hiçlik; yok olmaya can atan ve hayal dolu ne tuhaf bir beyhudelik, ne belirsiz, ne esrarlı bir sürat var!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlk Namaz
Baskı tarihi:
1 Kasım 2016
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754736922
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Ömer Seyfettin'in en seçkin hikayeleri çocuklarımızın istifadesine sunulmuştur.

Kitabı okuyanlar 358 okur

  • Hüseyin DEMİR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%1.4 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0